Hamilelikte Tam Kan Sayımı


Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı

Doktora Sorun

Gebelik her anne adayı için mucizevi bir dönemdir. Bu heyecanlı süreçten beklenen, hem anne adayının hem de bebeğin hamilelik dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmesi ve doğumun gerçekleşmesidir.

Gebelik boyunca annenin ve bebeğin iyilik hâlini değerlendirmek için belirli zamanlarda yapılması gereken testler mevcuttur. Tam kan sayımı (hemogram) da bu testlerden biridir ve hekime gebelik sürecinin yönetilmesi için oldukça önemli bilgiler sağlar.

Hamilelikte Tam Kan Sayımı Nedir, Ne Zaman Yapılır?

Tam kan sayımı, hem gebelerde hem de gebe olmayan kişilerde herhangi bir sağlık probleminin taranması veya var olan bir hastalığın takibi amacıyla kullanılan ilk basamak testlerden biridir. Bu noktada “Gebelikte kan sayımı nedir, hamilelikte kan sayımı ne zaman yapılır?” gibi soruların akla gelmesi doğaldır.

Günümüzde gelişen teknolojik imkânlara bağlı olarak tam kan sayımı tetkiki, kanı oluşturan hücrelerin otomatik bir cihaz tarafından sayılması prensibine dayanır. Uygulanması oldukça kolaydır. Gebenin sıklıkla kol veya el üstü gibi yüzeysel damarlarının bulunduğu bölgelerden birkaç mL (mililitre) kan alınması tam kan sayımı yapılması için yeterlidir.

Gebelik tespit edilir edilmez tam kan sayımı da istenmelidir. Elde edilen parametreler anne adayının mevcut sağlık durumunu yansıtmasının yanında, bir hastalığı olup olmadığının ve gebelik sürecinde bebeğin gelişimi için hangi takviyelere ne düzeyde ihtiyacı olduğunun hekim tarafından belirlenmesini sağlar.

Gebelik süresi boyunca da hekimin gerekli gördüğü aralıklarla tam kan sayımı incelemesine devam edilir. Böylece gerekli müdahalelerin zamanında yapılması ve hamilelik sürecinin en iyi şekilde geçirilerek doğumla sonlanması sağlanmış olur.

Gebelikte Kan Sayımında Nelere Bakılır?

“Tam kan sayımında gebelik çıkar mı?” sorusunun yanıtı kısaca “hayır” olarak verilebilir. Gebelik durumu her ne kadar kan tetkiki ile tespit edilebiliyor olsa da gebelik tetkikinde incelenen parametre kan değerleri değil çeşitli hormon düzeyleridir.

Tam kan sayımında değerlendirilen parametreler oldukça fazladır. Her bir parametrenin kendine özgü bir anlamı ve işaret ettiği bir durum vardır. Bu nedenle “Gebelikte tam kan sayımında nelere bakılır?” sorusunun birden fazla cevabı bulunur.

Tam kan sayımında ilk incelenen parametre hemoglobin değeri ve alyuvar sayısıdır. Hemoglobin, kanın dokulara oksijen taşıyan temel molekülüdür. Yapısında demir elementi yer alır. Hemoglobin pek çok fizyolojik ve patolojik durumdan etkilenebilir.

Yaş, cinsiyet, yüksek rakımlı bir yerde yaşamak ve gebelik gibi hormonal değişiklik meydana getiren fizyolojik durumlar, hemoglobin düzeyini değiştirebilir. Kansızlık durumunda, vitamin eksikliklerinde, enfeksiyonlarda, kronik iltihabi ve romatizmal hastalıklarda da ilk etkilenen kan parametrelerinden biri hemoglobin düzeyidir. Hemoglobin düşüklüğü kansızlık (anemi) olarak yorumlanır.

Hemoglobin yüksekliği düşüklüğü kadar sık olmasa da görülebilir. Hemoglobin, kanda en fazla bulunan hücreler olan alyuvarların yapısına katılır. Vücuttaki alyuvar sayısının tam kan sayımındaki göstergesi tetkik raporunda “RBC“ adıyla yer alır. Alyuvar sayısı, hemoglobin ile paralel bir şekilde benzer fizyolojik ve patolojik durumlardan etkilenir.

Tam kan sayımında bakılacak diğer parametre alyuvar ortalama hacmidir. Tetkik raporunda “MCV” olarak görülür. Alyuvarların boyutunu ifade eder. Gebelikte sık görülen demir, B12 vitamini ve folik asit eksikliği başta olmak üzere kansızlığa neden olabilecek pek çok durumda artma veya azalma gösterir.

Alyuvarların hacimlerinin ve dağılım genişliklerinin birbirinden ne kadar farklı olduğu da önemlidir. Tam kan sayımında “RDW” olarak ifade edilen bu parametre, özellikle gebelik için iki önemli durum olan demir eksikliği ve akdeniz anemisini ayırt etmede yardımcıdır.

“MCH” ve “MCHC” olarak adlandırılan değerler ise sırasıyla, alyuvarların ortalama volümünü ve ortalama hemoglobin konsantrasyonunu ifade eder. Bu iki parametrenin yükselmiş olması sıklıkla alyuvarların genetik geçişli hastalıklarının belirtisidir.

Gebelikte tam kan sayımında bakılan bir diğer veri, beyaz kan hücrelerinin sayısıdır. Tetkik raporunda “WBC” olarak görülen bu değer nötrofil, eozinofil, bazofil, monosit ve lenfosit gibi bütün beyaz kan hücrelerinin toplam sayısını ifade eder.

Her bir beyaz kan hücresinin mutlak sayısı da tam kan sayımında saptanabilir. Gebelerde WBC değerinin normalin bir miktar üzerinde saptanması doğal olmakla birlikte, çoğu gebede normal sınırlarda WBC düzeyine rastlanır. Gebelikte viral ve bakteriyel enfeksiyonlar başta olmak üzere pek çok sebep beyaz kan hücrelerinin sayısını etkileyebilir.

En küçük kan hücresi olan, pıhtılaşmayı sağlayan ve kan pulcukları denilen trombositler de tam kan sayımında değerlendirilen parametrelerden biridir. Kansızlık, kan sulandırıcı ilaç kullanımı, bazı ağrı kesiciler ve antibiyotikler, enfeksiyonlar ve kronik hastalıklar trombosit sayısında değişikliğe yol açabilir.

“MPV” ve “PDW” olarak bilinen trombosit indeksleri ise trombositlerin ortalama hacmini ve dağılım genişliğini gösterir. Yükseklikleri ya da düşüklükleri aşırı ve kontrol edilemeyen kanama durumlarının değerlendirilmesinde anlamlıdır.

Hamilelikte Tam Kan Sayımı Kaç Olmalı?

Tam kan sayımı ile elde edilen her bir değerin gebeler için belirli bir referans aralığı mevcuttur. Referans aralıklar tam kan sayımını yapan cihazın türüne göre değişmekle birlikte gebelikte tam kan sayımında incelenen değerlerin normal aralıkları belirlidir. Anne adayının değerlerinin normal aralıklarda tutulması, hem annenin sağlığı hem de bebeğin gelişimi için son derece önemlidir. Peki, hamilelikte kan sayımı kaç olmalı?

Gebelikte fizyolojik mekanizmalar neticesinde annenin vücudundaki su ve sıvı miktarı artar. Bu da kan volümünü arttırırken, kan hücrelerinin kanın sıvı kısmına karşı görece olarak azalmasına yol açar. Tam kan sayımına hemoglobin düzeyinde azalma olarak yansıyan bu duruma “gebeliğin fizyolojik anemisi” denir.

Hamilelikte kan sayımı düşüklüğü denince genellikle akla gelen hemoglobin düzeyinde azalmadır. Gebelikte normal hemoglobin düzeyi 12 g/dL olmakla birlikte hedef, hemoglobin değerini 10,5 g/dL’nin üzerinde tutabilmektir. MCV’nin normal değeri 80-100 fl arasındadır.

Hemoglobindeki azalma ile birlikte MCV azalması gebelerde sıklıkla demir eksikliğini işaret ederken, MCV yüksekliği folik asit ve B12 vitaminlerinin eksikliğinde görülür. RDW’nin normal aralığı yüzde cinsinden ifade edilir ve yüzde 12-15.5 arasındadır. Demir eksikliği olan gebelerde RDW artmış beklenir. MCH’nin normal değeri 27-31 pg iken MCHC’nin normali ise 31-37 g/dl’dir.

Beyaz küre sayısı yani WBC ise normal kişide 4.000-11.000/mm³ iken gebelerde üst sınır 15.000/mm³’e kadar normal kabul edilir. WBC sayısı gebeliğin son aylarına doğru iyice artar ve doğumda 25.000/mm³’e yükselebilir. Doğumdan sonra ise normale döner. WBC düzeyini gebelikte patolojik olarak ise en sık enfeksiyonlar değiştirir.

Trombositlerin gebeler için normal aralığı 150.000-450.000/mm³’tür. Gebeliğe bağlı olarak özellikle son trimesterde trombosit sayısı azalabilir. Buna “gestasyonel trombositopeni” adı verilir. Gestasyonel trombositopenide trombosit düzeyi sıklıkla 70.000-150.000/mm³ arasındadır ve doğum ile normale döner. MPV normal aralığı 7.5-11.5 fl iken PDW ise yüzde cinsinden yüzde 44-56 arasında ise normal kabul edilir.