Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar, gelişen teknoloji ile birlikte, artık daha saf, içerdiği doz miktarı daha kesin ve uygulanması daha kolay olarak üretilmektedir. Bu da günümüzde tedaviyi daha güvenilir, yan etkileri daha az ve hastanın ilaçlarını kendisi uygulayabilmesi nedeniyle daha kolay hale getirmiştir.

Tüp Bebek Tedavisinde Kullanılan İlaçların Yan Etkileri

Her ilaç ve tedavide olduğu gibi tüp bebek ilaçlarının da yan etkileri bulunmaktadır. Bunlar çoğunlukla kısa sürede kendiliğinden düzelen, geçici etkilerdir. Sağlığı tehdit edebilecek durumlarla nadiren karşılaşırız.

Bu ilaçlar, çok sık olmasa da uygulama (enjeksiyon-iğne) bölgesinde hafif tahrişe yol açabilirler. Ayrıca nadiren rastlanmakla ve çok ciddi derecelerde olmamakla birlikte; baş ağrısı, göğüslerde hassasiyet, sıcak basması, yorgunluk, duygusal hassasiyet görülebilir.

Tüp bebek adayı kadınların endişelerinden biri tedavinin kilo aldıracağıdır. Kısa süre için; iştah değişikliği, vücutta su tutulumu ve ödeme bağlı birkaç kilo ağırlık artışı olabilir. Ancak bu durum geçicidir ve gıda alımında aşırıya kaçılmadıkça uzun vadede kalıcı kilo artışı olmaz.

Yine sık karşılaştığımız sorulardan biri; tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların kanser yapması ya da erken menopoza yol açması ile ilgili olandır. Bu konuda pek çok ve geniş ölçekli araştırma yapılmış olup, bu tedaviler ile yumurtalık ve meme kanserleri arasında direkt bir ilişki gösterilmemiştir. Hiç doğum yapmamış infertil kadınlarda-hiç tedavi görmeseler dahi- yumurtalık kanseri riskinin artmış olduğu bilinmektedir. Ayrıca bu tedavinin yumurtalıklardaki yumurtaları tüketip hastayı erken menopoza sokması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir.

Yumurta geliştirici tedavide kullanılan ilaçlar; yumurtalıkların aşırı büyümesi, karın şişliği, bulantı, kusma ile seyreden bir tabloya yol açabilirler. OHSS (yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu) adı verilen bu durum hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç seviyede karşımıza çıkabilir. En sık hafif form ile karşılaşırız. Yumurtalıklar büyümüştür, karında hafif rahatsızlık hissedilir. İstirahat ve gerekirse ağrı kesiciler ile birkaç günde düzelir. Orta dereceli OHSS’de bu belirtilere bulantı-kusma da eklenir, karın şişliği daha fazladır. Bu durum da yakın takip ve hasta konforunu düzeltici tedavilerle kısa sürede gerileyecektir. Şiddetli OHSS, karın boşluğunda sıvı birikiminin ve nefes darlığının da eşlik ettiği, hastanın genel durumunu bozan bir tablodur. Yüzde 1 civarında hastada görülür ve hastaneye yatmayı gerektirebilir.

Belirtiler genellikle yumurta toplama işleminden 4-5 gün sonra başlar. Hafif ve orta dereceli OHSS günler içinde kendiliğinden iyileşir. Eğer embryo transferi yapılmış ve gebelik oluşmuşsa bu düzelme gecikir, bazen birkaç hafta sürebilir.

OHSS’den kaçınmak için en önemli faktör, tedavi sırasında yakın takiptir. Eğer hastanın ilaçlara yanıtı çok fazla olmuş ve estradiol hormon seviyesi çok artmışsa, ilaç vermeden geçirilecek günler ile bu seviyenin düşmesi beklenir.

Gebelik oluşması bu durumu ağırlaştırabileceğinden, embryoların transfer edilmeyip dondurularak saklanması riskli hastalarda tercih ettiğimiz bir yoldur. Hastanın yumurtalıkları eski durumuna döndükten sonra, dondurulmuş embryolar çözdürülerek transfer yapılır. Böylece hasta şiddetli OHSS’den korunmuş olur ve gebelik şansı da bu durumdan olumsuz etkilenmez.