Dünyada ve ülkemizde her yıl milyonlarca çift çocuk sahibi olabilmek amacı ile uzmanlara veya tüpbebek merkezlerine başvuruyor. Çoğunda problem aşılıp tedavide başarı yakalanabilse de, başvuruların yaklaşık %10’luk bir kısmında ne yazık ki sperm veya yumurta hücresi tespit edilemediğinden/bulunamadığından tedavi iptal ediliyor.

Türkiye ve benzeri bazı ülkede tüpbebek tedavileri ancak evli çiftlerin kendilerine ait gamet hücrelerinin var olması (Yumurta ve sperm hücreleri) halinde sunulabilen bir seçenek. Kadında veya erkekte yumurta veya sperm hücresinin tespit edilememesi, tedavi sırasında cerrahi yolla elde edilememesi durumunda da ne yazık ki tedavi iptal ediliyor.

Farklı bir bireyden yumurta veya sperm hücresinin temin edilip tedavide kullanılabilmesi esasına dayanan donasyon tedavileri de Türkiye genelinde yasak olan bir seçenek. Yumurta veya sperm üretimi olmayan çiftlerde tek seçenek evlat edinme veya tıbbi gelişmeleri yakından takip etmeye çalışarak kök hücreden sperm veya yumurta üretilebilmesi teknolojileri konusunda umut beslemek. Evlat edinme seçeneği günümüz şartlarında pek çok çift için ya gereken şartların sağlanabilmesi açısından uygun değil veya hayat görüşlerine uygun bulunmuyor. Dolayısı ile kök hücreden yumurta veya sperm üretilebilmesi ve bu üretilen hücrelerin kendi tedavilerinde kullanılabileceği günü iple çeken çok sayıda çift var ülkemizde.

Kök hücreden gamet üretiminde dünyada ne aşamadayız?

Geçmiş yıllara kıyasla özellikle son 2 yıldır bu alanda oldukça ses getiren çalışmalar yapılmaya başlandı. Biyoteknoloji ve hücresel tedaviler üzerine hizmet vermek amacı ile kurulmuş olan şirketler, özellikle Avrupa ve Amerika’da klinik öncesi deneysel çalışmalarını arttırmış bir durumda ve sıklıkla basından da takip edilebildiği üzere belirli bir aşamaya kadar laboratuar ortamında kök hücrelerden öncül sperm ve yumurta hücresi elde edebildiklerini ifade ediyorlar. Şimdilik deney hayvanları yani fareler üzerinde yapılan çalışmalarda elde edilen yumurta ve sperm hücreleri yavru fare üretebilme amacı ile başarılı bir şekilde kullanılmaya başlandı. Şimdiki adım, benzer metodların insan kök hücrelerine de uygulanıp yöntemlerin etkinliklerini arttırmak. Bu çalışmaların yanında çeşitli üniversite ve akademik araştırma kuruluşları tarafından yayınlanan, basında pek yer bulamayan ama önemli ilerlemelerin ifade edildiği çalışmalar da mevcut.

Türkiye’de durum ne?

Türkiyede gerek tüpbebek tedavileri sunan klinik ve biz uzmanlar, gerekse bu tedaviden fayda görebilecek çiftler dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Bununla birlikte, ülkemizde kök hücreden yumurta ve sperm hücresi üretimine yönelik bazı münferit temel bilim çalışmaları dışında ciddi bir bütçe olarak planlanmış bir bilimsel çalışma yok. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri ise mevcut yasal zeminin/yönetmeliklerin adı geçen çalışmaları destekleme konusunda yetersiz kalması. Kök hücre çalışmaları, özellikle yumurta ve sperm üretimi konusunda en fazla katkı sağlayabilecek olan embriyonik kök hücre çalışmaları için etkin bir yönetmelik mevcut değil. Mevcut yardımcı üreme teknikleri tedavileri yönetmeliğinde ise embriyolar üzerinde her ne şekilde olursa olsun araştırma yapmak yasaklanmış durumda. Dolayısı ile mevcut zemin Avrupa ve Amerikada olduğu gibi bu amaçla araştırma ve klinik öncesi çalışmaların yapılabileceği özel laboratuarları da destekler nitelikte değil. Dolayısı ile bu konuda ancak yurtdışında oluşturulacak ve klinik aşamada kullanıma uygun nitelikte bir protokol ve hücre elde edilmesi durumda ülkemizde de klinik kullanıma uygunluk tartışılıp değerlendirilebilir.

Hayal mi kuruyoruz yoksa umut mu etmeliyiz?

Son on yılda elde edilen bilgi ve veriler kök hücreden öncül yumurta ve sperm hücresi elde edebilme konusunda önemli bir yol katedildiğini gösteriyor. Günümüz itibariyle de çözülmesi gereken en önemli aşama, bu öncül hücrelerden genetik olarak olgunlaştırılmış yumurta ve sperm hücresi elde edebilmek. Deney hayvanları modelinde yoğun bir genetik değişiklik aşamalarından geçirilerek fonksiyonel yumurta/sperm elde edebilmek mümkün olsa da, insan kök hücrelerinin çoğu zaman deney hayvanları modellerindeki gibi çalışmadığı biliniyor ve ayni aşamaların insan kök hücrelerinde gerçekleştirilmesi başarılı sonuç vermeyebiliyor. Eğer önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde bu aşama da önemli başarılar sağlanabilir ise, kök hücreden elde edilebilecek yumurta ve sperm hücrelerinin tedavide kullanımlarının önündeki tek engel artık bu hücrelerin tedavide ne kadar güvenli olacakları yani tedavide kullanımları sonrası doğabilecek çocuklarda ciddi bir anomali oluşturup oluşturmayacaklarının tespiti. Bu aşama açıkçası tıbbi tedavilerde üzerinde en fazla durulan aşama ve ne yazık ki geçmişte bu aşamanın atlandığı pek çok tıbbi ve genetik tedavi yöntemleri fiyasko ile sonuçlandığından son derece dikkatli ve titiz olarak yönetilmesi gereken bir aşama.

Kısacası önümüzdeki 10 yıl kök hücreden yumurta ve sperm üretimi açısından son derece heyecanlı ve gelişme dolu bir dönem olacak. Bahsi geçen süre hali hazırda belirli bir yaşa gelmiş çiftler için umut kırıcı olsa da genç çiftlerin faydasını görebilecekleri bir aşamada olabilecekleri bir süre olarak değerlendirilebilir.