Lohusalık Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Doktora Sorun

Lohusalık, doğumdan sonraki ilk 6-8 haftayı kapsayan, annenin ve bebeğin ekstra bakım ve ilgiye ihtiyaç duyduğu bir dönemdir. Bu yazıda sizler için lohusalıkta beslenme, egzersiz ve doğum sonrası cinsel ilişki gibi merak edilen konular yer almaktadır.

Lohusalıkta Beslenme

Halk dilinde emziklilik diye de bilinen lohusalık, yaklaşık 9 aylık bir gebelikten sonra bütün vücudun eski haline hızlıca geri dönmeye çalıştığı bir dönemdir. Bu dönem içerisinde, gerek değişen hormonların etkisi ile duygu durumundaki ani değişiklikler, gerekse yeni anne olmanın getirdiği kaygılar, anneyi zaman zaman zorlar. Bu nedenle lohusalıkta beslenme, hem annenin hem de emzirilen bebeğin sağlığı için oldukça önemlidir.

Lohusalıkta, normal ya da sezaryen doğumların ardından, vücut hem kendini toparlamak için hem de süt bezlerinden süt üretimi başladığı için ekstra enerjiye ihtiyaç duyar. Neyse ki, annenin bu artan enerji ihtiyacı, hamilelik sırasında depoladığı fazla yağlardan sağlanabilir.

Sağlıklı bir lohusalık geçirmek için günlük tüketilmesi gereken kalori miktarı 2.500 kcal’dir. Lohusa anne, bu kaloriyi aşağıdaki gıdalarla tamamlarsa, dengeli ve sağlıklı beslenmiş olur:

  • 400-500 ml yoğurt, ayran ya da süt (2-3 su bardağı),
  • 5-6 porsiyon sebze ve meyve,
  • 5-8 porsiyon tahıl, (1 porsiyon tahıl, 1 dilim ekmek ya da 3 yemek kaşığı pilav ya da makarna)
  • 3-4 porsiyon et ya da yumurta (1 porsiyon 1 adet yumurta ve 90 g et / tavuk / balık)

Yukarıdaki porsiyonlara dikkat ederek kendinize sağlıklı ve dengeli bir program oluşturabilirsiniz.

Lohusalıkta Uzak Durulması Gereken Besinler

Lohusalıkta alkolden ve sigaradan kesinlikle uzak durulmalıdır. Alkol ve sigaradaki zararlı maddeler anne sütüne geçebilir ve bebeğin gelişiminde istenmeyen etkiler oluşturur. Bebek emzirilmiyorsa bile annenin toparlanma sürecinde alkol alması doğru değildir. Ayrıca annenin üzerine sinen sigara dumanının pasif içicilikte rolü olduğundan, lohusanın yanında sigara içilmesi dahi doğru değildir.

Bunun haricinde çay ve kahve tüketilirken, bu tür sıvıların içerdiği kafein nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Fazla miktarda alınan kafein, annede uykusuzluğa yol açarken, bebekte de huysuzluğa sebebiyet verebilir. Araştırmalar annelerin günlük 300 mg’a kadar kafein alabileceğini söylemektedir. (1 ince belli çay bardağı çay 25 mg, 1 kahve fincanı Türk kahvesi ise 50 mg kafein içerir).

Bazı gaz yapıcı besinler anne sütüne geçerek bebeklerde gaz ve hazımsızlık şikayetlerine yol açabilir. Bebek emzirilmiyorsa bile, anne sezaryen ameliyatının ilk günlerinden sonra (bağırsakların çalışması eski haline gelene kadar) bu yiyecekleri tüketmemelidir. Bunlar kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, bulgur, mercimek, vs) ve gaz yapıcı yeşil sebzelerdir (lahana, brokoli vs). Lohusalık dönemi bittikten sonra bebekte gaz yapıp yapmadığı denenerek bu besinler yavaş yavaş tüketilmeye başlanabilir.

Lohusalıkta Sütü Artırmak için Neler Tüketilmelidir?

İlk doğumlarda özellikle doğum sezaryen ile yapılmışsa, ilk bir iki gün sütün gelmemesi normal bir durumdur. Bu durumda benim sütüm yok diyerek pes edilmemeli, bebek emzirilmeye devam edilmelidir. Sütü artırmak için tüketilmesi gereken en önemli besin sudur. Sütünüzün azlığında sorgulamanız gereken ilk nokta, “yeterli sıvı alıyor muyum?” olmalıdır. Emziren bir anne günde en az 2,5 litre su içmelidir. Bu miktarın altında alınan sıvılar süt üretiminizde azalmaya neden olacaktır.

Belirtilen miktarda sıvı tükettiğinizden ve sık sık emzirdiğinizden eminseniz ama hala yeterli sütünüzün olmadığını düşünüyorsanız, o zaman süt artıran bitki çaylarından fayda görebilirsiniz. Bilimsel olarak ıspatlanmamakla birlikte rezenenin anne sütünü artırdığı, anneyi rahatlatıcı etkisi olduğu ve bebeğin gaz problemlerini de yatıştırdığı nesilden nesile aktarılan bir bilgidir. Çemen otu da süt kanallarında süt üretimini uyaran bir bitkidir.

Yulaf, hem annenin günlük alması gereken tahıl ihtiyacını karşılaması, hem iyi bir bitkisel demir kaynağı olması hem de anne sütünü artırıcı etkisinden dolayı, diyetten eksik edilmemesi gereken bir besindir. Sabahları yoğurt veya sütün içerisine karıştırabileceğiniz yulaf, kalsiyum, demir ve lif içerdiğinden vücudunuza çok faydalı olacaktır.

Bunun haricinde sütün kalitesini artırmak için havuç, yumurta, badem, ceviz, fındık (kabuklu yağlı tohumlar), dereotu, maydanoz bol bol tüketilmelidir.

Halk arasında, komposto, lohusa şerbeti, şekerli su, pekmez gibi şekerli gıdaları tüketmenin süt artırdığına dair yanlış bir inanış vardır. Şekerli gıdalar sütü artırmaz. Şekerli sıvıların içerisindeki sıvı işe yarasa da, suyu normal olarak tüketmek çok daha faydalıdır. Çoğu lohusa hamilelikte aldığı kilolardan daha fazlasını bu gıdaları tüketerek alabilir.

Lohusalık dönemi bitmeden kesinlikle kilo vermek için diyet yapılmamalıdır. Bu dönemin bir iyileşme dönemi olduğu unutulmamalıdır.

Doğum Sonrası Egzersiz

Doğum sonrasında anneler bazen eski formlarına kavuşmak için aceleci davranabilirler. Doğum sonrası egzersize başlama süresi normal ya da sezaryen doğum yapmış olmaya göre değişir. Normal doğum sonrası egzersiz doktorun izin verdiği ve farklı bir komplikasyon yaşanmadığı sürece iki üç hafta içerisinde yapılmaya başlanabilir. Sezaryen doğum sonrası egzersiz ise daha hassas bir konudur. Sezaryen doğumda, egzersizlere başlamadan önce doktorun dikişleri ve iyileşme sürecini gözlemleyip spor yapabilir izni vermesi muhakkak beklenmelidir.

Lohusalıkta egzersiz yapmanın annenin sağlığı açısından çok önemli faydaları da vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Hamilelik süresince bozulan postür (duruşun) düzeltilmesi,
  • Annenin duygu durum dalgalanmalarının giderilmesi,
  • Emzirirken gelişen bel ağrılarının azaltılması,
  • Gerilen karın kaslarının toparlanması.

Lohusalık süresince ilk egzersizi, açık havada yapacağınız hafif tempolu yürüyüş olarak seçerseniz, bedeninizi gözlemlemeniz ve egzersize vereceği tepkiye hazır olup olmadığını görmeniz açısından faydalı olacaktır.

  • Yürüyüş haricinde hafif pilates egzersizleri eski formunuza kavuşmak için iyi bir yoldur.
  • Derin solunum egzersizleri rahatlama sağlaması açısından önemlidir.
  • Kedi ve deve hareketi denen hareket bel rahatlamasını sağladığı için tercih edilmelidir.
  • İlerleyen günlerde plank denen kol veya avuç içerinde yüzüstü duruş hareketleri karın sıkılaştırma ve göğüs kaslarını çalıştırma açısından çok etkili egzersizlerdir.
  • Yarım mekik ve köprü hareketleri de karın kaslarını çalıştırma açısından faydalıdır.
  • Yan uzanarak bacakları kaldırıp indirmek vücut postürüne dikkat edilerek yapıldığında, kalça ve bacakları toparlayan fakat anne için fazla zorlayıcı olmayan ideal hareketlerdendir.
  • Egzersizden sonra hafif esneme hareketleri yapmak vücudunuzda laktik asit birikmesini azaltarak ertesi gün halk arasında hamlama olarak adlandırılan ağrılardan kurtulmanızı sağlayacaktır.

Her insanın iyileşme sürecinin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini unutmadan, kendinizi zorlamadan uygun bir egzersiz programı seçmek, egzersizin sürekliliği için de önemlidir.

Doğum Sonrası İlişki

Doğum sonrasındaki dönemde ilk 40 gün cinsel ilişkiye girilmesi yasaktır. Bunun nedeni annenin enfeksiyonlara daha yatkın olması, kanama ve akıntıların devam etmesi ve vajina ve rahmin yeteri kadar toparlanamamasıdır. Bununla beraber, normal doğum sonrası ilişki 40. günden sonra kadının hazır hissetmesi durumunda başlamalıdır. Değişen vücut algısı, hormonlar ve aşırı uykusuzluk ve yorgunluk gibi nedenler kadınlarda cinsel istek azalmasına neden olabilir. Eşlerin bu süre zarfında pozitif bir tutum takınması ve partnerlerini desteklemesi önemlidir. Sezaryen doğum sırasında bir komplikasyon gelişmemişse aynı kurallar geçerlidir.

Bununla beraber yeni doğum yapmış annelere dokunuşlar ve kucaklaşmalarla moral ve destek vererek yakınlık göstermek doğumdan itibaren yapılması gereken davranışlardandır.

Bebeğinizi huzurla ve sağlıkla büyütmenizi dileriz. Tüm sorularınız için 444 39 49 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.