Günümüzde hekimlere sorulan en önemli soru; nasıl beslenelim veya hangi vitamini kullanalım? Herkes herhangi bir problemi olsun olmasın bunu merak ediyor ve bunu sorguluyor. Gebelik ise bir kadın için apayrı ve özel bir durum! Bu yüzden anne adayları bu konuya çok önem veriyorlar. Yalnız kendileri için değil, bebekleri için de kaygılılar. Doğru şeyler yapalım ve sağlıklı bir bebeğimiz olsun istiyorlar. O halde ne yapmalı?

Hamile kalmak, sağlıklı bir hamilelik geçirmek veya hem erkek hem de kadınlar için beslenme yönünden talepkar olan doğurganlık yıllarında gereken besin desteğinin doğru ve dengeli alınabilmesi için yapılması gerekenleri üç ana başlık altında toplayabiliriz: Gebelik öncesi, gebelik sırasında ve sonrasında destekleyici yüksek kalitede vitaminler alın. Uzun süre sadece anne karnındaki bebeğin sağlığına faydası olan bir doğum öncesi vitamin tasarlanıp üretilirken artık günümüzde anne adayının da besinsel olarak desteklenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu görüş, folik asit ve demirin dışında birçok besin türünün faydalarının farkına varılmasına da yol açmıştır. Önce hamile kalabilmek ardından da devam ettirmek ve olası komplikasyonları önleyebilmek için öneriler:

– 1500-2000 mg kalsiyum: Bir çok prenatal vitamin yeterince kalsiyum içermiyor. Bu durumda eklenmesinde fayda var.
– 150-250 mg magnezyum: Çinko ve bakır ile de desteklendiğinde magnezyum alımının kısırlığı, gebeliğe bağlı yüksek tansiyonu, doğumsal bozuklukları, plasentanın ayrılması, ölü doğumlar ve düşük ağırlıklı doğumları azalttığına dair bulgular mevcut.
– 400-500 mikrogram B12: Bu vitaminin vücutta bol miktarda bulunmasının düşükler, kansızlık, preeklampsi (tansiyon yükselmesi, idrarda protein kaybı ve ödem), nöral tüp defektleri (bebekte olabilecek sinir sistemi anomalileri), yorgunluk, depresyon ve kısırlığı azalttığı görülmüştür.
– 7000-8000 IU A vitamini: Yeterince iyot alımı da önemlidir.
– İnositol ve kolin: Hücreler ve sinir iletisi üzerinde olumlu etkileri olan bu maddelerin bebeğin beyin gelişimini olumlu etkiledikleri bilinmektedir. Hatta folik aside dirençli nöral tüp defektlerini de azalttığı söylenmektedir. – Omega-3, 6 ve 9 içeren bir karışım kullanın. Omega-3 yağ asitlerinin anne karnındaki bebeğin beyin ve göz gelişimini olumlu etkilediği, kilo almasını desteklediği, erken doğum ve preeklampsiyi azalttığı, anne sütünün kalitesini iyileştirdiği ve doğum sonrası depresyonu azalttığı kabul edilmektedir. Bu karışım içeriğinde 900-2700 mg omega-3 ve 6 bulunmalı ve oran 1:1 olmalıdır.
– Folik asit: Kısırlık tedavisi programına alınan veya üreme sağlıklarını desteklemek isteyen kadınlara günde 800 mg metabolik aktif folik asit önermekteyiz. Bu doz aslında nöral tüp defektleri, tekrarlayan düşüklerden korunmak ve rahim, meme ve kalp damar sağlığına katkıda bulunmayı garantileyen bir miktardır.

Kadın hastalıkları ve doğum klinikleri ve tüp bebek merkezlerinin tıbbi tedavilerin yanı sıra gebe kalmak, gebeliği sağlıkla sürdürmek, sağlıklı bebekler doğurmak ve sağlıklı aktif anne-babalar olabilmek için de destek beslenme programları yaratıyor ve uyguluyor olmaları önemlidir. Biz de kliniğimizde bunların tümünü yerine getirmeye çalışıyoruz.