Kadın infertilitesinin en sık sebebidir ve aynı zamanda da doğru bir tedavi ile başarı şansının en yüksek olduğu gruptur. Genellikle kadınlar adet düzensizliği veya adet olamama şikayeti ile gelirler. Bazı kadınlarda da vücut tüylenmesinde artış, akne, göğüslerden süt gelmesi şikayetleri olabilir. Düzenli, yani yaklaşık 28 günlük döngülerle adet gören bir kadının yumurtlaması da büyük olasılıkla düzenlidir fakat nadiren de olsa yumurtlama problemi mevcut olabilir.

Yumurtalık rezervinin çok azalmış olması, radyoterapi ya da kemoterapi sonrası yumurtalık hasarı, polilistik yumurtalıklar, prolaktin hormonu yüksekliği, ağır psikolojik stres, kısa süre içinde fazla kilo kaybı ya da alımı, tiroid bezi ya da böbreküstü bezi fonksiyon bozuklukları yumurtlama problemlerine yol açabilirler.

Yumurtlama olup olmadığını tespit etmede en güvenilir yol ultrason ile yumurta takibi yapmak ve yumurtanın ‘çatladığını’ görmektir. Fakat sorunu olmayan kadınlarda da zaman zaman yumurtlama olmaması söz konusudur ve bu sebeple tek bir takip ile yumurtlama probleminin adını koymak doğru değildir. Ayrıca istenecek TSH hormonu, PRL (prolaktin) hormonu, serum androjen düzeyleri (serbest testosteron, LH, DHEAS….), FSH hormonu tanı koymada yardımcı olabilir.

Tedavi yönelimleri tanıya göre değişmektedir. Eğer bir erken menopoz mevcutsa durum farklılık arz etmektedir. Fazla kilolu hanımlarda öncelikle kilo vermesi önerilir. Yumurtlama uyarıcı ilaçlarla takip tedavinin temelini oluşturmaktadır.

Yumurtlama uyarıcı ilaçlar hormonal içerikli olup tablet formda olanlar (clomiphene, tamoxifen, bromocriptine, Letrozole..) ve iğne formunda olanlar (HMG veya FSH) mevcuttur.

Clomiphene (Klomifen) en eski fertilite ilacıdır ve 1960’lardan beri kullanılmaktadır. Clomiphene vücutta estrojen hormonu yokmuş gibi bir durum oluşturarak, bunu telafi etmek amacıyla FSH ve LH hormonlarının fazla salınımına sebep olur ve böylelikle folikül dediğimiz yumurta içeren kesecikler gelişmeye başlar. Clomiphene ile ovulasyon uyarılmasında adetin 2-5. günlerinde günde 1 tablet (50 mg) ile başlanarak 5 gün boyunca devam edilmesi önerilir. Folikül gelişiminin olmadığı durumlarda doz günde 3 tablete kadar arttırılabilir. Foliküler gelişim sonrası ovulasyon (yumurtlama) olduğu ultrason ile takip edilebileceği gibi adetin 21-23. günlerinde kan progesteron düzeyi de bilgi verebilir. Genellikle folikül gelişimi olursa ilacın son tabletinden bir hafta sonra ovulasyon gerçekleşmektedir. Bu sebeple ilacın son tabletinden 5 gün sonra başlanarak bir hafta süreyle günaşırı ilişkide bulunulması önerilmektedir. Clomiphene tedavisi ile ovulasyon %80 oranında gerçekleşmekte iken gebelik oranı 6 ayın sonunda %30-50 civarındadır. İkiz gebelik oranı %10’dur. Bu ilacın yan etkilerine gelirsek, sık gözlenmemekle beraber sıcak basmaları, bulantı, başağrısı, karın ağrısı olarak sayılabilir. Clomiphene ilacının toplamda 12 aydan fazla kullanılması muhtemel over kanseri gelişim riski nedeniyle önerilmemektedir. Eğer 4 aylık clomiphene tedavisine rağmen ovulasyon elde edilememiş ise ilaca devam edilmemelidir.

Tamoxifen, clomiphene ilacına benzer mekanizma ile çalışır. Kullanımı aynı şekildedir. Clomiphene kullanırken bazen ultrasonda gözlenen endometrial kalınlığın yeterli olmaması durumu Tamoxifen ile gözlenmemektedir. Son zamanlarda Tamoxifen ilacının clomiphene ile aynı ve hatta üstün olduğu yönünde fikirler ağırlık kazanmıştır.

Letrozole, yumurtalıklarda estrojen üretimini bloke eder ve bunu telafi amacıyla beyin hipofiz bezinden folikül gelişimini uyarıcı hormonların fazla salınımına neden olur. Böylelikle yumurtalıklarda folikül gelişimi başlar. Letrozole kullanımına genellikle adetin 3. günü başlanır ve 5 gün süreyle günde bir (2,5 mg) ya da iki tablet alınır. Clomiphene tedavisi ile folikül gelişimi ya da yumurtlaması olmamış kadınların önemli bir kısmında Letrozole ile yanıt alınabilmektedir.

HMG (human menopausal gonadotropin), hem FSH hem de LH hormonlarını içeren iğne formunda bir fertilite ilacıdır. menopozdaki kadınların idrarından elde edilmektedir. Clomiphene/Letrozole tedavisinin başarısız olduğu ya da kendi FSH ve LH hormonları üretilmeyen kadınlarda kullanılmaktadır. Pahalı ve takip gerektiren ilaçlardır. Doz kişiden kişiye ve hatta aynı kişide bir aydan diğerine değişiklik gösterebilmektedir. Günlük enjeksiyonların yapıldığı 8-10 günlük takiplerde ultrason kontrolü önerilir çünkü fazla sayıda folikül gelişim riski söz konusudur. Çoğul gebelik riski %20’lerdedir. Bazı kadınlar bu tip iğnelerle çok sayıda yumurtanın büyütülmesi ile yumurtaların biteceği ve erken menopoza gireceği korkusundadırlar. Fakat bu doğru değildir. Çünkü normalde her ay bir kadında 40-60 yumurta büyümek ve olgun hale gelmek için yola çıkmakta ve sadece biri olgun (dominant) hale gelerek diğerleri atreziye gitmekte yani gerilemektedir. HMG tedavisi ile atreziye gidecek olan yumurtaların bir kısmının gelişip büyümeye devam etmesi uyarılmaktadır.

FSH (follicle stimulating hormone), HMG’ye benzer bir ilaç olup sadece FSH içermektedir. HMG ile olduğu gibi yumurtalıkların aşırı uyarılması sözkonusu olabileceğinden tedavisi sırasında ultrason ile sıkı takip önerilmektedir.Yine çoğul gebelik riski %20’lerdedir ve bunların da üçte biri üçüz ve üzeri olabilmektedir. Menopozdaki kadınların idrarından elde edilen FSH preparatları olduğu gibi rekombinant DNA teknolojisi ile elde edilen saf FSH preparatları da mevcuttur.

LH (luteinizing hormone), FSH ve HMG gibi bir hormon olup bazı durumlarda (hipogonadotropik hipogonadism gibi) FSH ile birlikte kullanılmaktadır. HMG içerisinde de LH hormonu bulunmaktadır.

HCG (human chorionic gonadotropin), normalde plasentadan salınan bir hormondur ve gebe kadınların idrarından saflaştırılarak elde edilmektedir. Yumurtlama tedavilerinde yukarıda bahsedilen fertilite ilaçları ile folikül gelişimi sağlandıktan sonra HCG verilmesi son aşamadır. Foliküllerin boyutları, endometrium (rahim iç tabakası) kalınlığı ve kan estrojen düzeylerine göre HCG iğnesinin zamanlaması yapılır. HCG verildikten 36-48 saat sonra foliküller çatlayarak içerisindeki yumurtayı salarlar.

Bromocriptine, Cabergoline folikül gelişimini doğrudan uyarmayan fakat prolaktin (hipofiz bezinden salgılanan süt hormonu) düzeyini düşüren ilaçlardır. Yumurtlama problemi olan ve prolaktin düzeyleri yüksek hastalarda bu ilaçların kullanımı sonucu prolaktin seviyeleri normale döner ve yumurtlama başlayarak gebelik oluşabilir. Bulantı, kusma ve baş dönmesi yan etkilerindendir. Düşük dozlarda başlayarak sonrasında doz artırımı yapılması yan etkileri azaltmaktadır.

GnRH analogları (GnRH agonistleri ve GnRH antagonistleri), spontan LH kaçaklarını (tedavi sırasında istenmeyen erken yumurtlama sinyali) engellemek amacıyla verilen ve bu nedenle olabilecek tedavi iptallerini engelleyerek tedavi kontrolünü arttıran ilaçlardır. FSH ve HMG ile yumurtalıkların uyarılması sırasında uygulanmaktadırlar. Bu ilaçlar değişik tedavi protokollerine göre verilebilir. Yan etkileri sıcak basmaları, vaginal kuruluk, duygu durum değişimleri ve depresyon olarak belirtilmektedir.

GnRH agonistleri, adetin 3. veya 21. günlerinde başlanabilen ve cilt altı veya burun spreyi formları olan ilaçlardır.

GnRH antagonistleri, folikül gelişimi ve kan estrojen düzeylerine göre folikül takipleri sırasında adetin genellikle 6-8. günlerinde başlanan cilt altına uygulanan ilaçlardır.