Doğum Kontrol Yöntemleri Nelerdir?


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Aile planlaması ve istenmeyen gebeliklerin önlenmesi için kullanılan doğum kontrol yöntemleri, çiftlerin dilediği zaman çocuk sahibi olmasını sağlar. Sosyal ve ekonomik koşulların uygun olduğu dönemde çiftin çocuk sahibi olabilmesine olanak tanıyan doğum kontrol yöntemlerinin bir kısmı, kişinin kendisi tarafından diğer kısmı ise hekim tarafından uygulanır. Kadın ya da erkek tarafından uygulanabilen pek çok farklı doğum kontrol yöntemi bulunur. Bazı yöntemler, gebelik oluşumunu engellemenin yanı sıra, kişiyi cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da korur.

Doğum kontrol yöntemleri tek seferlik, kısa süreli ya da geçici olarak tanımlanan geri dönüşümlü olabileceği gibi geri dönüşümü olmayan yani kalıcı yöntemler şeklinde de olabilir. Deri dönüşümlü doğum kontrol yöntemlerinde kişi, korunmayı bıraktığında eğer üreme fonksiyonlarında bir rahatsızlık bulunmuyorsa doğal yollardan gebelik sağlayabilir. Prezervatif, diyafram, rahim içi araç (RİA), vajinal halka, doğum kontrol ilaçları ve deri altı implantları geçici doğum kontrol yöntemlerinden bazılarıdır.

Kalıcı doğum kontrol yöntemleri ise kadınlarda tüplerin bağlanması ve erkeklerde ise vazektomi yöntemiyle yapılır. Geri dönüşümsüz doğum kontrol yöntemlerinde kişinin korunmayı bırakması ya da doğal yollardan hamile kalması mümkün değildir. Bu yazımızda doğum kontrol yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Doğum Kontrol Yöntemi Nedir?

Gebelik oluşumunun engellenmesi için alınan önlemler olarak tanımlanabilen doğum kontrol yöntemleri, kadın ya da erkek tarafından uygulanabilir. İstenmeyen gebeliklerin önlenmesi için uygulanan doğum kontrol yöntemleri sayesinde çiftler, gebelik zamanını planlayabilir. Böylece sosyal ve ekonomik şartlar sağlandığında ve çift dilediği zaman çocuk sahibi olabilir. Doğum kontrol yöntemleri sayesinde gebeliğin planlanmasının yanı sıra, annenin 2 gebelik arasındaki zaman dilimini ayarlayabilmesi, genç yaşta gebelik oluşumunun önlenmesi, gebelik veya düşüğe bağlı olarak görülen anne ölümlerinin engellenmesi, evlilik dışı cinsel ilişkilerde hamileliğin önüne geçilebilmesi sağlanır.

Bazı doğum kontrol yöntemleri sayesinde kişi, cinsel hastalıklardan da korunabilir. Aile planlaması açısından uygulanan doğum kontrol yöntemleri ile nüfus artışı kontrol altına alınarak, sosyoekonomik problemler önlenebilir. Toplumda doğum kontrol yöntemi olarak görülen fakat tam koruma sağlamayan riskli yöntemler de bulunur. Erken doğum kontrol yöntemleri arasında sayılabilen ve günümüzde hala sıklıkla uygulanan geri çekme yönteminde başarı oranı yaklaşık %15’tir.

Adet gününün hesaplanması ile doğum kontrolü uygulamak ya da korunmasız ilişki sonrası vajinanın yıkanması gibi yöntemler, doğum kontrol yöntemleri arasında sayılmaz. Geleneksel doğum kontrol yöntemleri olarak da bilinen bu tip korunma yöntemlerinde başarı oranı son derece düşüktür. Dolayısıyla cinsel ilişki sonrasında planlanmadığı ya da istenmediği halde gebelikler oluşabilir. Doğru ve etkili bir aile planlaması için hekimlerin önerdiği doğun kontrol yöntemlerinin uygulanması son derece önemlidir.

Doğum Kontrol Yöntemleri Nelerdir?

Doğum kontrol yöntemlerinin pek çok farklı çeşidi bulunur. Bu yöntemlerin başında kondom (prezervatif) kullanımı gelir. Erkeğin cinsel organına takılan prezervatif, istenmeyen gebeliklerin önlenmesinin yanı sıra kişiyi cinsel hastalıklara karşı da korur. Doğal kauçuktan üretilen lateks prezervatifler dayanıklıdır. Vücut sıvılarının birbiriyle olan temasını engeller. Latekse karşı alerjisi bulunmayan kişiler için yan etkisi bulunmayan kondom, cinsel birleşmeden önce takıldığında koruma oranı yaklaşık %98 oranındadır.

Kadın prezervatifi olarak bilinen vajinal diyafram, kauçuktan üretilen ve rahim ağzının kapatılmasını sağlayan doğum kontrol yöntemidir. Uygun boyutta diyafram tercih edilmesinin son derece önemli olduğu bu yöntemde diyafram, cinsel ilişkiden en fazla 6 saat önce vajina içine itilerek yerleştirilir. Kişiyi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruma konusunda kondom kadar etkili olmayan vajinal diyafram, yaklaşık %94 oranında koruma sağlar. Prezervatifte olduğu gibi vajinal diyaframın da yan etkisi, lateks alerjisi ile sınırlıdır.

Kadınlar tarafından kullanılan doğum kontrol hapları, en yaygın doğum kontrol yöntemleri arasında yer alır ve koruyuculuk oranı %99’dur. Östrojen ve progesteron içeren bu ilaçlar, kadının yumurtlamasını engelleyerek olası gebeliğin önüne geçilmesini sağlar. Düzenli olarak kullanılması gereken hapların kullanımının bırakılmasının ardından kişi tekrar gebe kalabilir. Depo-provera, 3 aylık gebelikten korunma iğnesi olarak da bilinir. Doğum kontrol haplarını düzenli kullanmak konusunda zorluk çeken kişiler tarafından tercih edilen depo-proveranın koruyuculuk oranı da %99 seviyesindedir. 90 günde bir, intramuskuler yani kas içine enjekte edilerek uygulanan ilaç progesteron içerir.

Doğum kontrol yöntemleri iğne kullanımında adet düzensizliği ve amenore sık görülen yan etkiler arasındadır. Norplant ya da deri altına implant yerleştirilmesi yöntemi ise kişinin gebe kalmasını 5 yıl süre ile engeller. 6 adet kapsülün deri altına yerleştirilmesiyle uygulanan bu doğum kontrol yönteminde norplant, her gün düzenli olarak progesteron salgılar. %99 oranında koruma sağlayan norplantın en büyük dezavantajı, kullanım sonrasında norplantların çıkarılması için küçük bir operasyon yapılması gerekmesidir.

Geri dönüşümlü doğum kontrol yöntemleri rahim içi araç ya da farklı bir deyişle spiral ve spermisitler gibi farklı yöntemler de içerir. Geri dönüşümlü doğum kontrol yöntemleri fitil şeklinde olabilir. Spermisit olarak da bilinen fitil, %71 oranında koruma sağlayan bir tür kimyasaldır. Fitil, cinsel ilişki öncesinde vajinaya yerleştirilir ve böylece spermlerin rahim ağzına geçişi engellenir.

Doğum Kontrol Hapları

Kadın yumurtlamasını progesteron ve östrojen ile engelleyen doğum kontrol hapları ya da farklı bir deyişle oral kontraseptif haplar (OKS), %99’luk koruyuculuk etkisi ile başarılı bir doğum kontrol yöntemidir. Spermlerin dölleyecek yumurta bulamamasını sağlayan doğum kontrol haplarının düzenli olarak kullanılması gerekir. Doğum kontrol hapları, adetin başladığı ilk günden itibaren 21 gün boyunca her gün, aynı saatte alınmalıdır.

21 günün sonunda bir hafta süreyle ilaç kullanımına ara verilir. Bu süreçte çoğunlukla adet kanaması gerçekleşir. Ancak adet kanamasından bağımsız olarak 7 gün sonra ilaç kullanımına devam edilmelidir. Doğum kontrol hapı zararları olarak bilinen oral kontraseptif hapların yan etkileri, genellikle ilk kullanıldığında kanama, kilo alımı, baş ağrısı, memelerde hassasiyet şeklinde sıralanabilir. Bazı kişilerde çok daha şiddetli olan bu yan etkilerin varlığında ilaç kullanımı bırakılmalı ve hekime başvurulmalıdır.

Rahim İçi Araç

Hormonlu ve hormonsuz olmak üzere iki farklı türü bulunan rahim içi araçlar (RİA), spiral olarak da bilinir. Rahim ağzından, rahme yerleştirilen T şeklindeki spiraller, spermlerin fallop tüplerine erişmesini engeller. Çoğunlukla hormonsuz ve bakır olan spiraller kullanılsa da düzensiz adet kanaması olan kişiler tarafından hormonlu spiraller de tercih edilebilir. 5 ila 10 sene kadar kullanılabilen spiraller hekim tarafından yerleştirilir. Hormonlu spiraller, rahim içindeki mukusun kalınlaşmasını ve dolayısıyla sperm hücrelerinin fallop tüplerine erişmesini engeller.

Doğum kontrol yöntemleri spiral yan etkileri arasında ilk 3 ila 6 ay boyunca lekelenme, hafif şiddette kanama ve kramplar sayılabilir. Giderek azalması gereken bu şikayetlerin şiddetinde artış olması durumunda spiralin kısa süre içinde çıkarılması gerekir. Adet dönemlerinde ağrıya yol açabilen RİA, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.

Doğum Kontrol Yöntemleri Yan Etkileri Nelerdir?

Her doğum kontrol yönteminin kendine has avantajları ve dezavantajları bulunur. Kadın ya da erkek tarafından uygulanabilen geri dönüşümsüz doğum kontrol yöntemlerinden olan tüplerin bağlanması ya da vazektomi gibi işlemlerin en büyük yan etkisi, istenmesi durumunda gebelik sağlamanın güç olmasıdır. Deri dönüşümlü doğum kontrol yöntemlerinde ise yan etkiler, kullanılan yönteme göre ve kişiden kişiye farklılık gösterir.