Yumurta ve Sperm Kalitesi Düşük Riskini Etkiler mi?


Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı

Doktora Sorun

Kadın üreme hücresi olan oositlerin (yumurta) çeşitli tekniklerle vücut dışında işlenmesi “yardımlı üreme teknolojisi (ART)” olarak tanımlanır ve tüp bebek olarak bilinen “in vitro fertilizasyon (IVF)” bu teknolojinin en sık olarak uygulanan formunu oluşturur. Bu teknikte kadının overlerinden (yumurtalıklarından) alınan yumurta hücresi ile erkek üreme hücresi olan sperm bir araya getirilir. Fertilize olmuş yumurta önce zigot sonra embriyo olarak ifade edilir ve uterusun içine yerleştirilir.

Tüp bebek yöntemi, gebelik istemi bulunan ancak bunu gerçekleştirememiş çiftlere yardımcı olmayı amaçlar. Bu teknik özellikle fallopi tüpleri tıkalı ya da zarar görmüş kişilerde, yumurtalık fonksiyonları azalmış kişilerde, endometriozis ya da fibroidler gibi çeşitli uterus patolojisi saptanmış olan bireylerde veya 40 yaşının üzerindeki kadınlarda üreme fonksiyonlarındaki azalma gibi problemlere bağlı olarak infertilite şikayeti olan çiftler için etkili bir yöntem olarak kabul edilir.

Kadın faktörlerine ek olarak infertilite ile ilişkili kabul edilen sperm ile ilgili erkek faktörleri varlığında da tüp bebek yöntemi sık olarak başvurulan tekniklerin başında gelir. Genel olarak 5 aşamada incelenen tüp bebek yönteminde stimülasyon, yumurta toplanması, inseminasyon, embriyo kültürünün oluşturulması ve bu kültürün transferi, IVF yönteminin bu evrelerini oluştururlar.

Kadınlarda her menstrual döngüde 1 adet yumurta hücresi üretilir ancak tüp bebek tekniğinde birden fazla yumurta hücresine ihtiyaç duyulur. Stimülasyon aşamasında çeşitli ilaçlar ile vücudun daha fazla yumurta hücresi üretmesi sağlanır. Sonraki aşamada ise foliküler aspirasyon adı verilen bir yöntem ile bu yumurta hücrelerinin kişi anestezi altındayken toplanması gerçekleştirilir.

Kişinin eşinden alınan ve sperm hücrelerini barındıran semen ile toplanan yumurta hücreleri inseminasyon aşamasında karıştırılır ve böylelikle embriyonun meydana gelmesi beklenir. Fertilize olan yumurta bölünmeye ve gelişmeye başlar ve böylelikle kısa süre içerisinde embriyo kültürü oluşmuş olur. Embriyonun yeterli büyüklüğü ulaşması ile transfer aşamasına geçilir.

Bu implantasyon işlemi genellikle fertilizasyonu takiben 3-5 gün içerisinde gerçekleştirilir. Katater adı verilen ince bir tüp yardımıyla vajen ve rahim boynu (serviks) geçilerek rahim (uterus) içine ulaşılır. Doktor bu katateri kullanarak embriyonun rahime iletilmesini sağlar. Hamilelik hali embriyonun rahim duvarına kendisini implante etmesi (gömülmesi) ile başlayan bir süreçtir. Bu durumun oluşması 6-10 günlük bir süre zarfı sonunda oluşur ve çeşitli kan testleri ile kişide gebeliğin mevcut olup olmadığı ortaya konulabilir.

Yumurta ve Sperm Düşük Riskini Etkiler mi?

Kimyasal gebelik, tüp bebek uygulaması sonrasında da meydana gelebilen bir durumdur. İmplantasyonu takiben kısa bir süre sonrası erken dönemde gebeliğin sonlanması kimyasal gebelik olarak tanımlanır. Bu durum oluştuğunda kişide hamilelik hormonu olarak bilinen hcg hormonu kan dolaşımında mevcut olduğu için gebelik testleri pozitif olarak sonuçlanır ancak rahim içerisinde ultrasonografi ile tespit edilebilecek bir fetüs mevcut değildir.

Tüm düşüklerin yaklaşık olarak yarısından fazlasında tespit edilebilen kimyasal gebeliğin nedeni her ne kadar tam olarak ortaya konulamamış olsa da temel sorun, yumurta ve sperm hücresinin kalitesindeki düşüklük veya kromozom anormallikleri nedeniyle oluşan embriyo problemleri olabilir.

Sperm Kalitesi Nedir?

Sperm kalitesi genel olarak semen analizi adı verilen bir tetkik vasıtası ile ortaya konulur. Semen analizi sonucu sperm sayısı (volümü), spermlerin yapısal özellikleri ve hareketliliği gibi kriterlerin incelenmesi sağlanır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), semen analizindeki bazı parametreler için normal kabul ettiği bir takım değer aralıkları belirlemiştir:

  • Toplam sperm sayısı: 39-928 milyon
  • Ejekülat hacmi: 1,5-7,6 mililitre
  • Total motilite (hareketlilik): %40-81
  • Progresif motilite: %32-75
  • Sperm morfolojisi: %4-48

Sperm değerleri kişinin üreme fonksiyonlarının aydınlatılması amacıyla kullanılan bir tetkiktir. Bu değerlerdeki problemler gebelik isteminin sonuçsuz kalması ile sonuçlanabilir. Semen analizinin sonucunun anormal olması gibi erkek infertilite faktörlerine ek olarak bu hususta benzer özellik gösteren çeşitli kadın faktörleri de mevcuttur.

Yumurta Kalitesi Nedir?

Erkek üreme hücresi spermde olduğu gibi yumurta seçimi için de bir takım fiziksel özellikler hücrenin kalitesi ile ilişkili olabilir. Düzgün bir küre şekli, saydamlık ve içerisinde herhangi bir başka maddenin olmadığı homojen görünümlü bir sitoplazma, yumurta kalitesi ile ilgili faktörler arasında değerlendirilebilir. Bu faktörlere ek olarak ovulasyon (yumurtlama) zamanında iyi kaliteli yumurta hücrelerinin etrafının taçlı hücreleri de barındıran bir hücre tabakası ile çevrilmesi, yumurta seçiminde etkili olabilecek bir diğer özelliktir.

Yumurta ve Sperm Kalitesi Artırılabilir mi?

Semen analizleri ile ilgili bozukluklar genetik, geçirilmiş cerrahi operasyonlar, genel sağlık durumu veya cinsel yolla bulaşan hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmış olabilir. Hekimler, bu altta yatan durumların giderilmesine yönelik olarak çeşitli tedaviler uygulayabilirler. Vas deferens tıkanıklığı veya varikosel gibi durumların tedavisi için genellikle cerrahi yöntemlere başvurulurken, sperm parametrelerini etkileyen durumun bakteriyel bir enfeksiyon olması halinde antibiyotik ilaçlar tedavi planlamasında yer alabilir. Tıbbi müdahale gerektiren bu tarz durumlar dışında çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri de sperm parametrelerinin iyileştirilmesine katkı sağlayabilir:

Düzenli Fiziksel Aktivite

Kişinin sağlık durumuna genel olarak yaptığı katkılar dışında düzenli egzersiz ile birlikte aynı zamanda testesteron seviyelerinin ve vücudun üreme ile ilgili diğer normal fonksiyonlarının desteklenmesi de sağlanabilir. Çeşitli çalışmalar düzenli fiziksel aktivite yapan erkeklerin semen analizlerinde inaktif yaşam süren bireylere göre daha iyi sonuçların oluşabileceğine işaret etmektedir.

Yeterli Düzeyde Çinko, C ve D Vitamini Almak

Enerji üretimi için besin maddelerinin oksijenle yakılması sonucunda reaktif oksijen türleri adı verilen ve tüm vücuda çeşitli zararlı etkileri olan kimyasal ajanlar meydana gelebilir. C vitamini gibi antioksidan maddeler ise bu maddelerin zararlı etkilerine karşı koruyucu etki gösterir. C vitamini aynı zamanda sperm sayısı, hareketliliği ve diğer fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesinde katkı sağlayabileceği için önem arz eder.

D vitamini hem erkek hem de kadın faktörlerinde öneme sahip bir diğer vitamindir. Yapılan bir çalışmanın sonucunda d vitamini eksikliği olan erkeklerde testosteron seviyelerinin de düşük olmasına karşı bir yatkınlık olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar bu konuda net bilgiler sınırlı olsa da normal sınırlardaki D vitamini seviyesine sahip bireylerde sperm parametrelerinden özellikle hareketlilik üzerinde daha yüksek değerler tespit edilebilir.

Sperm kalitesini arttırma ile ilgili bu yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak günlük yaşamın getirdiği stresin kontrol altında tutulması, aşırı kiloların verilmesi, alkol alımının sınırlandırılması ve yeterli uyku kalitesinin sağlanması gibi yaşam tarzı değişiklikleri vücudun üreme ile ilgili normal fonksiyonlarının desteklenmesine katkı sağlayabilirler.

Kadınlarda da çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri ile üreme fonksiyonlarının desteklenmesi gerçekleştirilebilir. Antioksidan içeriği zengin gıdalar ile beslenme yumurta hücresinin zarar görmesine neden olabilecek serbest radikallerin etkisizleştirilmesinde etkili olabilir. Sağlıklı kabul edilen yağlar hem üreme işlevleri hem de kişinin tıbbi olarak genel iyilik halinin desteklenmesinde gerekli olan besin maddeleri arasında yer alır.

Trans yağlar ise sağlıklı yağların aksine yumurtalık problemlerine bağlı oluşan infertilite ve insülin direnci meydana gelmesi ile ilişkili kabul edilir ve bu nedenle gebelik istemi bulunan kişilerin bu yağ içeren ürünlerden uzak durması önerilir. Bu uygulamalar dışında kadınlarda üreme ile ilgili vücudun normal fonksiyonlarının desteklenmesini sağlayabilecek diğer birçok öneri mevcuttur:

  • İşlenmiş karbonhidrat içeren ürünlerden uzak durulması
  • Lif içeriği yüksek gıdalar ile beslenme
  • Yoga ve egzersiz gibi çeşitli fiziksel aktiviteler yapılması
  • Kafein içeren içecek tüketiminin sınırlandırılması
  • Sağlıklı düzeyde bir vücut ağırlığına sahip olunması
  • Alkol tüketiminin sınırlandırılması

Bu yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak, sık karşılaşılan jinekolojik problemler arasında yer alan polikistik over sendromu (PCOS) tespit edilen kadınlarda ise beslenmenin karbonhidrat içeriği azaltılmış bir plana göre düzenlenmesi önerilir.

Tüm sorularınız için 444 39 49 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.