Mol Gebelik (Üzüm Gebeliği) Nedir?


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Mol gebelik, yumurtanın ve spermin fertilizasyonda bir araya gelmesi ile ilgili problemden kaynaklanan bir plasenta anomalisidir. Her 1.000 hamilelikten birinde ortaya çıkan bu durum ayrıca gestasyonel trofoblastik hastalık veya hidatiform mol olarak da adlandırılır. Halk arasında görüntüsünden dolayı üzüm gebeliği olarak bilinir. Üzüm gebelik nedir sorusu ile ilgili daha detaylı bilgiyi yazımızda bulabilirsiniz.

Mol Gebelik Nedir?

Mol gebelik nedir sorusunun cevabını rahim içinde anormal doku büyümesine yol açan döllenme sürecindeki genetik bir hatanın sonucudur şeklinde verebiliriz. Mol gebelikte fetüs rahim içinde uygun şekilde oluşmaz ve bebek gelişmez. Bu anormal gebelik şekli genellikle rahimdeki hücrelerin uzaklaştırılmasını içeren basit bir prosedürle tedavi edilebilir. Ancak bazen hücreler tamamen uzaklaştırılamaz ve bunları çıkarmak için daha fazla tedaviye ihtiyaç duyulur.

Mol (Üzüm) Gebelik Belirtileri

Çoğu kadında devam eden hamileliğin mol ya da üzüm gebelik olduğuna dair herhangi bir belirti ya da işaret gözlenmez. Mol gebelik geçiren kadınlar için durum sadece 8 – 14 haftada yapılan rutin ultrason taraması sırasında veya düşükten sonra yapılan testler sırasında tespit edilebilir. Mol gebelik geçirenler tarafından rapor edilen bazı belirtiler şunları içerebilir:

  • Genellikle gebeliğin ilk üç ayında vajinal kanama veya vajinadan koyu renkli akıntı olması
  • Vajinadan küçük, üzüm benzeri topaklar atılması
  • Ağır sabah bulantısı
  • Kusma
  • Alışılmadık derecede şişmiş bir karın
  • Karında basınç ve rahatsızlık hissi

Ancak bu belirtiler mol gebelik yaşayanlar için tipik olmayıp, bazıları hamilelikte oldukça yaygındır ve mutlaka bebekle ilgili bir şeylerin yanlış gittiğinin bir işareti değildir. Bununla birlikte hamileliğin her döneminde görülen vajinal kanama gibi bir bulguyla karşılaşılması durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Doktor yapılan tetkiklerle mol gebelikte görülebilen aşağıdaki diğer bulguları tespit edebilir:

  • Hızlı rahim büyümesi: Rahim içinde bulunulan hamilelik dönemi için çok büyüktür.
  • Normal gebeliğe oranla daha yüksek hCG seviyeleri
  • Kan basıncı yüksekliği
  • Fetal hareketler ve kalp atışı yokluğu
  • Preeklampsi: Gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkan, yüksek tansiyon ve idrarda proteine ​​neden olan bir durum
  • Yumurtalık kistleri
  • Kansızlık
  • Hipertiroidi

Mol Gebelik Neden Olur?

Mol gebelik, kişinin veya eşinin yaptığı herhangi bir hatadan kaynaklanmaz. Nedeni, kısaca anormal döllenmiş bir yumurtadır. İnsan hücreleri normal olarak 23 çift kromozom içerir. Her çiftin bir kromozomu babadan, diğeri ise anneden gelir. Döllenmiş bir yumurtadaki genetik madde miktarı doğru değilse, örneğin genetik bilgi içermeyen bir yumurta, bir sperm tarafından döllenmişse veya normal bir yumurta iki sperm tarafından döllenirse üzüm gebelik gerçekleşir.

Mol gebeliğin komplet ve parsiyel mol şeklinde farklı şekilleri vardır. Komplet mol gebelikte, boş bir yumurta bir veya iki sperm tarafından döllenir ve genetik materyalin tamamı babadan gelir. Bu durumda, annenin yumurtasından çıkan kromozomlar kaybolur veya etkisiz hale getirilir ve babanın kromozomları çoğaltılır. Parsiyel form ise hem anormal hücreleri hem de ciddi doğum kusurları olan bir embriyo içeren mol gebeliği tanımlar. Mol gebeliğin neden olduğu bilinmemekle birlikte bazı durumlarda risk daha fazladır. Riski arttıran durumlar ise şunlardır:

  • Yaş: Mol gebelikler 20 yaş altı ve 40 yaş üstü kadınlarda daha sık görülür.
  • Etnik köken: Mol gebelikler Asya kökenli kadınlarda yaklaşık iki kat daha yaygındır.
  • Geçirilmiş mol gebelik öyküsü: Normal popülasyonda risk 600’de 1 iken daha önce mol gebelik geçirenlerde 80’de 1’dir. İki veya daha fazla mol gebelik geçiren kadınlarda ise bu oran 5’te 1 civarındadır.
  • Düşük yapma öyküsü: Daha önce düşük yapmış olan kadınlarda risk artmıştır.

Mol Gebelik Tanısı Nasıl Konulur?

Doktor mol gebelikten şüphelenirse öncelikle hamilelik hormonu olarak bilinen insan koryonik gonadotropin (HCG) hormonunun kan düzeyini ölçer. Gerekli görüldüğü takdirde başka kan testleri de istenir. Karın ultrasonografisi de tanı koymada faydalıdır. Standart bir ultrason incelemesi ile ilgili bölgedeki dokulara yüksek frekanslı ses dalgaları yönlendirilir. Hamileliğin erken döneminde rahim ve fallop tüpleri vajinaya daha yakın konumlandığı için incelemede transvajinal USG tercih edilir. Komplet mol gebelik ultrasonda hamileliğin sekiz veya dokuz haftası gibi oldukça erken bir zamanda tespit edilebilir. USG ile şu bulgular gözlenebilir:

1. Embriyo veya fetüs yokluğu
2. Amniyotik sıvı yokluğu
3. Rahmi dolduran kalın kistik bir plasenta varlığı
4. Yumurtalık kistleri

Parsiyel mol gebelik ultrasonu ise şunları gösterebilir:

1. Büyümesi sınırlanmış anormal bir fetüs
2. Normalden düşük miktarda amniyotik sıvı
3. Kalın kistik bir plasenta

Eğer hastaya mol gebelik tanısı konursa, aşağıdakiler dahil eşlik edebilecek diğer tıbbi sorunların kontrol edilmesi gerekebilir:

  • Preeklampsi
  • Hipertiroidi
  • Anemi

Mol Gebelik Tedavisi

Ultrason taraması, hastada mol gebelik olduğunu gösteriyorsa anormal dokunun çıkarılmasına yönelik çeşitli tedaviler uygulanır. Bununla birlikte çoğu olguda bu anormal gebelik kendiliğinden sonlanır ve vajinadan üzüm benzeri görünüme sahip doku parçaları atılır. Kendiliğinden sonlanmayan mol gebelik tedavisi için sıklıkla tercih edilen üç ana seçenek şu şekilde sıralanabilir:

  • Vakum küretaj: Rahime vajina yoluyla ulaşılarak ince bir tüp yardımıyla anormal hücreler vakumlanarak uzaklaştırılır. Bu işlem genellikle genel anestezi altında yapılır.
  • İlaç tedavisi: Mol gebeliğin boyutu fazlaysa ve vakumla uzaklaştırılamayacak kadar büyükse, anormal dokuların vajinadan atılması için ilaç verilebilir.
  • Histerektomi: Cerrahi yolla rahmin çıkarılmasıdır. Daha fazla çocuk sahibi olmak istemeyen hastalarda histerektomi bir tedavi seçeneği olabilir.

Kadınların çoğu vakum küretaj yöntemi ile başarılı bir şekilde tedavi edilir ve aynı gün taburcu edilerek evlerine gönderilir. Tedaviden sonra bazı anormal hücreler rahimde kalabilir. Bunlar genellikle birkaç ay içinde kendi başlarına atılır. Ancak bazen bunları gidermek için daha fazla tedaviye ihtiyaç duyulabilir.

Daha fazla tedaviye ihtiyacınız olup olmadığını görmek için düzenli takiplerle kan ve idrar testleri yapılarak gebelik hormonu olan hCG seviyesi ölçümü yapılır. Bu hormonun miktarı hamilelik sırasında artar ve molar gebelik için tedaviden sonra seviyeleri düşmezse, bazı anormal hücrelerin rahimde kaldığına işaret edebilir. Kadınların çoğu tedaviden yaklaşık altı ay sonraya kadar düzenli kan veya idrar testleri yaptırmak zorundadır.

Kalıcı Trofoblastik Hastalık Nedir?

Az sayıda vakada tedaviden sonra rahimde kalan anormal hücreler kendiliğinden kaybolmaz. Buna kalıcı trofoblastik hastalık denir. Bu durumda ileri tedavi gereksinimi ortaya çıkar. Kalıcı trofoblastik hastalık gelişme olasılığı kişide komplet mol varsa %15, parsiyel mol varsa %0,5’dir. Kalıcı trofoblastik hastalığın ciddi sonuçları olabilir çünkü anormal hücreler tedavi edilmezse kansere benzer şekilde büyüyerek vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Tedavi anormal hücreleri öldürmek için birkaç ay boyunca kemoterapi ilaçları verilmesi şeklinde yapılır. Bu amaçla kullanılan ilaçlar enjeksiyon yoluyla verilebileceği gibi ağızdan tablet şeklinde de kullanılabilir. Tedavi ile kadınların neredeyse %100’ünde başarılı bir sonuç elde edilir. Tedavi sonrası tekrar gebe kalınması mümkündür. Fakat kalıcı mol gebelik yaşayanlar için durumun yaklaşık %3 oranında tekrarlama riski olduğundan en az 1 yıl korunulması tavsiye edilir.

Üzüm gebeliği nedir sorusu ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için 444 39 49 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.