Çocuk sahibi olamayan ve tedaviye ihtiyaç duyan çiftler için tıp bilimi özellikle son yirmi yıl içinde inanılmaz bir hızla çok büyük gelişmeler göstermiştir. Tüp bebek uygulamaları hastalarımızla birlikte büyük sorumluluk paylaştığımız bir tedavi sürecini kapsamaktadır. Yazımızda bu sürece dair tüm bilgilere ulaşabilirsiniz.

Tüp Bebek Tedavisi

Tüp bebek, infertilite (kısırlık) tanısı konmuş çiftlerin çocuk sahibi olmasını sağlamak için kullanılan bir yardımla üreme tekniğidir. Bu teknikte anne adayından toplanan yumurtalar, baba adayının spermleriyle laboratuvar ortamında birleştirilmekte ve embriyolar elde edilmektedir. Bu embriyolar, gelişimleri laboratuvarda bir süre takip edildikten sonra anne rahmine transfer edilmektedir. Embriyo transferinden yaklaşık 12 gün sonra, anne adayına gebelik testi yapılarak sonuç öğrenilir.

Tüp Bebek Tedavisinden Önce Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Tüp bebek tedavisine başlamadan önce daha basit yöntemlerle gebe kalınıp kalınmayacağı araştırılmalıdır. Yumurta sayısını artırıcı tedaviler sayesinde, kadında birden fazla yumurtanın gelişmesi sağlanabilir. Bunun için hap bazen de hormon iğneleri kullanılır ve daha fazla sayıda yumurtanın büyümesi sağlanır. Doktorunuzun belirleyeceği bir zamanda cinsel ilişkide bulunarak doğal yolla hamile kalma şansını yakalayabilirsiniz.

Tüp Bebek Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Anne adayının, adetinin ilk günlerinde yumurtalıklarının uyarılması ile başlanan tüp bebek tedavisi, ortalama üç haftalık bir sürede tamamlanmaktadır. Bu süreçte kadının kontrol ve tedaviler için belirli aralıklarla tüp bebek merkezimize gelmesi gerekmektedir. Baba adayının sadece yumurta toplama gününde sperm vermek için kliniğe gelmesi yeterlidir.

Tüp Bebek Tedavisine Ne Zaman Başlamak Gerekir?

Çiftin bir yıl boyunca düzenli olarak korunmadan cinsel ilişkiye girmesine rağmen anne adayı gebe kalamamışsa tüp bebek seçeneğini değerlendirmeye başlaması gerekmektedir. Peki her çift bu bir yılın dolmasını beklemeli midir?
Kadınlar söz konusu olduğunda 35 yaşın üzerindeyseniz bir yılı beklememeniz önerilir. Yaş ilerledikçe gebelik şansı azaldığı için 6 ay içinde, 40 yaş ve üzerinde ise 3 ay içinde gebe kalınmaması halinde bir uzmana başvurmalıdır. Aşağıda sıralanan nedenlerin söz konusu olduğu durumlarda da tüp bebek tedavisi bir alternatif olarak değerlendirilebilir.

• Yumurta rezervi azalmışsa,
• Adetler düzensiz ise (21 günden kısa 35 günden uzun, özellikle kilo ve vücutta kıllanma artmış ise),
• Geçirilmiş yumurtalık iltihabı (pelvik inflamatuar) varsa,
• Daha önceden dış gebelik geçirilmiş ise (ameliyatla tüp alınmış olabilir veya ilaçla tedavi edilmiş olabilir),
• Karın ameliyatları geçirilmiş ise (apandisit, bağırsak veya herhangi bir nedenle yapılan karın ameliyatları yapışıklıklara ve tüplerin kapanmasına neden olabilir),
• Cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi varsa,
• Gebelik düşünmeden önce doğum kontrol amaçlı spiral kullanım hikayesi varsa
• Endometriozis teşhisi konmuşsa bir tüp bebek uzmanıyla görüşülmelidir.

Erkekler söz konusu olduğunda ise aşağıdaki durumlarda tüp bebek süreci başlatılabilir:

• İleri yaşta geçirilmiş ve testisleri etkilemiş kabakulak hikâyesi varsa,
• Testis travması varsa,
• İnmemiş testis ameliyatı olmuşsa,
• Cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi varsa,
• Erken boşalma ve ereksiyon problemi varsa,
• Kimyasal veya radyasyonlu ortamlarda çalışılmışsa,
• Birinci derece yakınlarda veya kardeşlerde infertilite problemi yaşanmışsa bir uzmanla görüşülmelidir.

Aşağıdaki durumlardan herhangi biri söz konusu ise tüp bebek yaptırma ihtimali neredeyse kaçınılmazdır:

• Eşlerden herhangi birinde bilinen genetik geçişli hastalık varsa (kistik fibrozis, talasemi, hemofili vb.)
• Hepatit ve HIV gibi bulaşıcı hastalıklarda eşi korumak için
• Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi gibi)

Tüp Bebek Tedavisinde Yaş Sınırı Var mıdır?

İş hayatının yoğunluğu, kadının kariyerini tamamlaması için gereken sürenin günümüz koşullarında uzamış olması, kadının çocuk sahibi olmayı isteme yaşını ileriye atmaktadır. Bu nedenle ileri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadın yaşı Türkiye’de olduğu gibi dünyada da yaşanan en önemli problemlerden biridir. Kadın yaşı çocuk sahibi olmayı belirleyen en önemi faktörlerden biridir. Günümüz koşullarında klinikten kliniğe değişmekle beraber 45 maksimum 46 yaş kadında tüp bebek tedavisine kabul edilme sınırıdır.

Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılır?

Amacına uygun ve başarılı bir tüp bebek tedavisi genellikle 4 aşama olarak gerçekleştirmektedir. Her bir aşama, doğru şekilde uygulandığında veya takip edildiğinde bir sonraki aşama için önemli bir temel taşı olma niteliğini taşımaktadır. Tüp bebek tedavisini oluşturan bu aşamaları dört ana başlık altında toplamak mümkün.

Tüp Bebek Aşamaları

Tüp bebek tedavisi öncesi adayların detaylı incelenmesi

Bir çift, tüp bebek kliniğine ilk başvurulduğunda ilgili uzman doktor, çift ile ayrıntılı bir görüşme yapmaktadır. Tüp bebek aşamalarının ilk adımı olan bu görüşmede doktor hastanın öyküsünü dinler. Bu aşama, aslında tedavi sürecinin doğru şekilde planlanabilmesi için en önemli aşamayı oluşturmaktadır.

Bu aşamada yapılan önemli bir yanlış, çiftlerin bazı konuları veya soruları kendilerince önemsiz görmeleri ve doktoruyla detay paylaşma gereği duymamalarıdır. Bu aşamada detay veya önemsiz gibi görünen pek çok konu veya tecrübe aslında tedavi açısından son derece değerlidir ve bu nedenle görüşmede doktora aktarılması gereken bilgilerin çiftler tarafından önem derecelendirmesi veya sıralaması yapılmamalıdır. Sorulan sorulara karşı tarafın istediği şekilde detaylı ve doğru olarak cevap verilmelidir.

Bu görüşme sırasında aynı zamanda çiftlerin uygunluk durumuna göre gerekli muayene ve ultrasonografik incelemeler yapılmaktadır. Özellikle kadının yumurtalık kapasitesi ve rahmi ile ilgili bilgi edinilmeye çalışılmaktadır. Gerekli görüldüğünde rahim filmi (HSG) veya histeroskopi yapılması istenebilmektedir. Bunun dışında kadına ait tiroid fonksiyon testleri ve prolaktin hormon düzeyi ile kan sayımı, kan grubu ve serolojik testler dediğimiz hepatit ve HIV testleri de istenebilmektedir.

Mevcut sperm analizine veya (varsa) önceki test/deneme sonuçlarına göre erkeğin ayrıca üroloji/androloji uzmanı ile görüşmesi sağlanarak tanısal değerlendirme/muayene yapılmaktadır.

Bütün bu değerlendirmelerin ardından çift, mevcut medikal durumları ve bu durumda neler yapılması gerektiği ve başlatılacak tüp bebek süreci hakkında bilgilendirilmektedir. Dışarıdan bakıldığında standart gibi görünse de uzman doktorlar tarafından planlanan tedavi protokolleri her çifte ve kişiye özeldir. Kullanılan ilaçların dozları da kişiye göre ve yumurtalık cevabına göre ayarlanmaktadır. Bu sebeple doktorun verdiği tedavi protokolleri ve ilaç rejimleri diğer çiftlerle karşılaştırılmamalı ve bu konuda tereddütler ya da rahatsızlıklar varsa mutlaka doktor ile paylaşılmalı, cevaplar sadece kendisinden öğrenilmelidir.

Tüp Bebek Tedavisinde Uzun Protokol

Uzun protokolde adetin 21-23’üncü günlerinde başlayan (düzenli, 28 günde bir adet gören kadınlarda) aşı gibi bir iğnenin, GnRH agonistinin günlük uygulandığı yaklaşık 8-14 gün süren bir hazırlık aşaması ile başlamaktadır. Bu aşama ile gelişecek foliküllerin homojen büyümelerini sağlamak için bir tür hormonal baskılama yapılmaktadır. Bu aşamada kullanılacak iğneyi hastalar kendi kendilerine uygulayabilirler, aşı gibi cilt altına verildiğinden iğnenin hasta tarafından kullanılması oldukça kolaydır. Bu iğnenin kullanımı sırasında vajinal kanama olduğunda kanamanın 3. günü ya da kanama olmazsa iğnenin 14. günü hasta ultrason yapılmak üzere çağrılmaktadır. Ultrasonda endometriumun ince olduğu (5mm ve altı) ve yumurtalıklarda 10 mm’nin üzerinde folikül olmadığı görüldüğünde ikinci aşamaya geçilmektedir.

Yumurtalık uyarıcı hormonlarla yumurtaların geliştirilmesi ve takibi

Tüp bebek tedavisinin ikinci aşamasında amaç, öncelikle vücudun yumurta üretim sistemini baskılayarak veya kontrol altında tutarak dışarıdan verilen FSH, HMG içeren hormon iğneleri ile düzenli bir şekilde yumurtalıkların uyarılması ve çok sayıda folikülün (içinde yumurta hücresi olduğu düşünülen kesecikler) gelişiminin sağlanabilmesidir. Gelişen folikül sayısının az veya gerekenden çok fazla olması tedavide başarı şansını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle hormon iğnelerinin başlangıç dozu kadının yaşı, kilosu, varsa önceki tedavilerine göre belirlenmektedir.

Folikül gelişim takibi kanda östrojen düzeyi ve ultrasonografide folikül sayısı ve boyutları ölçülerek yapılmakta ve bu verilerin birlikte değerlendirilmesi ile FSH, HMG içeren iğnelerin dozu yumurta geliştirilmesi aşaması süresince belirlenmektedir. Foliküller büyüdükçe kandaki östrojen düzeyleri yükselmektedir. Bazı özel durumlarda kan LH ve progesteron hormonları da ölçülerek fikir edinilmektedir.

Bu takipler yumurtalıkların cevabına göre günlük ya da gün aşırı olabilir. Yaklaşık 8-10 gün süren ikinci aşama sonrası foliküllerin en büyüğü 18-20 mm boyutlarına ulaştığında HCG iğnesi ile (çatlatma iğnesi olarak da bilinmektedir) yumurtalar olgunlaşma sürecine girer ve bu iğneden yaklaşık 34-36 saat sonra yumurtalar ameliyathane ortamında hafif bir anestezi altında iğne ile toplanarak embriyoloji laboratuvarına ulaştırılır.

Takip sırasında ultrasonda görülen her folikülden yumurta geleceğinin bir garantisi yoktur. İşlem sonrası elde edilen yumurta sayısı ile doktorunuzun gelişimi takip ettiği folikül sayısı değişiklik gösterebilmektedir.
Her kadında folikül sayısı aynı oranda gelişmez. Bazı kadınlarda yüksek doz iğneler kullanılsa bile tek folikül gelişebilir veya az sayıda gelişen foliküllerden yumurta elde edilemeyebilmektedir. Genellikle ileri yaşta ya da yumurtalık kapasitesi zayıf kadınlarda görülebilen bu durumda başarı şansının düşüktür. Bu gibi durumlarda yeni bir siklus ile daha fazla yumurta alınabileceği düşünülüyorsa tedavi iptal edilebilmektedir.

Bazen de yumurtalıklar ilaçlara aşırı tepki verebilmektedir. OHSS olarak tanımlanan hiperstimulasyon (aşırı uyarılma) sendromu gelişebilmektedir. Bu durumda yumurtalar toplanarak oluşan embriyolar dondurulabilir ve transfer iptal edilebilir. Böylelikle gebelik oluştuğunda hastanın durumunun daha da kötüleşmesi engellenmiş olmaktadır.

Yumurtaların ve sperm hücrelerinin elde edilmesi, laboratuvar ortamında döllenmesi ve embriyo gelişiminin takibi

Laboratuvar ortamına alınan yumurta hücreleri, anne rahmine en yakın ortamı sağlayan özel cihazlar (inkübatörler) ve büyüme sıvıları içerisinde toplanmakta ve dölleme işlemine (inseminasyon) kadar bu ortamlarda tutulmaktadır. Bu sırada erkekten sperm örneği alınarak daha önceden planlandığı şekilde hazırlanarak döllenmeye hazır hale getirilmektedir. Döllenme işlemi için taze spermin mevcut olmaması gibi bazı özel durumlarda daha önceden dondurularak saklanmış spermler çözülerek kullanılabilmektedir. Ayrıca menide sperm hücresi elde edilemediği durumlarda baba adayının yumurtalıklarından cerrahi yolla sperm elde edilerek tedavi gerçekleştirilebilmektedir. Başarılı bir tüp bebek merkezinde tüm bu olasılıklar çiftlerin detaylı analizlerine bağlı olarak değerlendirilir. Böylelikle işlem günü nasıl bir tedavi metodu kullanılacağı önceden belirlenerek başarı oranları en üst düzeyde tutulmaktadır.

Dölleme işlemi iki temel metod doğrultusunda gerçekleştirilir:

• Klasik tüp bebek: Sperm ve yumurta hücrelerinin aynı ortam içine konulması ile hareketli spermlerin doğal ortamlarında yumurtaya ulaşarak döllenme sağlanır.

• Mikroenjeksiyon: Seçilmiş sperm hücresinin yumurta içerisine mikrokanüller kullanılarak enjekte edilmektedir.
Dölleme işlemi sonrası yumurtalar inkübatör adı verilen ve rahim ortamını en iyi şekilde taklit eden cihazlar içerisinde muhafaza edilmektedir. Embriyoların gelişimi günlük olarak takip edilmektedir. Günlük takiplerin amacı rahme tutunma olasılığı en yüksek ve kaliteli embriyonun seçilmesidir ve her çiftin bu aşamada embriyo gelişimi birbirinden farklılık gösterebilmektedir. Yüksek teknoloji kullanan seçkin laboratuarlarda embriyoların büyütülmesi, takibi ve seçilmesi aşamalarında son birkaç yıldır dinamik embriyo görüntüleme sistemleri barındıran özel inkübatör cihazları kullanılmaktadır. Halk arasında “embryoskop” olarak ta bilinen bu cihazlar ile embriyolar bulundukları ortamda herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek kalmadan canlı olarak izlenebilmekte ve böylece gebelik oluşturma potansiyeli en yüksek embriyonun seçimi daha doğru ve daha güvenli yapılabilmektedir.

Tüp Bebek Tedavilerinde Transfer Edilecek Embriyolara Neye Göre Karar Verilir?

Tüp bebek tedavisinde transfer edilecek embriyoya embriyo kalitesine göre karar verilmektedir. Sperm ve yumurta döllenme işleminden sonra embriyo günlük olarak embriyoloji laboratuvarında takip edilmektedir. Hastanın yaşına, elde edilen embriyo sayısına ve embriyo gelişiminde gösterdiği olgunluğa göre embriyo kalitesi değerlendirilmektedir. Bazı hastalarda ikinci gün transferi uygunken bazı hastalarda üçüncü gün transferi daha uygundur. Bazı hastalarda ise embriyo 5’inci güne kadar takip edilmekte ve blastokist aşamasındayken transfer gerçekleştirilmektedir. Embriyolog ve tüp bebek doktoru tarafından hastanın daha önce geçirdiği tedavi sayısına, embriyonun kalitesine ve hastanın yaşına göre bir karar verilerek embriyoların hangi gün ve hangi sayıda transfer edileceği belirlenir.

Seçilen embriyoların rahme transferi,

Standart tüp bebek tedavisinde en kısa süren fakat en önemli aşama embriyo transferi aşamasıdır. Zira tüm tedavi boyunca geliştirilmiş bir embriyonun rahme transferinin doğru şartlarda yapılamaması tüm tedavi başarısını riske atabilmektedir. Bu nedenle tüp bebek tedavilerinde embriyo kalitesi ve seçimi kadar transferi yapan doktorun bu konudaki tecrübesi ve başarısı da son derece önem taşımaktadır.

Transfer günü hastaya göre değişiklik gösterebilir.

Transfer gününün belirlenmesi kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Tüp bebek tedavilerinde embriyo transferi günü daha önceden planlanan bir gün olabildiği gibi embriyo gelişimi sırasında elde edilen verilere göre planlanan günden farklı bir güne de çekilebilir. Bu değişiklik tamamen anne adayının gebelik şansını yükseltmek için planlanan bir değişikliktir. Endişelenmeye gerek yoktur.

Transfer sonrası eğer halen laboratuvarda gelişimi devam eden iyi kalite embriyolar mevcut ise bu embriyolar uygun şartlarda dondurularak saklanmaktadır. Dondurularak saklanan embriyolar, daha ileri bir tarihte tekrar planlanan bir tedavide kullanılabilmektedir. Dolayısı ile embriyoların dondurularak saklanacak olması ek bir tedavi şansı sağlayabilmesi açısından son derece önem taşımaktadır.

Tüp Bebek Tedavisiyle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Tüp Bebek Tedavisi Gören Kadınlar Erken Menopoza Girer mi?

Hayır. Yumurtalığınızda her ay kullanılmadan atılan yüzlerce yumurtadan bir kısmı verilen hormon tedavisi ile kullanılabilir hale getirilmektedir. Yani sadece o ay için seçilmemiş, harcanacak yumurtalar kullanılır.

Tüp Bebek Tedavisi Kansere Neden Olur mu?

Hayır. Ailede hormon bağımlılığı nedeniyle oluşmuş olan kanser vakaları bulunuyorsa dikkatli olunmalıdır. Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların var olmayan bir kanseri başlattığına dair bilimsel veri bulunmamaktadır.

Tüp Bebek Yöntemiyle Doğan Bebekler Seçilmiş Bebekler midir?

Hayır. Hastalık taşımaları anlamında bu bebekler doğal yolla doğan bebeklerden farklı değildir. Bebekler anne ve babalarının sahip olduğu genetik kodları taşırlar ve neslin devamı için var olan ortak gen havuzunu kullanırlar.

Tüp Bebek Tedavisinden Sonra Düşük Riski Yüksek midir?

İlk üç ay için gerekli tıbbi desteğin uygulanması durumunda düşük oranları normal hamilelik ile benzer değerlere sahiptir.

Tüp Bebekte Embriyo Transferi Kısıtlaması Nasıl Uygulanmaktadır?

İlk iki uygulama ve 35 yaş altındaki kadınlarda transfer edilebilen embriyo sayısı bir, 35 yaşından büyük kadınlar ve iki denemeden fazla deneme yapmış olan hastalarda ise iki embriyo transferine izin verilmektedir.

Transfer Edilmeyen ve Kullanılmamış Olan Embriyolara Ne Olur?

İyi merkezlerde elde edilmiş ancak kullanılmamış olan embriyolar dondurularak beş seneye kadar çiftlerin yazılı izni alınması koşuluyla saklanabilmektedir.

Embriyolara Genetik Tanı Yapılması (PGD), %100 Sağlıklı Çocuk Sahibi Olmayı Sağlar mı?

Hayır. Bu genetik tanı yöntemi sadece belirli hastalıkları tarayabilir. Gerekli durumlarda çiftlere önerilen, embriyo seçmeyi sağlayan bir yöntemdir.

Blastokist Ne Demektir?

Embriyo seçiminde daha kuvvetli embriyoyu belirleyebilmek adına, beşinci güne kadar laboratuvarda takip edilen ve gebelik potansiyeli daha yüksek embriyodur.

Bebek sahibi olma konusunda sorun yaşayan çiftlerin; zaman kaybetmeden güvenilir, modern ve tecrübeli bir tüp bebek merkezine başvurmaları gerekir. Çiftler merkez seçimi öncesinde iyi bir araştırma yapmalı, merkezin ve uzmanın başarı grafiğini dikkatlice incelemelidir.

Tüm sorularınız için 444 39 49 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz. Unutmayın; Birlikten Bebek Doğar!