Tüp bebek tedavisi hayli teknik bir süreç olduğundan bu süre içinde hastalar kendilerini bilimsel bir işleme tabi tutuluyormuş ve sonuç üzerinde hiçbir etkisi yokmuş gibi hissedebiliyor. Ancak durum bunun tam aksine gerçekleşiyor. Tüp bebek tedavisi sırasında da tedavinin merkezinde hasta duruyor. Bu nedenle de, bireysel olarak tedavinin etkisini artırmak ve sonrasında vücudunuzun kendini toparlamasına yardımcı olabilmesi için yapılabilecek birçok şey bulunuyor. ABD ve İngiltere’de en çok okunan Zita West’in kaleme aldığı Fertilty&Conception kitabının Bahçeci Sağlık Grubu tarafından Türkçe’ye kazandırılan Doğurganlık ve Gebe Kalma Rehberi bu anlamda önemli bir kaynak niteliğini taşıyor.

Kontrolü ele alın

Bu tedavilerdeki işlemler ve ilaçlar vücudumuza bir hayli yük bindireceğinden başarı şansınızı artırmak için tedaviden en az 4 veya 6 hafta önce kendinizi hazırlamaya başlamanızda yarar görülüyor. Zita West kitabında, tedavinin etkili olmasına yardım etmek ve tüm süreçlerde kontrolün sizde olduğu duygusunu kazanmak için yapılabilecekleri şöyle sıralıyor: “Bazı kadınların daha önceden yaşadığı bir takım tecrübeler olabilir ama kendinizi hazırlar ve dikkatinizi toplarsanız her şeyle başa çıkabilir, bu deneyimden çok şey kazanabilirsiniz. Duyduğunuz korku ve endişenin büyük kısmı IVF’in bedenin doğal süreçlerinden nasıl faydalandığını, tedavinin aşamalarında nelerin hedeflendiğini ve olası sonuçları anlamakla giderilebilir. Bu bilgiyi doğal kaynakları olacağını hayalinizde canlandırmak için kullanın.

Bedeninizi Hazırlayın

Tedaviye başlayacak kadınlara bedenin hazırlanması ile ilgili şu öneriler sunuluyor:

– Daha önce bir IVF tedavisi gördüyseniz, yeni bir tedaviye başlamadan önce yumurtalıklarınızın kendini toparlaması için bir iki ay beklemeyi tercih edin.
– Kilonuzu kontrol edin; aşırı kilolu değilseniz IVF tedavisinde başarı ihtimali daha fazla olacaktır. Eğer kiloluysanız yeme alışkanlıklarınızı değiştirerek önemli besin ögelerinden kendinizi mahrum bırakmadan yavaş yavaş kilo vermeye çalışın.
– Benzer şekilde eğer çok zayıfsanız; tedaviyi kaldırabilmek için kilo alabileceğiniz şekilde beslenme alışkanlıklarınızı değiştirin. Bu konuda dilerseniz profesyonel destek de alabilirsiniz.
– Hiçbir şekilde sigara kullanmayın. Sigara rahim içi zarına zarar vereceği için sigara dumanının olduğu ortamlardan uzak durun.
– Aerobik gibi zorlayıcı egzersizlerden uzak durun. Hormon sisteminiz IVF tedavisi için çalışmayı bırakırken bedeninizin dinlenmeye ihtiyacı vardır. Yoga veya yürüyüş gibi hafif egzersizler tercih edebilirsiniz.
– Sağlıklı beslenin! Sağlıklı beslenmek ve bir detoks programı uygulamak, IVF tedavisi sırasında stres altına girecek olan vücut sistemlerini güçlendirmeye yarayacaktır. İlk başta çikolatadan, şekerli ve işlenmiş gıdalardan, tuzlu çerezlerden, kahveden, çaydan, kolalı içeceklerden, gazlı içeceklerden ve alkolden uzak durarak başlayabilirsiniz.
– Akupunkturdan faydalanabilirsiniz! Doğurganlık ve Gebe Kalma Rehberi’ne göre, IVF’ ye hazırlanırken ve tedavi süresince akupunktur tedavisinden de faydalanmak mümkün. Kitapta ayrıca, haftalık akupunktur uygulamalarının rahim iç zarının oluşmasına, foliküllerin gelişmesine ve embriyo transferinden sonra implantasyonu ve gebeliği desteklediğine dair araştırma verilerinin de bulunduğu ifade ediliyor.
– Hayalinizde canlandırın! Zita West kitabında IVF tedavisinin her aşamasında, kadının bedeninde meydana gelenleri hayalinde canlandırmasını istiyor; yumurtaların olgunlaşması, rahim iç zarının kalınlaşması, embriyoların yerleştirilmesi gibi. Bu yaklaşımın yaratacağı olumlu etkiyi ise şu cümlelerde anlatıyor: “Çinliler, dikkatinizi bedeninizdeki belirli bir bölgeye yoğunlaştırırsanız, hayat enerjisinin o noktaya akacağına inanır. Bu olumlu canlandırmaların tarifini bir kağıda yazın ve düzenli olarak tekrar etmenizi hatırlatacak şekilde evinizdeki bazı köşelere yerleştirin. Vücudunuzun ilaçlara çok iyi cevap verdiği gibi başka olumlamaları da yazın. Bunu yaparken kendinizi biraz tuhaf hissedebilirsiniz ama unutmayın ki zihin çok güçlü bir araçtır. Neye inandığınız, sonunda ne olduğunuzu belirler. Gerçekten de bir bebeğiniz olacağına, bunun yaparken sağlığınızı koruyacağınıza ve bağışıklık sisteminizi tehlikeye atmayacağınıza inanmalısınız.”
-Su içmeyi ihmal etmeyin! Su, vücudun her hücresi ve dolayısıyla herkes için hayati önem taşıdığı için tedavi öncesinde ve tedavi süresince de günde en az iki litre su tüketilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.