Hasta Hikayeleri

Bebeğim…
Bebeğim…

11.06.2006 Tarihinde evlendim. Mutlu bir evliliğim ve iyi bir eşim var. Daha çok genç olmamıza rağmen bir çocuğumuzun olmasını istedik. Rutin olarak gittiğimiz doktorumuza bu konuyu danıştık. Doktorumuz bizden belirli testler istedi. Testlerin sonucunda çocuğumuzun normal koşullarda değil de, ancak tedavi yöntemiyle olabileceğini söyledi. O an doktorun ağzından çıkan kelimeler benim dünyamı yıktı. Bütün hayallerim, kurduğum bütün düşler gökyüzündeki bulutlar gibi bir anda dağıldı. Beynimde tek düşünce vardı, Anne olamamak. Anne olamayacağım. Küçücük bir varlığın minik dudaklarının arasında anne kelimesini hiç duyamayacaktım. Söylenen her teselli sözcüğü bana boş geliyordu. Kimsenin beni anlamadığını yaşadığımı sadece benim ve eşimin anladığını düşünüyordum. Yaşadığım bu karamsar duygularla tedaviye başladık. Hala bir umudum vardı, ama kendim için değildi beklide kucağıma alıp sıcaklığını hissedebileceğim ufaklık için umudumu hiç kaybetmeden 3 yıllık mücadeleme başladım.

Mücadelem sadece hastalıkla kalmadı, devlet hastanesinde o uzun bekleyişler,3-4 ay sonrasına verilen randevular, ilgisiz tavırlar, sonu gelmeyen testlerle iyice üzüntüme üzüntü kattı. Bütün bu sıkıntılara sadece tek şey için katlanıyordum. ANNE olabilmek için. Yüzümüze bakmayan hemşireler, her gittiğimde farklı, farklı doktorlara her şeyi sil baştan tekrar anlatmak yıldırmıyordu. Olmalıydı. Bebeğim için bu sıkıntılara katlanmalıydım. Onu içimde hissetmek, onun içimde büyüdüğünü düşünmek, bunların hayalini bile kurmak bu çektiklerime değer düşünüyordum. İnsan her ne kadar kendine teselli etmeye çalışsa da belirli bir noktada tıkanıyor. Etrafımda gördüğüm bebekler, çocuklar özlemime özlem katıyordu. Umudum olsa da hep bir korku vardı içimde ya olmazsa, ya ben hiç anne olamazsam. Evim hep sessiz mi olacaktı. Yaramazlık yapan, geceleri bizi uyutmayan, üstünü başını kirleten, dediği olana kadar ağlayan, bizi sürekli peşinden koşturan bir ufaklık olmayacak mıydı? Bunları düşünmek istemiyordum. Ama her geçen gün korkularım daha da artıyordu. Ümitlerim azalıyordu. Çocuk sesi duymak bile gözyaşlarımın akmasına yeterli oluyordu. Bütün bu yaşadıklarımız yetmiyormuş gibi. Yanlış uygulamalarda cabası. Sorunumuz eşimde olmasına rağmen öncelikle onun tedavi edilmesi gerekirken, aylarca bana sayısız iğneler yapıldı, öncelikle beni hazırladılar.1,5 ay sonunda benim tedavim bitti. Eşime tese ameliyatı yapıldı. İşlem sonunda olumlu sonuç alınsaydı, benden yumurta toplama işlemi yapılacaktı. Daha sonra transfer işlemi gerçekleşecekti. O an düşündüğüm şey o zamana kadar yaşadıklarımın artık biteceğiydi. Eşim ameliyatını olmuş. Müşaade altına alınmıştı. Sıra benden yumurta toplama işlemine gelmişti. O gün büyük bir heyecanla sıramın bana gelmesini bekliyordum. Ama zaten gergin olan ben iyicene geriliyordum. İçimi bir korku sarmıştı.Buna rağmen cesaretimi toplayıp,hemşirenin yanına gittim.Sıramın bana ne zaman geleceğini, beni neden almadıklarını,içeriye girip doktorlarla konuşmasını rica ettim. Hemşire içeri girip geldi. Bana doktorların benimle konuşacağını söyledi.O an durdum.Ne olabilir diki,ne konuşacaklardı benimle.Kötü bir şey olamazdı,olmamalıydı?Ben bunları düşünürken doktor ve hemşire yanıma geldi.Bana söyledikleri eşimden canlı hücre bulamadıkları.İşlemi gerçekleştiremeyeceklerini,ve çocuğumuzun olmayacağını ,bunun için hiç şansımızın olmadığını,söylediler.Buz kesildiğimi hissettim başımın bin ton olduğunu sanki hastanenin başıma yıkıldığını hissettim. Doktorun yanından ayrılıp eşimin yattığı odaya gittim. Ağlayarak, ona doktorun söylediklerini ve çocuğumuzun olmayacağını söyledim. Hâlbuki eşimin ameliyatını yapan pratisyen hekim, bize operasyonun çok iyi geçtiğini, bir sürü canlı hücre bulduklarını, sonucun iyi çıkacağını söylemişti. Ertesi gün gelip, olumsuz sonuç söylemeleri bizim için tamamen yıkım olmuştu. Eşim o halde ayağa kalkıp beraber onun doktoruna yanına gittik. Biz söylenecek en küçük teselli sözcüğüne bile razıyken doktor bize sanki biz hiçbir şey yaşamamışız gibi 6 ay sonra tekrar gelmemizi ve tedaviye tekrar başlamamızı söyledi. Bense hastanenin kapısından içeri girdiğim anda bile üzerime, üzerime gelen duvarlarını bile artık görmek bile istemiyordum. Ama gende insan vazgeçemiyordu. Aradan 6 ay geçtikten sonra biz tekrar aynı doktora gittik. Doktor bizden testler istediğinde artık dayanamayacağımı anladım. Aynı stresleri aynı hayal kırıklığını yaşamak istemiyordum. Artık güvenim kalmamıştı. Bu git gelleri yaşarken elimizde ki testlerle bir arkadaşımın tavsiyesiyle Özel Bahçeci Kliniğine gittik. Randevu 1 hafta sonrasıydı. 1 hafta bana bir asır gibi geldi. Çünkü artık sona gelmişti. Dr. ağzından ya evet ya da hayır kelimesi çıkacaktı. En büyük hayalim onun ağzından çıkacak kelimelere bağlıydı. Bir hafta bitmişti. Hazırmıydım acaba ya olumsuz bir şey derse, gözyaşlarımı tutamıyordum. Ağlamaya başlamıştım. Söylenecek kötü bir şeye tahammülüm yoktu artık. Ama öyle olmadı. Doktorun ağzından sanki mucize sözcükleri çıkıyordu. Bir şansımızın olduğunu ama gene de her şeye hazırlıklı olmamızı söyledi. Bu bile bana yetti. Küçük de olsa, zorda da, olsa bir şansımız vardı. Hemen başlamalıydık. Dr. operasyon tarihini bizim kararlaştırmamızı istedi. Eşim işlerini ayarlayıp uygun bir tarih bildirecekti. 8 Ocak Cuma günü 08.30’da operasyon ÖZEL UMUT TÜP BEBEK MERKEZİ’NDE yapılacaktı. Hastahane ye gittiğimizde aynı odayı paylaştığımız bizimle aynı sorunu olan bir çift vardı. Eşim operasyon için hazırlanırken ben dışarıda bekliyordum. Aynı odayı paylaştığımız çift de bizim yaptıracağımız operasyonu yapılmış. Sonuç bekliyordu. Dr. Bey kadının yanına geldi. Kadına canlı hücre bulamadıklarını ve işlemin olumsuz olduğunu söyledi. O anı bende yaşamıştım. Kadının neler hissettiğini çok iyi anlayabiliyordum. Ama ben o bayandan daha kötü olmuştum. Çünkü o 14 senedir uğraşıyormuş. Böyle bir sonuca hazırlıklı sanırım. Yâda çok soğukkanlıydı. Eşimi operasyona aldılar. 2 saat süren operasyon sırasında yasak olmasına rağmen ameliyathane kapısında elimde patiklerle gelecek haberi bekliyordum. Diğer doktorların ve hemşirelerin ikazlarına rağmen gitmiyordum. Israrla merdivenlere oturmuş. Gelecek haberi bekliyordum. Derken 1,5 saat sonra kapıda beklediğimi bilen Emb. Aşina hanım kapıya gelerek bana müjdeli haberi verdi. Canlı hücre bulduklarını, artık sevinebileceğimi, söyledi. Ben sevinçten deliye dönmüştüm. Çantamı eşyalarımı bırakıp bir alt kattaki hemşirelerin yanına koştum. Çığlık çığlığa bağırıyordum sevinçten. Yattığımız odanın kapısını birlikte aynı odayı paylaştığımız bizden 2 saat önce olumsuz sonuç alan kadın açtı. Bana bakışını hayatım boyunca unutamayacağım. Benim adıma sevinmiştir. Ama ne kadar üzüldüğünü, içinin ne kadar acıdığını, gözlerinden belliydi. Aşağıya lobiye indim. Benimle beraber gelen ANNEM ve eşimin abisi ilhan abinin yanına gittim. Ağlıyordum herkes bana bakıyordu. Annemler olumsuz sonuç aldığımı düşündüler. Onlara ağlayarak canlı hücre bulduklarını, sonucun iyi olduğunu, söyledi. Ben dışarıda bunları yaşarken, eşim kilosundan dolayı bayıltılmamıştı. O yüzden seslerimi duymuş. Doktorumuz ona eşin sevinçten kliniği ayağa kaldırdı demiş. Eşim o bu günü yıllardır bekliyordu bırakın yaşasın bu anın tadını demiş ve oda ağlamaya başlamış. Kısacası eşim ameliyathanede ben dışarıda sevinçten ağlıyorduk. Sıra benim tedavime gelmişti. İlk iğneme 16 Ocak cumartesi günü başladım.1 aylık bir tedavi süresi geçirdim. Tedavi arasında kontrollerim devam ediyordu. Son iğnemi de 6 Şubat cumartesi yaptırdıktan sonra 8 Şubat pazartesi günü saat 09.00?da yumurta toplama operasyonu yapıldı.1-2 saat müşaade altında tutulduktan sonra taburcu oldum. Embriyonun oluşumu içim bir gün beklememiz gerekiyormuş. 9 Şubat Salı günü benim için geçmek bilmedi. Evde zamanın geçmeyeceğini bildiğim için sabah erkenden işe geldim.Telefonumu elimden hiç düşürmüyordum.Her çalışında yüreğim ağzıma geliyordu.Derken saat 11.00 oldu.Telefonum çaldı.Arayan klinikten aşina hanımdı.Bana yıllardır o beklediğim muhteşem haberi verdi.4 tane embriyomuz oluştuğunu transfer işlemi için.10 şubat Çarşamba saat 14.00’da gelebileceğimizi söyledi.Ben telefonda sevinçten ağlamaya başlamıştım.İş arkadaşım rezzan ağladığımı duyunca korkudan yanıma gelememiş.Benim hıçkırıklar artınca yanıma geldi.Ağlayarak ona sonuçların iyi olduğunu söyledim.O da bana kızdı çok korktuğunu kötü sonuç geldiğini düşündüğünü böyle güzel bir haber için ağlamamam gerektiğini,söyledi.Evet haklıydı.Mutluluğumu benimle beraber bütün zorlukları çeken bana her zaman destek olan insanla paylaşmalıydım.O an elimdeki bütün işlerimi bırakıp.İş yerinden çıkıp taksiye atladım.Ve eşimin yanına gittim.İş yerine gittiğimde eşimle göz göze gelince ikimizde ağlamaya başladık.Meğersem o da dayanamayıp ben gitmeden önce kliniği arayıp sonucu öğrenmiş.Birbirimize sıkıca sarılıp mutluluğumuzu paylaştık.Ertesi gün için ikimizde çok sabırsızdık.İçimizde gende hep bir korku vardı acaba bir aksilik çıkacak mı diye.O akşama arkadaşlarımızla ve ailemizle birlikte beraber geçirdik.Ertesin gün 10 şubat Çarşamba günü kliniğe gittik.Transfer işlemi yapılmadan önce bebeğin ve benim sağlımız açısından akupunktur tedavisi uygulandı.Saat 14.00?da beni operasyona aldılar.Ben ameliyathaneye girerken yanımda o gün e kadar bana çok destek olan Hatice hemşirenin olmasını istedim.Sedyeye yatırıldım.Hatice hemşire elimi tutup,bebeğimin adını da Hatice koymamı istediğini söyledi.Ben kabul etmedim.  Operasyon yapılırken ekranı bana gösterip 3 tane yavrumuzun geldiğini söylediler. O görüntü hayatımda görebileceğim en muhteşem görüntüydü. Çok etkilenmiştim. Operasyon fazla sürmedi 15 dakika kadar sonra odama geçtim. Kendimi yorgun ve halsiz hissediyordum. Operasyondan sonra tekrar akupunktur tedavisi yapıldı.2 saat sonra klinikten çıktık. Evime gittim 15 günlük bir dinlenme beni bekliyordu. Gebelik testini 15 gün sonra yaptıracaktım. Bu sürede ani hareketler yapmayacak ve bol bol dinlenecektim. Bu süreç te benim için zor geçti. Çünkü stresten ve korkudan yüzümde sivilceler çıktı. Çok yattığım için de belimde ağrımaya başladı. Ama ben bu belirtileri o zaman böyle rahat karşılamadım.Kesin tutmadığını ve adet göreceğim için bu belirtilerin olduğunu düşünüyordum.Eşimi arayıp bunları söylüyordum oda beni rahatlatmaya çalışıyordu.Ama beni durdurmak kolay değildi.Artık bekleyemiyordum. Eşimde bana evde kendimiz test yapalım o zaman dedi benim ona da cesaretim yoktu.Sürekli negatif çıkması beni yormuştu.Şimdi tekrar evde yaparsam ve negatif çıkarsa buna dayanamayabilirdim.Mecbur pazartesiyi beklemek zorundaydım.Bendeki belirtiler beni daha da strese soktuğu için eşim doktorumuzu aradı benim çok stres yaptığımı söyledi.Doktorumuzda 22 şubat beklemenize gerek yok isterseniz 20 şubat ta da gelebilirsiniz dedi.Ben sevinçten havalara uçtum her zamanki gibi.20 şubat cumartesi günü bizimle beraber eltim,kaynım,ve kayınvalidem de geldi.Benim akşamdan beri iştahım kesildi ve sürekli ağlıyordum.Kliniğe gidene kadar gözyaşım hiç kesilmedi.Eltim sonuç olumlu olsa bile böyle yaptığım için stresten kötü bir şey olacak diye beni teselli etmeye çalışıyordu.Ama elimde değil sürekli ağlıyordum.Kliniğe gittik testi yaptırdık.Sonuç 50 dakika sonra çıkacağını söylediler.O 50 dakika bir ömür gibi geldi dışarı çıktık oyalanmaya çalışıyorduk.Ama önemli olan bedenimin bir yere gitmesi değildi benim aklımda beynimde tek bir yerdeydi test sonucu ne çıkacaktı.Süre doldu hep beraber kliniğe döndük adımız okundu eşim benim gelmemi istemedi.Olumluda olsa olumsuzda olsa vereceğim tepkiden korktuğu için beni almadan eltim,kaynım ve eşim yukarıya çıktılar aradan 10 dakika geçti eşim beni aradı yanına çağırıyordu beni.Sesinden ne olumlu ne de olumsuz hiçbir şey anlamamıştım.Heyecanla asansörle çıkabileceğim yere merdivenlerden çıkmaya başladım.Eşimi merdivenlerin başında görmüştüm ki karşıma Hatice hemşire çıktı.Bana gülümseyerek hadi gözün aydın dedi.O an şok oldum.Gerçekten mi diyordum.Hamilemi yim gerçekten ağlamaya başladım.Hatice hemşireye hala aynı soruyu soruyordum.gerçekten mi,oldum mu,kesin mi.Hemen eşimin yanına çıkıp ona sarıldım.Sonunda başarmıştık.Emeklerimizin karşılığını almıştık sonunda.Onun içimde olduğunu hissetmiyordum ama onun orda olduğunu bilmek bile beni heyecanlandırıyordu.Her şeyi sil baştan tekrar yaşama ihtimalimizde vardı.Çünkü biz çok zor bir hastaydık.İlk seferde her şeyin yolunda gitmesi ve hamile kalmam bir mucizeydi. 15 gün sonrasına içinde tekrardan randevu verildi bize bebeklerin ikiz yada daha fazla olma ihtimalleri vardı.Bunu öğrenmemiz gerekiyordu.Ben üçüz hatta dördüz bile olmasını istiyordum. Çevremdeki herkes bunu söyleyince deli muamelesi yapıyorlardı bana.Ama ben o kadar hasret kalmışım ki ne kadar çok olursa o kadar iyi olur diye düşünür.Bir sürü çocuğum olsun istiyordum.15 günü en azından ikiz olsunlar umuduyla geçirdim.Eşim gürhanla kliniğe gittik.İkimizde çok heyecanlıydık.Bir an önce sıramız gelse de heyecandan ölecektik.Sonunda sıra bize geldi. Kontrolden sonra bebeğimizin bir tane olduğunu öğrendik. Kızmı erkek mi hiç önemli değil artık yavrumu hissediyordum ANNE olabileceğim.Evde yaramazlık yapacak,üstünü kirletecek,geceleri bizi uyutmayacak, BİR MELEĞİMİZ VAR ARTIK.. Anneler ve babalar tavsiyem yıllarda geçse yılmasınlar,hiç vazgeçmesinler.Ümitlerini hep korusunlar !… Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.
ESRA & GÜRHAN ER 10.05.2010

WhatsApp ile bize ulaşmak için tıklayın
WhatsApp
Messenger
Sizi Arayalım
En yakın zamanda arayalım: