Menopoz Nedir?

Menopoz, kadınlarda hormon dengesinin değişmesiyle birlikte doğurganlığın sona erdiği dönemdir. Bir kadının menopoza girdiğinden söz etmek için son adet tarihinden itibaren bir yıl geçmiş olması gerekmektedir.

Menopoz döneminde, kadınlık hormonları olan östrojen ve progestin salınımı azalır. Yumurtalıkların fonksiyonu yavaşlar ve yumurtlama fonksiyonu daha önce olduğu gibi düzenli olmaz. Adet kanamaları düzensizleşir ve zamanla tamamen biter. Ama kadınlar menopoz döneminde sekse karşı ilgilerini kaybetmezler. Aksine gebelik riskinin olmamasından dolayı çoğu kadın bu konuda kendini daha iyi hisseder. Ortalama menopoz yaşı 48-50’dir, ancak bu ortalama toplumdan topluma değişiklik göstermektedir. İyi beslenemeyen, zayıf, vejetaryen, rahmi alınan, anne karnındayken gelişme geriliği olan ve yüksek yerlerde yaşayan kadınlarda menopoz yaşı biraz daha erken olabilmektedir. Ayrıca sigara içen kadınlar menopoza daha erken girerler. İnsanın yaşam süresinin uzaması ile birlikte kadınların menopozda geçirdikleri yaşam süresi de artmaktadır. Gelişmiş ülkelerde kadın yaşamının 1/3’ünü menopoz dönemi oluşturmaktadır.

Aylık adetler vücudun gebeliğe hazırlandığı karmaşık fonksiyonların sonucudur. Beyin ve yumurtalıkların birlikte hareket ederek salgıladıkları hormonlar ile yumurta gelişimi gerçekleşir. Bu hormonlar aynı zamanda yumurtlamaya, yani yumurtanın içinde geliştiği folikülden (keseden) salınımına neden olur. Bu hormonların etkisi ile gebeliğe hazırlanan ve kalınlaşan rahmin iç tabakası, gebelik oluşmadığında adet kanaması olarak dökülür. Yaş ilerledikçe yumurtalıklar da yaşlanır, 40 yaş civarında yumurtalıklar beyinden gelen hormonal sinyallere daha az cevap verir ve daha az östrojen salgılar. Adetler düzensizleşir ve menopoz öncesindeki bu dönemde östrojen seviyesi hızlı bir düşüş gösterir. Sonunda yumurtalıklarda yumurta gelişimi ve östrojen üretiminin durması ile adetler kesilir ve menopoz başlar. 6 aydan daha fazla adet gecikmeleri yaşanıyorsa kandaki östrojen ve yumurtlamayı uyaran hormon (FSH) seviyeleri ölçülerek kesin tanı konur.

Perimenopoz kavramı ise düzenli menstrüasyondan menopoza geçiş dönemini ifade eder. Perimenopoz adını verdiğimiz geçiş döneminde, yumurtalıklardaki yumurta sayısı iyice azaldığı için yumurtlama olayı daha seyrek görülür.

Kadınlar genellikle annelerinin menopoza girdiği yaşta son adetlerini görürler. Yaşı ne olursa olsun cerrahi olarak yumurtalıkları çıkarılmış kadın menopoza girmiş kabul edilir. Rahmi çıkarılıp yumurtalıkları bırakılan kadınlarda adet kanaması olmaz ama yumurtalık fonksiyonları devam ettiği sürece menopoza girmiş olmazlar.

Bir kadının 40 yaşından önce menopoza girmesi ise erken menopoz olarak değerlendirilir. Eğer adetleriniz sona ermişse bazı basit kan tetkikleri yapılarak menopoz döneminde olup olmadığınız anlaşılabilir. Menopoz yavaş gelişen bir süreçtir. 6-12 ay arası bir süre boyunca adet kesilmemişse menopoz dönemi başlamamış olabilir. Bu süre içinde gebe kalmamak için doğum kontrol yöntemlerini kullanmayı sürdürmek genellikle önerilir. Adet düzeninde değişiklik, aşırı kanama, her zamankinden daha uzun süren kanama, üç haftadan daha sık kanama, eşinizle birlikte olduktan sonra kanama ve adet dönemleri arasında kanama olması halinde mutlaka doktora danışmanız önerilir.

Menopoz Belirtileri Nelerdir?

Menopoz belirtilerinin en tipik örneği ateş basmasıdır. Baş, boyun ve göğüs bölgesinde ani kızarıklık, vücut ısısında artış ve ardından aşırı terleme görülür. Bu şikayetler genellikle 1-2 yıl sürmesine karşılık, kadınların %25’inde 5 yıldan daha uzun sürebilir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, en önemli faktörün östrojen hormonu seviyesindeki azalma olduğu düşünülmektedir.

Vajina ve idrar yollarını örten epitel tabakasında incelme ve esneklik kaybı görülür. Ayrıca vajinada kuruluk yine görülen belirtilerden biridir. Menopozda ruhsal problemlerin arttığına dair genel bir kanı olmasına karşın, yapılan çalışmalar bunu desteklememektedir. Ayrıca menopozda depresyonun daha sık görüldüğü görüşü de artık kabul edilmemektedir. Ancak ateş basmalarına bağlı olarak hastanın uyku kalitesi ve dolayısı ile günlük yaşam kalitesinde bir bozulma görülebilir.

Ciltte kızarıklık, memede ağrı, sinirlilik, uyku bozuklukları, aşırı terleme, yorgunluk, isteksizlik, aşırı duygusallık, çökkün ruh hali tipik belirtilerdir. Yüzde artan kırışıklıklar, ten renginde soluklaşma, saçlarda incelme ve dökülme, kırışık ve gevşek cilt yapısı, yaşlılık lekeleri, tırnaklarda kırılma, memelerde küçülme, yassılaşma ve yumuşama, tüylenme artışı, varislere eğilimin artması, karında yağlanma ve gerginliğin kaybolması, vajina duvarlarında incelme, kırışma, kuruluk, kaşıntı, iltihabi hastalıklara meyil, cinsel ilişki sırasında ağrı, idrar kaçırma ve karıncalanma hissi diğer belirtilerdendir.