İyi kalite embriyo transfer edilmesine karşın gebelik elde edilemeyen hastalarda günümüzde iki farklı yaklaşım önerilmekte: Bunlardan ilki gebelik aşısı adı verilen ve kadının bağışıklık hücrelerinin özel yöntemler ile hazırlanarak rahmi tutunma amaçlı olarak uyarmasının amaçlandığı yöntem. İkincisi ise embriyolarda gerçekleştirilen kapsamlı kromozomal tarama. Kaliteli embriyolar ile gerçekleştirilen tedavilerde, elde edilen başarısız sonuçlar sonrasında yeni bir tedavi planlarken kadının kendinden alınan bağışıklık sistemi hücrelerini özel yöntemler ile hazırlayarak rahmin embriyoyu tutunma kapasitesini artırabilmek için gebelik aşısı adı verilen metodu da uyguluyoruz. Kişinin kendi hücreleri alınarak gerçekleştirilen ve herhangi bir katkı maddesi kullanılmayan bir uygulama olduğundan kişiye zarar verme ihtimalinin de olmadığı bir uygulama ve 2006 yılından beri dünyada bazı kliniklerde uygulanan bir metod. Çalışmalar bu uygulamanın özellikle 3 ve üzeri başarısız deneme sonrasında gebelik oluşmayan çiftlerde faydalı olabildiğini gösteriyor.

Kapsamlı Kromozomal Tarama

Kadın yaşı arttıkça, özellikle 35 yaşın üzerindeki kadınlarda, bebek sahibi olamama nedeni büyük oranda yumurta hücrelerinde oluşan genetik bozukluklardır. Yıllardır yapılan çalışmalarda görüyoruz ki; 40 ve üzeri yaşlardaki kadınlarda kendi yumurtası ile gebe kalabilme oranı ciddi bir şekilde azalmakta ve 45’in üzerinde neredeyse sıfıra yaklaşmakta. Sonuçların bu kadar dramatik olmasının en büyük sebebi de yumurta hücrelerinde zamanla oluşan kromozomal bozukluklar. Yakın bir zaman öncesine kadar sadece belirli kromozomların incelenmesi yapılabiliyorken artık günümüzde genetik ayıklama yöntemi ile tüm kromozomlar detaylı olarak incelenebiliyor. Tüm kromozomlar yönünden normal bulunan embriyoların transfer edilmesi ile 40 yaşındaki bir kadından 30 yaşındaki bir kadın kadar yüksek gebelik oranları elde etmek mümkün. Kadın yaşı ilerledikçe karşılaşılan en büyük problem yumurta sayısı. Çoğu zaman 38 üzeri yaşlarda gerçekleştirilen tedavilerde elde edilen yumurta sayısı 2 veya 3’ü pek geçmiyor. Bu yumurtalardan da ancak 1 ya da 2’si embriyo oluşturabiliyor, hatta bazı durumlarda yumurta veya embriyo gelişmediği için tedavi iptal edilebiliyor. Yaş itibariyle embriyolarda %60-80 kromozomal bozukluk oranı göz önüne alındığında az sayıda embriyoda genetik ayıklama yaptığınızda analiz sonrasında hiç normal embriyo bulamama şansı son derece yüksek oluyor. Gerçekleştirilen her tedavide işin içine genetik test ücreti girdiği için maliyet de çok artıyor. Bu durumda çiftlerle genetik test veya embriyo transferi yapılmaksızın bir kaç tedavi gerçekleştirilerek elde edilen embriyolardan embriyo dondurma yöntemi ile bir havuz oluşturabiliyoruz. Sonrasında analiz için yeterince embriyo elde edildiğinde dondurarak saklamakta olduğumuz bu embriyoları çözerek genetik analizlerini yapıyoruz. Sayıca belirli bir embriyo elde edildiğinden genetik olarak incelenen embriyolardan normal olarak tespit edilenlerle de embriyo transferi gerçekleştiriliyor. Bu yöntem özellikle kısıtlı sayıda oosit/embriyo sayısı olan çiftlerde örneklenen az sayıdaki embriyo nedeni ile ardışık olarak tedavinin iptal edilme riskini ve başarısız denemelerdeki ek genetik tanı maliyetini de büyük oranda azalttığından hastalar için çok daha makul ve ümit verici oluyor.