Pek çok çift ilk tüp bebek denemelerinde sağlıklı bebek sahibi olabilmekte iseler de bazı çiftlerimizin mutlu sona kavuşabilmek için tedaviyi tekrarlamaları gerekmekte. Uygulama sonrası gebelik olmayışı veya ilk gebelik haberleri alındıktan sonra gebeliğin erken dönemde düşük ile sonuçlanması üzücü bir süreç fakat önemle vurgulamak gerekirse tüp bebek ile oluşan gebeliklerin gerek anne karnındaki gelişimleri gerekse doğum sonrası gözlenen anomali/problemler normal yolla gebe kalan kadınlardan farklı değil. Hatta tüp bebek tedavisi sonrası elde edilen gebelikler çiftler açısından daha değerli oldukları için pek çok bakımdan doğal yolla oluşan gebeliklerden daha kontrollü olarak takibi yapılmakta.

Bu aşamada önemli olan elde edilen başarısız sonucun nedenini bulabilmek ve (varsa) bir sonraki tedavide bu problemi ortadan kaldırabilme imkânlarını değerlendirebilmek.

Bu nedenleri temel olarak sperm, yumurta, embriyo ve rahmin yapısına bağlı nedenler olarak 4 temel başlık altında toplayabiliriz.

Spermin kalitesine ve özellikle taşıdığı genetik şifreye bağlı nedenler genellikle erken embriyo gelişim döneminde özellikle 2. ve 3.gün gelişim seviyesinde embriyo kalitesi üzerinde negatif etki göstererek beklenenden düşük kalite embriyo oluşumu ile kendisini göstermektedir. Bazı durumlarda ise özellikle embriyonun rahme tutunması sonrası düşük oluşumundaki artış olarak etkisini göstermektedirler.

Yumurta sayısı ve hormonal uyarı ile elde edilen yumurta kalitesi bir diğer faktör. Yapılan çalışmalar özellikle 38 yaş ve üzerindeki kadınlarda gebelik oluşmamasının veya oluşan gebeliğin yüksek oranda kaybedilmesinin altında yatan temel nedenin yumurta hücrelerindeki mevcut kromozomal bozukluklar olduğunu göstermekte.

Embriyo ile ilgili faktörlerde ise durum biraz daha farklı: Embriyo oluşturmak için kullanılan sperm ve yumurta hücrelerinin kalitesi ile ilgili nedenlerin yanında ek olarak embriyonun elde edildikten rahme transferi arasında geçen sürede büyütüldüğü laboratuar şartları son derece önemli. Eğer insan vücudunu taklit edebilen, embriyoya bu süreçte en az stres yaşatan deneyim sahibi ve teknolojik bir laboratuar içerisinde büyütülmüş ise embriyonun sağlıklı bir gebelik oluşturma ihtimali çok daha yüksek.

Bu nedenle arasında belki de en az bilineni rahme bağlı nedenler. Gözlemlenen anatomik bir problemin varlığında gerekli cerrahi operasyonlar yapılarak rahim daha yüksek oranda embriyoyu kabul edebilen veya büyütebilecek bir yapıya sahip olabiliyor fakat biz hala gebeliğin ilk oluşum aşamasındaki embriyo ile rahim iç zarı arasındaki moleküler seviyedeki diyaloğun nasıl olduğunu, hangi eksiklikler neticesinde gebeliğin gerçeklemediğini veya kaybedilebildiğini büyük oranda bilmiyoruz. Yeni çalışmalar pek çok faktörün yanında bağışıklık sistemi hücrelerinin de etkili olduğunu gösteriyor ve bu konuda ek uygulamalar yapılarak sağlıklı gebelik eldesi oranı yükseltilmeye çalışılıyor.