Akraba Evliliği Kısırlığa Yol Açar mı?


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Akraba evlilikleri halen hem ülkemizde hem de dünyada yaygındır. Bazı kültürlerde bu evlilik ekonomik nedenlerden dolayı yapılırken, bazı kültürlerde daha kapalı bir yaşam tarzının benimsenmesinden dolayı tercih edilebilir. Bazı ada ülkelerinde insanların dışa kapalı bir yaşam sürmesi, insanları akraba evliliklerine zorlar. Bazı kültürlerde de mirasın bölünmemesi, toprakların parçalanmaması gibi nedenlerden dolayı akraba evlilikleri görülür. Yapılan araştırmalar ise eğitim oranının yüksek olduğu ülkelerde akraba evliliklerinin daha az olduğunu göstermiştir.

Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde akraba evliliklerine daha az rastlanırken, geri kalmış Orta Doğu ülkelerinde bu tür evliliklere sık rastlanır. Bu tür evlilikler hastalıklı çocukların dünyaya gelme olasılığını arttırır. Hastalıkların önüne geçilmesi amacıyla birçok ülkede evlilik öncesinde kan testleri ve genetik testler uygulanmaktadır. Bu testlerin yaygınlaşması daha sağlıklı nesillerin yetişmesi için oldukça önemlidir. İşte akraba evliliği ile ilgili ayrıntılı bilgiler…

Akraba Evliliği Nedir?

Akraba evliliği nedir sorusu en çok merak edilen konuların arasındadır. Basit olarak bakıldığında akraba evliliği, aynı soy ağacında bulunan bireylerin birbirleri arasında yapılan evlilikleri olarak tanımlanır. Tıp dilinde ise akraba evliliği endogami evliliği olarak adlandırılır. Ülkemizde yapılan araştırmalar, Türkiye genelinde yapılan evliliklerin yaklaşık %20’lik bir kısmının akraba evliliği olduğunu göstermiştir. Akraba evlilikleri anne ya da baba soyu ayırt edilmeksizin yapılan bütün evlilikleri kapsar. Evlenen bireyler arasında kan bağı mevcuttur ve bu bireyler ortak genlere de sahiptirler.

Dünya tarihi incelendiğinde yaklaşık olarak 9.000 yıl öncesinden akraba evliliklerinin başladığı tespit edilmiştir. Evlenen bireyler arasında ortak genlerin olması, bu genlerin çekinik olsa dahi çiftlerin ikisinde de bulunması nedeniyle doğacak çocuklarda hastalığa rastlama olasılığı yüksektir. Normalde dünyaya gelen bebeklerde %2 oranında hastalıklara rastlanırken, akraba evliliklerinde bu oranın 2 kat arttığı belirlenmiştir. Bu hastalıkların genetik hastalık olduğu da göz önünde bulundurulduğunda oldukça yüksek bir orandır.

Akraba Evliliği Kaç Gruba Ayrılır?

Akraba evliliği kaç gruba ayrılır diye sorulduğunda; 1. derece ve 2. derece olmak üzere iki ayrı gruba ayrıldığı söylenebilir. 1. derece akraba evlilikleri kuzen evliliği olarak adlandırılır ve dayı, amca, hala veya teyze çocuklarının birbirleri ile evlenmesidir. Aynı zamanda bu evlilik türü ülkemizde en çok rastlanan akraba evliliklerindendir. Halk bilinci ve eğitim düzeyi arttıkça toplumlarda bu tür evliliklere rastlanmasının oranı düşer. Eğitim düzeyi oldukça yüksek olan Almanya’da bu tür evliliklerin oranının yüzde 0,3’ün altında olduğu bilinmektedir.

Bazı toplumlarda ise ekonomik durumlardan dolayı akraba evlilikleri yapmaktadırlar. Kardeşlerin torunlarının birbirleri ile evlenmesi ise 2. derece kuzen evliliği olarak adlandırılır. 2. derece akraba evliliği aynı zamanda torun evliliği olarak da adlandırılır. 1. derece ile 2. derece akraba evlilikleri kıyaslandığında, 2. derece kuzen evlilikleri doğacak çocuk açısından daha az risklidir. Ancak iki evlilik türünde de riskler mevcut olduğundan, evlilikler öncesinde genetik testler ve kan testleri yapılır.

Akraba Evliliği Riskleri Nelerdir?

Akraba evliliğinin sakıncaları oldukça fazladır. Normal olan evliliklerde yapılan doğumların yaklaşık olarak %1,4’lük kısmı ölü doğum olarak gerçekleşir. Akraba evliliklerinde ise ölü doğum oranı %2,14’e çıkmaktadır. Bu da yaklaşık olarak normal evliliklerdeki ölü doğum oranının iki katıdır. Yine düşük riski de gebeliklerde görülen olguların başında gelir. Normal evliliklerde düşük riski %5,21’lerde iken akraba evliliklerinde bu oran %10,55’lere çıkar. Akraba evliliği risklerinden bir diğeri de yeni doğan kayıplarıdır. Yapılan araştırmalar normal evliliklerde gerçekleşen doğumların %10,76’sında yeni doğan kayıplarına rastlandığını göstermiştir. Bu oran yine akraba evliliklerinde artarak %16,29’a çıkar.

Tüm bu risklerin yanında doğumsal kusurlar, hastalıklı çocuklar ve özürlü çocukların dünyaya gelmesi de görülmektedir. Bu riskler tabii ki bütün evliliklerde olan risklerdir. Ancak akraba evliliklerinde doğumdan önce, doğum esnasında ve doğumdan sonra ortaya çıkan sorunların yüzdeleri artmaktadır. Bu risklerin akraba evliliklerinde illaki olacağı anlamına gelmez. Ancak risk oranının yükseldiği evlenecek çiftler arasında mutlaka düşünülmelidir. Bu durum sağlıklı nesillerin yetişmesi ve ailelerin daha sağlıklı bir yaşam sürmesi için oldukça önemlidir.

Akraba Evliliklerinde Rastlanan Hastalıklar Nelerdir?

Akraba evliliğinin zararları arasında birçok hastalık yer alır. Ülkemizde en sık rastlanan akraba evliliği hastalıkları fenilketonüri, kistik fibroz, spinal müsküler atrofi (SMA) ve kontenjal adrenal hiperplazidir. Fenilketonüri, fenilalanin denilen aminoasidin metabolik olarak parçalanmasını sağlayan enzimin eksikliği sonucunda ortaya çıkar. Bu hastalığın kontrolünün sağlanabilmesi içim yaşam boyu diyet ve tedavi gerekir. Hastalığa uygun tedavilerin uygulanmadığında bireyde ileri düzey zeka geriliklerine rastlanılabilir. Gerekli genetik testlerin yapılarak doğum öncesinde fenilketonüri teşhisi koymak mümkündür.

Kistik fibroz ise kalıtsal hastalıklar arasında en yaygın görülenlerden biridir. Çalışmalar sürse de hala kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Akciğer enfeksiyonu, beslenme bozuklukları, pankreas yetmezliği ve sürekli ishal hastalığın semptomları arasındadır. İyi bir tıbbi destek ile kistik fibrozlu bireyler 20 yaşlarına kadar yaşayabilirler. SMA her on bin kişiden birinde görülür. Bu hastalığın en belirgin semptomu sürekli ilerleyen kas güçsüzlüğüdür. Omurilikteki ön boynuz hücrelerinin sürekli olarak kaybedilmesi bebeklikten başlayarak bireyi etkiler. Henüz bir tedavisi bulunamamıştır.

Hastalığın doğum öncesinde tespit edilebilmesi için ailelerin bir takım genetik testlere tabi tutulması gerekir. Aldesteron ve kortizol olarak adlandırılan, böbrek üstü bezlerinde yapılan bazı hormonların yapımının etkilenmesinden dolayı kontenjal adrenal hiperplazi hastalığı ortaya çıkar. Bu hastalığın 14000 kişiden bir kişide görüldüğü tespit edilmiştir. Bu hastalık bebeğin doğumundan itibaren tuz ve sıvı kayıpları ile yaşamı tehdit eder. Bazı hastalarda dişilerin genital bölgelerinde farklılaşmalar meydana gelir. Doğumdan önce başlanacak tedaviler hastalığın daha iyiye gitmesini sağlayabilir. Bireyin yaşamına devam edebilmesi için ömrü boyunca tedavi görmesi gerekir.

Akraba Evliliği Erkeklerde Kısırlığa mı Yol Açıyor?

Yapılan araştırmalar akraba evliliği riskleri arasında erkek kısırlığı olduğunu da göstermiştir. Bazı akraba evliliklerinde erkek kısırlığının görülme olasılığının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Doğan bütün çocuklar anne ve babalarının özelliklerini taşırlar. Bu özelliklerin tümünün aktarılmasını sağlayan genlerdir. Anne ve babada herhangi bir hastalığa yol açmayan gen bozuklukları birleştiği zaman doğan çocukta birçok hastalığa neden olur. Bu hastalıklardan birisi de doğan erkek çocukta meydana gelebilecek kısırlıktır.

Yapılan araştırmalar normal evliliklerde doğan erkek çocuklara oranla akraba evliliklerinde doğan erkek çocukların daha yüksek ihtimalle kısır olabileceğini göstermiştir. Bu kısırlık bazı hastalarda menide hiç sperm bulunmamasıyla meydana gelebiliyorken, bazı hastalarda spermin azlığı şeklinde meydana gelir. Aynı zamanda bu kısırlığın ailenin her erkek çocuğunda görülme olasılığı da olabilir.

Akraba Evliliğinin Gebelik Üzerindeki Etkisi

Akraba evliliği neden tehlikeli sorusunun cevabı da gebelik üzerindeki olumsuz etkisi olarak cevaplanabilir. Elbette her gebelikte bir hastalık ortaya çıkacak diye bir durum söz konusu değildir. Ancak normal evliliklerdeki gebeliklere göre oluşacak riskler iki katına kadar çıkar. Akraba evliliklerinde kadının gebe kalma olasılığı da diğer evliliklere oranla daha düşük olabilmektedir. Bu da akraba evliliği yapan çiftlerin normal yöntemlerde çocuk sahibi olma oranının düşüklüğü anlamına gelir.

Böyle durumlarda gebe kalınmasına engel olan durumun bir uzman tarafından incelenmesi gerekir. Uzmanın yönlendirmelerine göre bir sakıncası yok ise günümüz tıbbi yöntemleriyle çiftlerin çocuk sahibi olması mümkündür. Tüp bebek tedavisi, hem çiftlerin çocuk sahibi olmalarını sağlarken hem de kalıtsal hastalıkların aktarımını da önleyebilir. Bu durum göz önüne alınarak akraba evliliği yapan çiftlerin tüp bebek tedavisini de düşünmesi olasıdır.

Akraba Evliliği Yapanların Sağlıklı Çocuğu Olabilir mi?

Normal evlilik yapan insanların doğacak çocuklarında da birçok hastalık meydana gelmesi olasılığı mevcuttur. Bu hastalıklar çevresel faktörler, bireylerin sağlık durumları, kalıtsal hastalıklar, kötü alışkanlıklar, bağımlılıklar vs. gibi durumlara bağlıdır. Ancak tüm koşulların uygun olması halinde sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelmesi mümkündür. Bu durum akraba evliliği yapan çiftlerde de aynı şekildedir. Bireylerin sağlıklı olmaları halinde doğacak bebeğin de sağlıklı olma olasılığı yüksektir.

Ancak akraba evliliklerinde çiftler ortak genler taşırlar. Çiftlerde bulunan genlerde çekinik olan bazı hastalıklar doğacak çocukta görülebilir. Bunun nedeni hem anneden hem de babadan hastalıklı genin gelmesidir. Akraba evliliklerinde doğacak olan çocuğun hasta olması, normal evliliklerde doğacak olan çocuğa göre iki kat daha fazladır. Ama bu oran sağlıklı bir çocuğun doğmayacağı anlamına gelmez. Gerekli genetik testlerin yaptırılmasıyla sağlıklı bireylerin dünyaya gelmesi sağlanabilir.