Bizi Takip Edin!
Hasta hikayeleri, bilgilendirici videolar ve çok daha fazlası sosyal medya hesaplarımızda

Dünya genelinde her 8 kadından birini etkileyen Polikistik Over Sendromu, 12 Mayıs 2026 itibarıyla Poliendokrin Metabolik Over Sendromu adını aldı. Bu değişim yalnızca bir isim güncellemesi değil. Hastalığın gerçek doğasını tanıyan, tanı ve tedavi süreçlerini yeniden şekillendirecek köklü bir tıbbi dönüşümdür.
Yıllarca “yumurtalık kistleri” çağrışımıyla bilinen bir hastalık, 12 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan The Lancet makalesiyle resmi olarak yeniden adlandırıldı. Polikistik Over Sendromu (PCOS), artık Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) olarak anılacak.
Bu isim değişikliğinin arkasında, hastalığa dair onlarca yıllık bir yanlış anlamanın giderilmesi yatıyor. Eski adın ima ettiği “kistler” aslında hastalığın en belirleyici özelliği değil. Araştırmalar, PMOS‘un çok daha karmaşık ve çok sistemli bir bozukluk olduğunu ortaya koydu. Endokrin sistem, metabolizma, üreme sağlığı, kardiyovasküler risk ve psikolojik sağlık bu durumdan birlikte etkileniyor.
Yeni ismin her kelimesi bilinçli bir tercih:
Pek çok kadının aklında şu soru beliriyor olabilir: “Tanım mı değişti, yoksa hastalık mı?”
Yanıt açık: Hastalık değişmedi, onu anlama biçimimiz değişti.
PCOS adı, hastalığı yumurtalıklara sıkıştıran ve “kistler” üzerinden tanımlayan bir çerçeve sunuyordu. Bu çerçeve, hem hastaların hastalığı anlamasını hem de doktorların doğru tanı koymasını zorlaştırıyordu. Örneğin ultrason sonucunda yumurtalıklarında kist görülmeyen pek çok kadın yıllarca doğru tanıdan yoksun kaldı. Oysa yumurtalıklarda patolojik kist bulunması PMOS için zorunlu bir kriter değil.
PMOS adı ise hastalığın gerçek portresini çiziyor. İşte iki isim arasındaki temel yaklaşım farkı:
| PCOS (Eski) | PMOS (Yeni) | |
| Odak noktası | Yumurtalıklar ve kistler | Hormonal sistem ve metabolizma |
| Tanımlama biçimi | Tek organ bozukluğu | Çok sistemli endokrin-metabolik sendrom |
| Yanlış anlaşılma riski | Yüksek | Düşük |
| Kapsam | Dar | Geniş ve bütüncül |
| Tanıyı kolaylaştırma | Sınırlı | Daha güçlü |
Bu değişim bir gecede gerçekleşmedi. Avustralya’daki Monash Üniversitesi’nden Profesör Helena Teede liderliğinde yürütülen süreç, tam 14 yıl sürdü ve tıp tarihinin en kapsamlı hastalık yeniden adlandırma girişimi olarak kayıtlara geçti.
Süreç boyunca neler yapıldı?
Katılımcıların yeni isimde en çok öncelik verdiği üç ilke şunlardı: stigmadan kaçınma, bilimsel doğruluk ve açık iletişim. Bu üç ilkenin kesiştiği nokta tam da PMOS oldu.
Eski adın somut zararları da belgelendi. Yanlış isim, gecikmiş tanılara, parçalı tedavi süreçlerine, damgalanma korkusuna ve erken müdahale fırsatlarının kaçırılmasına yol açıyordu. Hatta dünya genelinde PMOS tanısı alması gereken kadınların yüzde 70’e kadarının hâlâ teşhissiz olduğu tahmin ediliyor.
Hastalığın belirtileri değişmedi ancak artık bu belirtiler çok daha doğru bir çerçevede değerlendiriliyor. PMOS olan kadınlar şu bulguları yaşayabilir:
Bu belirtilerin bir arada ya da ayrı ayrı görülmesi mümkündür. Tanı için hâlâ Rotterdam kriterleri temel alınmakta olup üç ana bulgudan (yumurtlama bozukluğu, androjen fazlalığı, polikistik over görünümü) en az ikisinin varlığı aranmaktadır.
PMOS, kadınlarda görülen yumurtlama kaynaklı kısırlığın en yaygın nedenlerinden biridir. Ancak bu, bebek sahibi olmanın önünde aşılamaz bir engel anlamına gelmiyor.
Hastalığın doğurganlık üzerindeki etkilerini şöyle özetleyebiliriz:
Yumurtlama düzensizliği: PMOS’ta yumurtalar, olgunlaşma sürecinin yarısında kalabilir. Düzenli yumurtlama gerçekleşmediğinde en verimli günleri takip etmek güçleşir ve doğal gebelik ihtimali düşer.
Androjen fazlalığı: Yumurtalıklardaki yüksek androjen seviyesi, gelişmekte olan yumurtalar için olumsuz bir ortam oluşturabilir ve yumurta kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Endometrium ve implantasyon: Düzensiz yumurtlama döngüleri rahim iç tabakasının (endometrium) sağlıklı bir şekilde hazırlanmasını da etkileyebilir. Bu durum, döllenen yumurtanın rahim duvarına tutunmasını zorlaştırabilir.
Hamilelik süreci: PMOS olan kadınlarda erken dönem düşük, gebelik hipertansiyonu ve gestasyonel diyabet riski biraz daha yüksektir. Bu nedenle gebelik takibi özellikle önem taşır.
Bütün bunların yanı sıra şunu da vurgulamak gerekir: PMOS tanısı almak, anne olamayacağınız anlamına gelmiyor. Yaşam tarzı değişiklikleri, yumurtlamayı destekleyici ilaçlar ya da tüp bebek tedavisi gibi yardımcı üreme teknolojileriyle her yıl pek çok kadın sağlıklı bir gebelik yaşıyor.
Daha önce PCOS tanısı almış kadınlar için herhangi bir ek işlem yapılmasına gerek yok. Aldığınız tanı, yeni adıyla PMOS tanısıyla birebir örtüşüyor. Tedaviniz, takibiniz ve doktorunuzla kurduğunuz ilişki aynen sürüyor.
Henüz tanı almamış ama belirtileri yaşıyorsanız ya da gebelikte güçlük çekiyorsanız, bu dönem bir fırsat sunuyor: Yeni terminoloji ve daha bütüncül tanı yaklaşımıyla birlikte hastalığın erken tespiti artık daha mümkün hale geliyor.
Türkiye’de PMOS ve tüp bebek alanında uzmanlaşmış merkezlere başvurarak durumunuzu değerlendirebilir, size özel bir tedavi planı oluşturabilirsiniz.
İsim değişikliği resmi olarak açıklandı ancak günlük tıbbi pratikte PCOS adını duymaya devam etmeniz olası. Bu tamamen normal, çünkü geçiş süreci 3 yıl olarak planlandı.
Bu süreçte şunlar hayata geçirilecek:
Dünya Sağlık Örgütü ile Uluslararası Hastalık Sınıflandırması (ICD) kodlarının güncellenmesi süreçleri de hâlâ devam ediyor.
Evet. Hastalığın kendisi değişmedi, yalnızca adı ve tanımlanma biçimi değişti. Daha önce PCOS tanısı alan kadınlar artık PMOS tanısına sahip.
Herhangi bir ek işlem yapmanıza gerek yok. Mevcut takibiniz ve tedaviniz geçerliliğini koruyor. Değişen yalnızca hastalığın ismi.
Evet. PMOS, gebeliği imkânsız kılmaz. Yaşam tarzı düzenlemeleri, yumurtlamayı destekleyici tedaviler ya da tüp bebek gibi yardımcı üreme teknikleriyle pek çok kadın başarıyla anne oluyor.
PMOS olan kadınlarda yumurtalık rezervi genellikle iyidir ve bu durum tüp bebek tedavisine olumlu yanıt alınmasını destekleyebilir. Ancak her hastanın durumu farklıdır. Kişiye özel değerlendirme büyük önem taşır.
Rotterdam kriterleri hâlâ geçerliliğini koruyor. Düzensiz adet ve yumurtlama, androjen fazlalığı ve ultrasonografik bulgulardan en az ikisinin bir arada bulunması tanıyı destekler. Kesin tanı için uzman bir doktor değerlendirmesi gereklidir.
Danışmak istediğiniz konularla ilgili en kısa sürede sizi arayalım.


