Tubal hasar olarak da bilinen tüp tıkanıklığı sık görülen kısırlık sebeplerinden biridir. Rahim her iki tarafından uzanan fallop tüpleri denilen kanallarla yumurtalığa bağlıdır. Kadına bağlı kısırlık vakalarının üçte biri bu tüplerdeki tıkanıklıklardan kaynaklanmaktadır.

Tüpün lümeni yani iç kısmı tıkanmış olabilir, dış kısmı çevre dokulara yapışık olabilir veya iç kısmını döşeyen kirpiksi hücreler fonksiyon göremiyor olabilir. Bu gibi durumlarda tüp, yumurtayı içerisine alamaz veya alsa bile sperm tüp hareketlerindeki patolojiye bağlı olarak tüpe ulaşamaz ve yumurtayı dölleyemez. Kimi vakalarda ise döllenme gerçekleşse dahi oluşan embriyo rahme ulaşamaz ve dış gebelik oluşur.

Tüplerde Tıkanıklığın Nedenleri Nelerdir?

• En sık rastlanan sebebi hiç tedavi edilmemiş ya da yeterli tedavi edilmemiş enfeksiyonlardır. Genellikle enfeksiyon kaynağı daha önceki pelvik enfeksiyonlar, seksüel geçişli enfeksiyonlar, spiral kullanımı, düşük veya doğum sonrası enfeksiyonlar olabilmektedir.
• Geçirilmiş pelvis ya da karın içi ameliyatları tüplerde yapışıklıklar oluşturabilmektedir. Özellikle perfore olmuş apandisit buna sebebiyet verebilmektedir.
• Daha önce dış gebelik geçirmiş olmak riski artırmaktadır.
• Endometriozis (çikolata kisti) olgularında da tüplerde tıkanmalar olabilmektedir.

Tüp Tıkanıklığının Belirtileri Nelerdir?

Kadınların çoğunluğu kısırlık nedeniyle tetkik edilene kadar tüplerinin tıkalı olduğundan haberdar değildir. Bazıları ise adet ağrıları ya da kasık ağrıları şikayetlerini ifade ederler. Endometriozis (çikolata kisti) ve geçirilmiş herhangi bir enfeksiyon tüplerin tıkanıklığının başlıca sebeplerinden olduğu için bunlara ait belirtiler tüp tıkanıklığının belirtileri arasında sayılabilir.

Tüp Tıkanıklığı Nasıl Teşhis Edilir?

Tanı koymada en sık rahim filmi yani HSG (histerosalpingografi) kullanılmaktadır. HSG, rahim ve tüpleri görüntüleyen bir röntgendir. Normal bir röntgende rahim ve tüpler görülemez, görünür hale getirmek için rahim ağzından özel bir sıvı verilir ve bu esnada röntgen çekilir. Böylece rahim duvarları ile tüplerin yapısı ve geçirgenliği hakkında bilgi edinilir. Rahim iç duvarı ile ilgili patolojiler ve tüplere ait problemler HSG ile ortaya konulabilmektedir. HSG çekimi yaklaşık 15-20 dakika sürmekte ve genellikle adet ağrısı gibi bir ağrı hissedilmektedir. Hiç ağrı olmaması için anestezi ile de çekim yapılabilir.

HSG çekiminde hasta bir masaya yatırılır, spekulum takılır. Rahim ağzı temizlenerek ince bir kateter yerleştirilir ve bu kateterden radyoopak madde dediğimiz özel sıvı verilir. Bu sıvının rahime ve oradan tüpe akışı izlenerek o esnada rahim duvarları ile tüplerin patolojileri görülerek röntgen filmlerine kaydedilir. HSG’ye bağlı enfeksiyon olasılığını azaltmak için çekim öncesi antibiyotik verilmelidir. Bazen ağrı nedeniyle tüpün rahime birleştiği noktada spazma bağlı tıkanıkmış gibi bir görüntü olabilmektedir. Bu sebeple filmi çekmeden önce ağrı kesiciler verilmesi uygun olur. HSG tüpün dış kısmının çevre dokulara olan yapışıklıkları hakkında net bilgi vermemektedir.

Tüplerde tıkanıklık olup olmadığını kesin olarak anlamak için laparoskopi (karın içerisine kamera ile bakılması) işlemi de yapılabilir. Rahim filmi esnasında kasılmalar nedeniyle kapalı görülen tüplerin bir kısmının aslında açık olduğu laparoskopide ortaya çıkabilir. Laparoskopi ile tüplerden sıvı geçişi olup olmadığı, tüplerin çevre dokulara olan yapışıklıkları ve ayrıca karın içindeki yapışıklıklar ile endometriozis denilen hastalık gözle görülerek teşhis edilebilir.

Tanısal laparoskopi genellikle hastanede yatış gerektirmeyen, yarım saat gibi bir sürede tamamlanabilen ve genel anestezi altında yapılan bir operasyondur. Laparoskopi sırasında göbekten ve karın alt bölgesinden bir ya da iki küçük kesiden özel aletler ve ışıklı bir optik cihaz yerleştirilir. Karın içinin rahat görülebilmesi ve muhtemel damar ve bağırsak yaralanmalarından kaçınmak için karın içi 3-4 litre kadar karbondioksit gazı ile şişirilmektedir. Laparoskopi ile karın iç yüzeyi görüntülenmekte, yumurtalıklar, rahim ve tüplerin dış yüzeyleri ile ilgili patolojiler kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Eğer karın içi ve tüplerin dış yüzeylerinde yapışıklıklar mevcut ise aynı anda bunları serbestleştirmek mümkün olmaktadır. Laparoskopi sırasında rahim ağzından verilen bir sıvının (genellikle metilen mavisi) tüplerden geçişi kontrol edilebilmekte ve böylelikle tüplerin iç yüzeyinde bir tıkanıklık varsa anlaşılabilmektedir.
Laparoskopi tamamlandığında karın içindeki gaz boşaltılmaktadır çünkü karın içine verilen karbondioksit gazı operasyon sonrası omuz ağrısı ve şişkinlik hissi olarak hastaya rahatsızlık verebilmektedir. Genelde bu gibi şikayetler 24-48 saat içerisinde kaybolmaktadır.

Tüpleri Tıkalı Olan Bir Kadın Hamile Kalabilir mi?

Tüplerdeki tıkanıklığa bağlı kısırlık tedavisinde mikro cerrahi yöntem her zaman başarıyla sonuçlanmayabilir. Özellikle tüp tahribatı fazla olan hastalarda, yumurtalık rezervi az olanlarda veya hastanın yaşının ileri olduğu durumlarda tüp bebek uygulaması ilk planda düşünülmelidir. Tüp bebek tedavisiyle tüplerdeki patoloji by-pass edilmiş olur. Tek istisna ultrasonografide ya da rahim filminde görülen hidrosalpenks dediğimiz tıkalı tüpün içi sıvı dolu ve şiş bir hal aldığı durumlardır ki bu halde tüp bebek tedavisi öncesi tüpün laparoskopik çıkarılması veya tüpün rahimle bağlantısının laparoskopi esnasında kesilmesi önerilmektedir. Böylelikle tüp bebek başarısı ve canlı doğum oranları artmaktadır.