Meme Hastalıkları ve Mamografi


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Dünya üzerinde kalp ve damar hastalıklarından sonra en fazla ölüme neden olan hastalık grubu kanserlerdir. Erkeklerde en sık görülen kanser türü akciğer kanseri iken, kadınlarda en sık karşılaşılan kanser türü ise meme kanseridir. Hem ülkemizde hem de dünya genelinde çok sayıda insanı etkileyen meme kanseri; tüm kanser türlerinde olduğu gibi erken teşhisin çok önemli olduğu hastalıklardan bir tanesidir.

Meme kanserinde belirtilerin ortaya çıkması, kanserin oldukça ilerlemiş olan evrelerine denk gelir. Meme kanserinin evresinin ilerlemesiyle birlikte kanserin yayıldığı alan artarken çevre doku ve organlara yayılım yapma (metastaz) olasılığı yükselir. Erken teşhis için kadınlarda kendi kendine meme muayenesi ve belirli bir yaştan sonra rutin meme kanseri taraması yapılması çok önemlidir. İşte meme kanserine ilişkin tüm bilinmesi gerekenler…

Meme Kanseri Nedir?

Meme dokusunu meydana getiren hücrelerde kontrolsüz büyüme ve çoğalma sorununun varlığı ile tümörlerin oluşması, meme kanseri olarak adlandırılır. Son yıllarda görülme sıklığında önemli bir artış görülen meme kanseri, kadınları en fazla etkileyen kanser türüdür. Memedeki kanserli dokular, çevre dokulara ve yakında bulunan lenf bezlerine çok kolay bir şekilde metastaz yapabilir. Buna ek olarak tanının zamanında koyulmaması ile kanser vücuttaki diğer organlara da yayılabilir ve çok ilerlemiş kanser olgularında tedavi imkansızlaşabilir. Bu nedenle erken teşhis ve tedavinin bir an önce başlatılması büyük bir önem arz eder.

Yapılan bilimsel istatistiklere bakıldığında her 8 kadından birinin yaşamın herhangi bir döneminde meme kanserine yakalandığı görülmektedir. Bu oran oldukça yüksektir. Erken teşhis için sağlık otoriteleri tarafından önerilen en etkili yöntem, düzenli taramadır. 20 yaşın üzerindeki her kadın ayda bir düzenli olarak kendi kendine elle meme muayenesi yapmalı, meme dokusunu elle kontrol ederek ele gelen ağrılı veya ağrısız herhangi bir kitle ya da yapısal farklılık hissedip hissetmediğini kontrol etmelidir. Buna ek olarak yılda bir kez sağlık kuruluşlarına başvurularak meme kanseri taramasından geçilmesi önerilmektedir. Meme kanserinin görülme olasılığı yaşla birlikte arttığından özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda kontroller sıklaştırılmalıdır.

Meme Kanseri Nedenleri

Meme kanseri, tüm kadınları etkileyebilen yaygın ve ciddi bir sağlık sorunudur. Hastalığa yakalanma konusunda en büyük risk faktörü ileri yaş olmakla birlikte, meme kanserine yakalanma olasılığını arttıran birtakım farklı nedenler de söz konusudur. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Alkol, sigara ve tütün mamullerinin kullanımı,
  • Geç yaşta doğum yapmak veya hiç doğum yapmamış olmak,
  • Doğum yapan annelerin bebeğini emzirmemesi,
  • İlk adet kanamasının erken yaşta gerçekleşmiş olması,
  • İleri yaşta menopoza girme,
  • Fazla kilo ve obezite,
  • Sağlıksız ve dengesiz beslenme,
  • Hareketsiz yaşam,
  • Hormon içerikli ilaçların bilinçsiz kullanımı,
  • Memede fibroadenom gibi farklı iyi huylu hastalıkların varlığı,
  • Genetik yatkınlık.

Yukarıdaki durumlar meme kanserine yakalanma konusunda risk faktörü olarak değerlendirilmekle birlikte bu nedenlerin herhangi biri olmaksızın da meme kanseri gelişebilir. Ailesinde meme kanseri veya herhangi bir kanser olgusu bulunan bireyler daha fazla risk taşıdığından hekimlerinin önerdiği sıklıkla ve ihmal etmeksizin kontrollerini yaptırmalıdır.

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Meme kanseri, kanser türlerinin birçoğunda olduğu gibi başlangıç evrelerinde herhangi bir belirti vermeyebilir. Özellikle de kendi kendine meme muayenesi yapmayan kadınlarda meme kanserinin teşhisi buna bağlı olarak gecikebilir ve tedavi süreci zorlaşabilir. Kanserde evrenin ilerlemesiyle birlikte belirtiler de şiddetlenir. Meme kanserinde en yaygın ve en erken belirti memede ağrısız ve zaman içinde büyüyen kistlerin hissedilmesidir. Bu kistler başlangıçta henüz küçük boyutlu olduklarında kendi kendine meme muayenesi ile hissedilebilir. Zamanla boyutlarının büyümesi ile birlikte kolaylıkla ele gelecek büyüklüğe ulaşabilir. Hastaların bir kısmında ise bu kitleler ağrılı olabilir. Meme kanserinin diğer belirtileri arasında ise:

  • Meme derisinde kalınlaşma,
  • Memenin içten çekilmesi hissi,
  • Meme dokusunda şişlik ve tahrişler,
  • Memelerin ve meme uçlarının görünümünde değişiklikler,
  • Meme uçlarında hassasiyet ve içe dönük bir görünüm,
  • İleri evrelerdeki olgularda ağrı ve kanlı akıntılar yer alır.

Yukarıda verilen belirtilerden herhangi birinin veya birkaçının birden hissedilmesi halinde vakit kaybedilmeksizin sağlık kuruluşlarına başvurularak mamografi yaptırılmalı ve detaylı bir sağlık taramasından geçilmelidir.

Meme Kanseri Türleri

Meme kanseri memede köken aldığı doku ve yayılım gösterme eğilimi gibi faktörlere göre farklı alt türlere ayrılır. Meme kanserinin hangi türde olduğu, kanserli dokudan alınan biyopsi incelemesi sonucunda konulur. Biyopsi işlemi ile tümör dokusundan bir örnek alınarak incelenmek üzere ilgili laboratuvara gönderilir. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda kanserin türü tam olarak tespit edilebilir. Meme kanserinin en yaygın görülen iki türü lobüler ve duktal karsinomdur. Lobüler karsinomda tümör memede süt bezleri içerisinde oluşmuştur.

Duktal karsinom ise memedeki süt kanallarında bulunan hücrelerin kanserleşmesi sonucunda oluşan meme kanseri türüdür. Hem lobüler hem de duktal karsinom türlerin yayılmacı (invaziv) ve in situ (non-invaziv veya yayılmacı olmayan) olabilir. Sadece süt kanalı içerisinde görülen tümörler Duktal Karsinom In Situ olarak adlandırılır, süt kanalının dışına yayılım göstermiş olan meme kanserleri ise Invaziv Duktal Karsinom olarak adlandırılır. Aynı şekilde yalnızca süt bezlerini etkileyen meme kanseri Lobüler Karsinom In Situ, süt bezlerinin dışına da yayılmış olan meme kanser ise Invaziv Karsinom In Situ olarak adlandırılır.

Bu meme kanserleri en yaygın iki ana tür olmakla birlikte daha nadir olarak görülen kanser türleri arasında papiller, metaplastik, tübüler, medüller ve müsinöz gibi farklı meme kanseri türleri de mevcuttur. Kanserin türüne göre görülen belirtilerde de değişiklik görülebilir. Tedavi planına başlanmadan önce meme kanserinin hangi türde olduğu ve yayılım durumu tam olarak tespit edilmelidir. Türe ek olarak kanser ilerlemişlik düzeyine göre de sıfırıncı evreden dördüncü evreye kadar beş alt gruba ayrılır.

Meme Kanseri Tanısı ve Tedavisi

Meme kanseri teşhisi, rutin meme kanseri taramalarında tespit edilebilir veya meme kanseri belirtileri yaşayan, kendi kendine muayene sırasında kitle hisseden hastalarda yapılacak muayene sonrasında da teşhis edilebilir. Sağlık kuruluşuna başvuran hastalarda öncelikli olarak fiziksel muayene yapılır, ardından bazı tanı tekniklerinden yararlanılır. Sıklıkla tercih edilen tanı testleri arasında mamografi, biyopsi ve ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MR) gibi tıbbi görüntüleme tetkikleri yer alır. Ele gelen kitle şikayetiyle başvuran hastaların bir kısmında fibrokistik meme hastalığı olarak adlandırılan durum konusudur. Bu durum tam olarak bir hastalık şeklinde adlandırılamaz ve kadınların büyük bir kısmının sahip olduğu meme yapısının bir özelliğidir.

Fibrokistik memede içi sıvı dolu fibrokistler veya katı yapılı fibroadenomlar söz konusudur. Bunlar iyi huylu ve büyüme eğiliminde olmayan kistler olsa da meme kanserine yönelik taramalarda kafa karıştırabilir ve biyopsi gerektirebilirler. Bunların yanı sıra bazı kan testleri de istenebilir. Biyopsi sonucunda meme kanseri tanısı alan hastalarda kanserin türü, evresi ve hastanın sağlık durumu da gözetilerek tedavi planı oluşturulur. En sık kullanılan tedavi yöntemlerinden bir tanesi kemoterapidir.

Kemoterapi ile kanser hücrelerinin çeşitli kimyasal ilaçlar yardımıyla yok edilmesi hedeflenir. İkinci yaygın tedavi türü olan radyoterapi (ışın tedavisi) ise kanser hücrelerinin radyasyon ile yok edilmesi amaçlanır. İlk evrelerde tespit edilemeyen kanser olgularının büyük bir kısmında cerrahi operasyonlar tedavide yer alır. Bu uygulamalarda kanser hücrelerinin yayılım göstermiş olduğu alan cerrahi operasyon yardımıyla alınır. Meme dokusunun tamamen çıkarılması lumpektomi, meme dokusuna ek olarak çevre dokuların da bir kısmının çıkarılması mastektomi olarak adlandırılır.

Diğer bir tedavi seçeneği olan hormonal tedavi uygulamalarında ise memedeki kanserli dokuların çoğalmasını ve tümörlerin büyümesini kolaylaştıran hormonların baskılanması ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemlerden herhangi biri tercih edilebileceği gibi birkaçı bir arada da uygulanabilir.

Meme kanserinde erken teşhis, hayat kurtarıcı nitelikte bir öneme sahiptir. Bu nedenle siz de meme kanserinden korunmak istiyorsanız her ay kendi kendinize meme muayenesi yapmalı; menopoz öncesi dönemde yılda bir, menopoz sonrası dönemde ise 6 ayda bir mamografi çektirerek kanser taramasından geçmelisiniz.