Kök Hücre ile Tüp Bebek Tedavisi


Bilimsel Direktör

Doktora Sorun

Kısırlık Tedavilerinde Kök Hücre Uygulamaları

Tüp bebek tedavilerinde; “kök hücre ile yumurta üretimi”, “kök hücre ile sperm üretimi” ve gebelik başarısına olan etkisi son günlerde oldukça merak edilen konular. Bu yazımızda kök hücre ile tüp bebek tedavisi hakkında merak edilenlere yer verdik.

Kök Hücre Nedir?

Kök hücre en basit tanımıyla, vücudumuzda herhangi bir doku veya organ hasarında hızlı şekilde çoğalarak hasar gören bölgeyi onaran hücrelerdir.

Kök hücre denince akla çoğunlukla kemik iliği ve kordon kanında bulunan kök hücreler gelse de günümüzde farklı kaynaklardan da başarılı bir şekilde kök hücre elde edilmektedir. Kök hücreler üreme organlarımızda da bulunmaktadır. Sperm ve yumurta hücrelerinin oluşumunda, yumurtalık ve testis dokularının işlevlerinin korunmasında, rahim iç zarının (endometriyum) gebeliğe uygun aşamaya gelmesinde en önemli rol kök hücrelerindir.

Tüp Bebek Tedavisinde Kök Hücre

Günümüzde deney hayvanlarında ve sınırlı sayıda vakada gerçekleştirilen insan çalışmalarında:

  • Erken menopoz tanısı konmuş ve/veya ilaçla uyarım yapılmasına rağmen tedaviye beklenen yanıtı vermeyen kadınlarda,
  • Rahim iç zarının embriyonun tutunabilmesi için uygun şartlarda olmadığı tespit edilen, rahim içi yapışıklık görülen (Asherman sendromu) veya rahim içi zarının mevcut tedavi yöntemlerine yanıt vermeyecek şekilde ince olduğu kadınlarda,

Kısırlık sorununu tedavi edebilme amacıyla otolog (kendi vücudundan elde edilen) kök hücre nakli tedavisinin uygulanabileceği gösterilmiştir.

Bununla birlikte adı geçen çalışmalar önemli ölçüde deneysel çalışmalar olup rutin klinik pratikte sonuçları net olarak görülmüş ve faydası kanıtlanmış tedaviler olarak yorumlanmamalıdır.

Erkek Kısırlığında Kök Hücre Tedavisinin Yeri

Menide sperm gözlenmeyen erkeklerin (azospermi) nerede ise yarısında cerrahi operasyon ile sperm elde ederek gebelik ve canlı doğum sağlamak mümkündür. Cerrahi uygulamalarla sperm elde edilemeyen hastaların tedavisinde kök hücre gündeme gelmektedir. Ancak bu hastaların önemli bir kısmında sperm üretimini sağlayan kök (öncül) hücreler mevcut değildir veya toksik kimyasallar gibi dış etkiler, çocukluk çağında geçirilmiş ateşli hastalıklar veya gelişimsel problemler nedeniyle zaman içerisinde kaybedilmişlerdir veya sayıları ve fonksiyonları ciddi oranda azalmıştır. Bu tip vakalarda kök hücre tedavileri uygulanması ve sperm üretiminin sağlanması konusu halen deney hayvanları modellerinde test edilmektedir.

Sperm üretimi amaçlı kök hücre tedavi yaklaşımlarında unutulmaması gereken en önemli nokta, günümüzde tedavi amaçlı kullanılan kemik iliği, kordon kanı ve yağ dokusu kaynaklı kök hücrelerin sperm kök hücrelerine dönüşebilme özelliklerinin son derece sınırlı oluşudur. Elde edilen bulgular ümit verici olsa da uygulama prosedürleri ve sonuçları tedavinin henüz rutin klinik pratikte uygulanamaya hazır olmadığına işaret etmektedir.