Oxford University & Bahçeci

Oxford Üniversitesi ile bilimsel iş birliği içinde olan Bahçeci, kadına yönelik kısırlık nedenlerini araştırarak üreme bilimine katkıda bulunuyor.

21 Yıllık Uzmanlık

21 yıllık tecrübesiyle dünyanın referans tüp bebek merkezleri arasında.

21 yıllık tecrübesiyle Bahçeci, özellikle zor vakalarda uzmanlaşmış bir ekiple çalışıyor. Öncü uygulamalar ve bilimsel çalışmalarla Bahçeci Sağlık Grubu, kendi alanında referans merkez olma özelliğini sürdürüyor.

40.000 Bahçeci Bebeği

105 ülkede 40.000’den fazla bebekle dünyanın en büyük ailelerinden biri.

Doktor, embriyolog, hemşire, genetik uzman ve psikologlardan oluşan uzman Bahçeci ekibi, bugüne kadar 40.000’in üzerinde bebeğin dünyaya gelmesine vesile oldu. Bugün dünyanın 105 ülkesinde 1 Bahçeci bebeği bulunuyor.

7 Ülkede 12 Merkez

Sadece Türkiye’de değil, 7 ülke 12 merkezde her 2,5 saatte 1 Bahçeci bebeği doğuyor.

Tüp bebek tedavisinde uzmanlığını kanıtlayan Bahçeci Sağlık Grubu, başarısını Türkiye sınırlarının dışına taşıdı. Bugün 7 ülke 12 merkezde her 2,5 saatte 1 Bahçeci bebeği dünyaya geliyor.

Sizi Arayalım

Doktorlarımızla ücretsiz ön görüşme yapmak için telefon numaranızı bırakın, sizi arayalım.

Uluslararası Standartların

Üzerinde Başarı Oranı

Bahçeci, özellikle zor vakalarda, uluslararası standartların üzerinde başarı oranına sahip.

Kişiye Özel

Tüp Bebek Tedavisi

Çiftlerin problemlerini farklı açılardan değerlendiren Bahçeci ekibi “kişiye özel tedavi programları” uyguluyor.

Son Teknolojilere

Uygun Donanımlar

Başka hiçbir merkezde bulunmayan test ve metotlar Bahçeci’de uygulanıyor.

Bahçeci hastası; bir değil, 40 doktorun gözetiminde tedavi görüyor.

Doktorlarımız her hafta bir araya gelerek vaka dosyalarını inceliyor ve tedaviler konusunda ortak bir karara varıyor. Böylece Bahçeci hastaları, bütün doktorların bilgisinden yararlanmış oluyor.

Hastalarımızın Kaleminden

Ayşe Arman
Ayşe Arman
Embriyo Transferiyle Şimdi Anne Oldu!
Aysel Hanım, uzun ve zorlu bir tüp bebek tedavisi süreci atlattı. Bahçeci’de mutlu haberi alan Aysel Hanım, yaşadıklarını Ayşe Arman’la paylaştı… Devamını Okuyun

YAŞASIN! Yarım Kalan Hayatlar tam gaz devam ediyor.

Benim üzerine titrediğim, gazetemle birlikte gerçekleştirdiğimiz bir sosyal sorumluluk projesi. Bugüne kadar tam 54, hayatı yarım kalan insana yardım etmişiz. Bu 55.’si. Aysel B.

En büyük hayali çocuk sahibi olmak. “Yumurtalığında kist var!” deniyor. Yanlış tedaviler yüzünden bir buçuk yıl boşa zaman geçiriyor. Meğer o kist, yumurtalık kanseriymiş!

Doktoru durumu fark ediyor ve acil önlem alarak, önce embriyoları donduruyor. Sonra yumurtalıkları alınıyor. Daha sonra da embriyo transferi yapılıyor ve Aysel B., tüp bebek yöntemiyle hamile kalıyor.

Şu anda ondan mutlusu yok. Hem hayatta kaldı hem de anne oldu! Tüm tedavi masrafları da 55. Yarım Kalan Hayatlar kapsamında Bahçeci Sağlık Grubu üstlendi.

Profesör Dr. Mustafa Bahçeci’yle yaptığım röportajı önümüzdeki günlerde hurriyet/kelebek /yarımkalanhayatlar’da okuyabilirsiniz…

Sizi tanıyalım…

Ben Aysel B. 30 yaşındayım. İzmirliyim. Ruhum da İzmirli. En çok adalete, dürüstlüğe ve özgürlüğe inanırım. Ve aşka… Öğretmenim. Mesleğime tutkuyla bağlıyım. Çocukların saflığı, iyiliği, her gün bana yeni şeyler öğretiyor. Ben onlardan, onların benden öğrendiğinden daha çok şey öğreniyorum. Kalabalık bir ailede büyüdüm. O yüzden de hep kalabalık bir ailem olsun istedim. Evliyim…

Aşk evliliği mi?

Evet, hem de nasıl! Lise aşkım. Büyük aşk. 2011’de evlendik, 6 yıldır evliyiz. Üç sene sonra, “Tamamdır hazırız. Artık çocuk sahibi olabiliriz!” dedik, çünkü ikimiz de çok seviyoruz çocukları. Korunmayı bıraktım. Birkaç ay hamile kalamayınca bir doktora gittik. Testler yapıldı, yumurtalığımda bir kist olduğu söylendi. “Merak edecek bir şey yok!” dendi. 6-7 ay ilaç tedavisi. Ama tedaviye rağmen kistin hiçbir şekilde küçülmediği görüldü…

Sonra n’aptınız?

Durumun ciddiyetinden şüphelendik, bir tüp bebek uzmanına başvurduk. Bebek sahibi olabilmek için nasıl bir yol izlememiz gerektiğini sorduk. “Sizin iki yumurtalığınızda da kist var!” dedi.

O nasıl bir tedavi uyguladı?

İğne tedavisine başladı. Ama ne yazık ki, kistler yine küçülmedi… Tüp bebek uzmanı beni bir onkoloğa yönlendirdi. Onkolog, kistlerin açık ameliyatla temizlenmesi gerektiğini söyledi. Tüp bebek uzmanı, “Ben sizi ameliyat ederim. Sonra tüp bebek denemelerine başlayabiliriz!” dedi… Ve ameliyat etti. Fakat ameliyattan 3 ay sonra yapılan testlerde, kistlerin yine yok olmadığı görüldü! Dahası yumurta rezervim de ameliyat dolayısıyla azalmıştı. Tüp bebek uzmanı, “Vakit kaybetmeden ilk denemeyi yapalım!” dedi.

Sonuç?

Başarısızlık! Sonradan öğrendik; geçirdiğim ameliyatın bir onkolog tarafından yapılması gerekiyormuş! Niye tüp bebek uzmanı yaptı bilmiyorum. O kadar yıpratıcı bir süreçti ki… Ve şunu anladık: Yanlış hekimlerin elindeydik. Sonra şu anki doktorumla tanıştık…

O ne teşhis koydu?

Bir aylık kontrol süreciyle kistlerin takip edilmesini önerdi. Bu aşamada tüp bebek denemesinin doğru olmadığını söyledi. Hikâyemi dinleyince, şüphelenmiş olmalı ki, beni konunun uzmanı başka bir doktora yönlendirdi. Ve durumun ciddi olduğu ortaya çıktı…

Nasıl yani?

Meğer ben yumurtalık kanseriymişim! Ve bana aslında vakit kaybettiriyorlarmış! Biliyorsunuz, ölüme kadar gidebilecek bir kanser türü. Eğer doğru yönlendirmeyle erken teşhis olmasaydı, çocuk hayali kurmayı bırakın, belki de canımdan olacaktım!

Çok fena…

Evet. Bir yol haritası çizildi ve oluşabilecek her türlü kötü duruma karşı, embriyolarımı dondurma kararı alındı. 10 tane embriyom donduruldu. Sonra da kanser tedavisinin bir parçası olarak, yumurtalıklarım alındı. İlerleyen zamanlarda tüp bebek tedavisi yapılarak, dondurulan embriyolar transfer edileceği için, rahmin alınmaması çok önemliydi. Doktorum, bütün doktorlarla kendisi iletişim kurdu. Çok tuhaf! Ölüm riski bile söz konusuyken insan çocuk sahibi olmak istiyor…

Peki siz kanser olduğunuzu öğrendiğinizde ne yaptınız?

Ağladım. Bir buçuk sene boşa kürek çekmiş, yanlış ellerde tedavi olmuştum. Kendine kızıyorsun, korkuyorsun, “Yoksa hiçbir zaman anne olamayacağım mı?” diye endişeleniyorsun.

Size yumurtalık kanseri olduğunuz nasıl bir dille söylendi?

Gerçekçi ama şefkatli bir dille. Sıradan bir tüp bebek hastası değildim. Yumurtalık kanseriydim. Ama her şeyin bir çaresi olduğunu da söyledi. Umutuzluğa kapılmamam gerekiyordu, ellerinden geleni yapacaklardı. Doktor o kadar önemli ki! Beni doğru yönlendirmeselerdi, hâlâ yumurtalık kanseriyle boğuşuyor olabilirdim…

Eşiniz bu süreçte ne kadar destekti?

O hep destekti. Bana, “Ben seninle çocuk sahibi olmak için evlenmedim!” dedi. Ben yine de perişan oldum. “İstersen boşanalım” dedim. Çünkü benim yüzümden baba olamayacak diye çok korktum. Eşim, “Saçmalama!” dedi, ellerimi daha sıkı tuttu. Tüm bu süreç bizi aslında birbirimize daha da yakınlaştırdı.

Peki aile, çevre…

Ha o. işte bir sorun! Benim ailem maddi-manevi her zaman yanımızdaydı, bize güç verdiler. Ama eşimin ailesi beni üzdü. Sorunun bende olduğunu her fırsatta yüzüme vurdular. Bu süreci yaşayan çoğu kadın aynı şeyi söyleyecektir ki, kadınlar üzerinde bu konuda ciddi bir baskı var. Bu yüzden de kanser olduğumu öğrendikten sonra ailesiyle paylaşmadık. Destek değil köstek olurlar, daha da yıpratırlar diye. Zaten bir sürü şeyle uğraşırken, bir de onların olumsuz, hırpalayıcı yorumları olmasın istedik…

Günün sonunda bütün fatura kadına mı çıkarılıyor?

Aynen öyle! Her konuda öyle değil mi zaten? Eşimin ailesi, çevre baskısı ve gelenekler faturayı bana çıkardı! Benim kadınlara bu konuda söyleyebileceğim en önemli şey, mümkün olduğu kadar el âleme az kulak asmak…

VE MUTLU SON

Yumurtalarınızın dondurulması fikri size nasıl geldi?

Hastalığın adı kondu ya, yapacak bir şey yoktu. Yumurtalarım dondurulacaktı. Arkasından da ameliyatla yumurtalıklar alınacaktı. Alındı. Dondurulmuş yumurtalar ise bana bir ümit oldu…

Ve şimdi, bunca badireyi atlattıktan sonra, dondurulmuş yumurtanızla, embriyo transferi yapıldı ve tüp bebek yöntemiyle hamile kaldınız, neler hissediyorsunuz?

Tarifsiz bir mutluluk! Zor günler geçirdik. Ama çok şükür ki, hayallerime kavuştum. Tüm sağlık problemlerini geride bırakıp, bu en çok istediğim şeye kavuşmamı sağlayanlara minnettarım.

Kadınlara vermek istediğiniz tavsiyeler var mı?

Bu yol uzun ve yorucu bir yol. En önemlisi bu yolda, doğru hekimlerle, sağlıkçılarla yürümek. Ve kendinize olan inancınızı hiç yitirmemek! Benim gibi size her konuda destek bir eşiniz de varsa, daha ne istersiniz?

– Ayşe Arman
Nurhayat Tuncer
Nurhayat Tuncer
Nurhayat Tuncer’in Sevinci
Bahçeci’yi bulana kadar başımdan çok olaylar geçti. Yanlış tedavi ve vakit kaybı 35 yaşımdan 42’ye geldim. 5 adet transfer, 5 kere negatif sonuç. Ve ardından yeni bir başlangıç Fulya Bahçeci’deyim… Devamını Okuyun

Benim adım Nurhayat 43 yaşımdayım. Bahçeci Fulya’ya gelene kadar. Aslında Mustafa Bahçeci hocamı bulana kadar başımdan çok olaylar geçti. Yanlış tedavi ve vakit kaybı 35 yaşımdan 42’ye geldim ve yaş faktörü diye bir şey ve embriyo rezervi azaldı. 5 adet transfer 5 kere negatif sonuç. Veee başka bir başlangıç fulya Bahçecideyim…

Duyumlardan bahsetmek istiyorum Prof. Dr. Mustafa Bahçeci’ye ulaşmak zor ve fazla konuşmaz dediler. Eee ben napıcam benim çok derdim var ve konuşacağım çok şey var her şeyi anlatmak istiyorum başımdan bütün geçenleri anlatmak 1-2 saati bulur ben napıcam şimdi? Ve o an geldi. Benim karşımda yuvarlak gözlüklü gayet fit biri. İçimden motor kullanıyodur dedim 🙂 Ve bi başladım konuşmaya o ben konuşurken gülüyordu ve anlat ben seni dinleyeceğim dedi.

Aaaa benim karşımda Prof. yoktu sanki abime konuşuyorum sanki babam gibi ve inanamıyorum eşim de beni seyrediyor. 43 yaşındaki Nurhayat 20 yaşına indi ve çocuk gibi anlatıyor. Ve sorduğu şey neden bu kadar çok istiyorsun? Aaa bi dakka benim unuttuğum bir şey var (benim bir kızım var ilk evliliğim den 22 yaşında biz şimdiki eşimle 8 yıllık evliyim) ve cevap verdim ben eşimi çok seviyorum babam öldü Allah babama benzeyen birini çıkarttı karşıma ve ben eşimle evlendim neden mi bu kadar çok istiyorum. Çünkü eşim babama benziyor. Ve ben babama benzeyen bir çocuk istiyorum. Ve Mustafa hoca ben sizi çok sevdim biz bu işi başarıcaz dedi. Veeee rahim filmi istedi son tüp bebek yaptırdığın yere git filmi iste dedi gittik vermediler yeni çektirdik getirdik ve hocanın dediği tüpler berbat ikisi de. Sana nasıl transfer yaptılar tutmaz zaten dedi ameliyat tüpler alınacak. Aman Allahım hiç düşünmediğim şey ama tabi ki oldum iki tüp alındı.

2 ay bekledim ve başlangıç iğne ilaç 4 embriyo çok az ama embriyo toplandı 3 gün sonra transfer uzat mıyım sonuç negatif ben ağladım hoca da ağladı ben iyi değilim dedim hemen beni bi doktora yönlendirdi Psikolog Ayca Hanım. Gittim 1 ay 2 ay harika bi bayan oturup sohbetler ettik ve ben iyiyim bu arada hocayla mesajlaşıyorum Emel hemşireyi delirtiyorum Zeynep hemşire hepsi hepsi sanki kardeş gibiyiz ve tekrar başladık 2 embriyo transfer edildi bekliyoruz 7. gün kanama geçirdim hocayı aradım ağlıyorum Emel’i arıyorum hemen iğne olmamı söylediler oldum ama o gün kanama devam etti hocanın işi gücü var ben hala ona mesaj atıyorum inanın bana cevap veriyor Emel desen öyle 11. gün beni çağırdılar gittim.

Otoparkta arabayı eşimle park ederken hocayı gördüm peşine koştum tabi ki 🙂 Asansöre bindik inene kadar başını şişirdim. Bana hadi bakalım beta yaptır gel dedi. Kan verdim bekliyorum… 1 saat sonra Emel hemşire geliyor Nur pozitif! Neeee! Ne diyosun Emel hemşire. Pozitif diyorum Nur. Benim çığlığı Bahçeci kliniğini inletti. Eşim şokta belki 50 hasta var ben orda herkese sarılıyorum öteki birimden doktor, hemşireler herkes çıktı. Çay dağıtan harika bi çocuk var orada Erol. Ona bi sarıldım çocuk nasıl gülüyor ve içeri girdim Mustafa hoca karşımda koştum koştum ve boynuna atladım vee bitmedi. Hocam içerde konuşma yapmak ve hastaları motive etmek istiyorum dedim hadi git yap dedi. Ben ve 50 kişi önünde konuşma yapmak ama yaptım. Giderseniz Fulya’ya Bahçeci’de herhangi birine Emel Zeynep hemşireye ya da Mustafa hocaya beni sorun. Nurhayat Tuncer’in sevinci diye mutlaka anlatıcaklardır bunu.

Ve hamileyim 1 hafta sonrada kalp atışlarını duyucaz bunu niye mi yazdım? Mustafa Bahçeci hoca ve ekibine ve doktorlarına güvenin. Ve bırakmayın ve hocadan çekinmeyin o harika bi abi ve dost ve bi arkadas ve bi baba ve dünyanın en iyi insanı veee en büyük özelliği çok dürüst.

Sevgiyle kalın.

– Nurhayat Tuncer
Serkan Aykut
Serkan Aykut
Baba Olma Hayalini Bile Kuramazken Şimdi İkiz Bebek Bekliyoruz
Evliliğimizin ilk 3 ayında bir düşük gebelik ile başladı maceramız. Bebek düşük oldu sonra benden test istediler yaptık ve sonra Azospermi ile tanıştık. Sonra başladık bitkisel ilaçlar dualar… Devamını Okuyun

Öncelikle herkese merhaba, İsmim Serkan nereden başlayacağım bilmiyorum. Öncellikle herkese, Rabbim bebek arzusu ile yananlara bu duyguyu yaşamayı nasip etsin. Yaşım 30 ve doğuştan inmemiş testis rahatsızlığım ile azospermi hastasıyım. 5 yıllık evliyim. Evliliğimizin ilk 3 ayında bir düşük gebelik ile başladı maceramız. Bebek düşük oldu sonra benden test istediler yaptık ve sonra azospermi ile tanıştık. Sonra başladık bitkisel ilaçlar dualar falan filan hepiniz geçmişsinizdir bu tarz şeylerden eminim.

Böyle paldır küldür yazdığım için affola. Yazma nedenim derdini yaşayan anlar ya işte bu yüzden yazıyorum. Biraz moral olayım, biraz moral olsun diye. Daha önce başka bir hastanede mikrotese oldum ve dünyamı başıma yıktılar. Çocuğun olmaz, tıbben imkansız dediler ve imzalayıp kaşeleyip bizi eve yolladılar. Sonrasında geçen sıkıntılı 3 yıl… Psikolojik çöküntü maddi sorunlar ve sonrasında bir tanıdık vasıtası ile Bahçeci Kliniğine gittik.

Doktorum Tansel Bey (ona sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum). Tahlillerime baktı 1 ay deneyeceğiz ilaç tedavisini sonuç alırsak devam edeceğiz dedi. Eğer sonuç alamaz isek seni daha fazla yormayacağım dedi ve başladık. İlk ay bitti. Tedavi istediğimiz gibi devam etmedi. Artmasını beklediğimiz değer %0.1 gibi çok düşük bir rakam ile arttı. Bir pazartesi sabahı arayan Tansel Bey durumu anlattı devam edelim mi etmeyelim mi dedi.

Bende 0.1 şansım bile olsa devam edelim dedim peki dedi yarın gel ilaçlarını değiştirelim dedi. Gittik. 2. Ay güzel devam dedi. 3. Ay bu gidişle 1 yıl sürecek bu tedavi dedi. Bu arada göbekten iğneye devam. Sonra 7. Ay artık hazırız dedi direkt yüzümüze. Anlamadık, eşim bana ben eşime baktım. Sonra Tansel Bey neye hazırız dedim. Tüp bebek işlemine dedi. Sevinçten ne yapacağımızı şaşırdık. Sonra eşimin adet dönemini bekledik ve 1 ay önce bana mikrotese uygulandı. Ben baba olma hayalini bile kuramazken dondurulacak kadar bile sperm bulundu aynı gün eşimden de yumurta toplandı. Ve 7 hafta önce cumartesi günü transfer yapıldı.

Şimdi gün sayıyoruz. Şunu söylemek isterim ablalarım abilerim ve kardeşlerim sabırlı olun ve etrafınıza kulaklarınızı kapatın halden hali bilen anlar o kadar çok okudum ki burada yazılanları bende yazmak istedim. Belki bir moral olurum. Bebek sahibi olamazsın şansın yok denilen bir hasta olarak ikiz bebek bekliyoruz hayırlısı ile. Buradan eşimin doktoru Sayın Mustafa Bahçeci ve Sayın Kübra Hanım’a ve ayrıca yanlarında çalışan Asiye Ablaya Sonsuz Teşekkür Ederim. Doktorum Tansel Bey’e her daim yanımda olduğu için ne kadar teşekkür etsem azdır. Öyle çok moral oldu ki hakkını ödeyemem.

İyi Ki Varsınız Bahçeci Ailesi… Sağlıcakla kalın.

– Serkan Aykut
Hüseyin & Pınar Kocaoğlu
Hüseyin & Pınar Kocaoğlu
Lideri Olduğum Mucize Ekibim
Daha önce başka bir hastanede başarısız bir tüp bebek denemem olmuştu. Kırgın, üzgün ve mutsuzdum. Kendimce elimdeki birikim de tükenmişti. Derken, aynı şirkette çalıştığım yakın bir arkadaşım Bahçeci’den bahsetti… Devamını Okuyun

Nerden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum; ama en özetle bebeklerime nasıl kavuştuğumu benimle aynı yollarda yürümek isteyen veya yürüyen anne adaylarına ışık tutmak amaçlı anlatmak isterim.

Evliliğimizin 3. yılı olmuş fakat biz hâlâ anne baba olamamıştık. Her ikimiz de bebek tedavisine başlamayı istiyor; ama bir türlü birbirimize açılamıyorduk. Klâsik “Birtanem, sana bir şey söylemek istiyorum. -Ben de sana. -İlk sen söyle. -Hayır ilk sen.” muhabbetinden sonra nihayet birbirimize açıldık. Her ikimizde bu işin maliyetinden maneviyatından habersiz heyecanla normalinde de gittiğim kadın doğum uzmanımın yolunu tuttuk ve kendisine bize son zamanlarda önerdiği tedavi yöntemine başvurmaya karar verdiğimizi söyledik. Doktorumuzun da tavsiyesiyle, hatırı sayılır nitelikte özel bir hastanede çalışan ismi meşhur bir doktorun yolunu tuttuk.

Ben, şimdi çok garanticiyim ya ilk aşılama falan düşünmüyorum. “Ben tüp bebek yöntemini denemek istiyorum” dedim ve hemen kabul edildi. O esnada bir hava yolu şirketinde kabin amiri olarak görev yapıyordum. Verilen iğneleri tam zamanında yapmak çok güçtü; ama ben türbülans demedim, dinlenme vaktim demedim tüm kalbimle inandığım bebeğimin tutunma hevesiyle tüm ilaçlarımı tam vaktinde uyguladım. Tedaviler bitti, günü geldi, embriyo transferi yapıldı, 12 gün geçti, test yaptırdım ve sonuç HÜSRAN. Kendimi madden ve manevi olarak aldatılmış hissediyordum. Böyle hissetmememin sebebi çok açıktı; o gittiğim hastane çalışanları da doktor da ben ve benim hislerimle pek ilgilenmediler. Pozitif yaklaşım, güler yüz, iki tatlı dil çok zordu onlar için. Onlar, bu işin karşılığında kazanacakları paranın peşinde oldukları hissini verdiler hep bana.

Kırgın, üzgün ve mutsuzdum. Kendimce elimdeki birikim de tükenmişti. Şansımız varsa kendiliğinden olur dedik ve bu ümitsizliğin içindeki ümitle bir yılı devirdik. Derken, aynı şirkette çalıştığım yakın bir arkadaşımın doğum haberini aldım. Kendisini eşimle ziyarete gittik. O ve bir arkadaşım daha Bahçeci Kliniği’nden, özverili çalışmalarından bahsettiler. İçimdeki ses onlar konuşurken başka telden şarkılar söylüyordu. İlerleyen günlerde acabalar içimi kemirirken, eşime de “acaba” dedim ve o da aynı hisler içinde olacaktı ki “neden olmasın” dedi ve klâsik soru “doktor kim olmalıydı” evet arkadaşımın da gittiği doktora gittim ve iyi ki şükür ki dedim hep ama inanın yolunuz bir kere Bahçeci’ye düştüyse her doktor aynı özveride. O nedenle ben bir doktor adı vermeyeceğim. Seçim sizin.

Ve nihayet içimizdeki tüm engelleri kırdık ve Bahçeci’nin yolunu tuttuk. Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik ve evet Bahçeci’deydik. Tedirginim, kırgınım, ümitsizim… Asansör M3 katına ulaştı bir adım iki adım ve ben bir yıl sonra aynı hayâllerle bu sefer Bahçeci Kliniği’nde danışmanın önündeyim. Danışmadaki bayan içten bir gülümsemeyle, “Hoşgeldiniz” dedi. Akabinde doktorum için bekleme alanına alındım, çok beklemeden doktorumun odasına yine güler yüzlü bir bayan eşliğinde çağrıldım, odanın kapısının önünde doktorum tarafından ayakta karşılandım, elini bana uzatıp sımsıkı tuttu ellerimi ve gözlerimin içine kocaman bir gülümsemeyle baktı. Benim ve duygularımın ne kadar özel olduğunu ve izleyeceğimiz yolu konuştu benimle, Embriyolog beyefendiyi çağırdı, bana tüm aşamaları bir de O anlattı.

Kendimi çok özel hissettim. Çünkü bildiğiniz bir aile ortamındaydım. Evet yine bu işin her işteki gibi bir ücreti vardı; ama Onlar kazanacakları paradan çok ben ve dünyaya getirebileceğim bebeğimin peşindeydiler. Bu işin sadece bir doktor değil, bir ekip işi olduğunu anlamıştım ve üstelik ben de o ekibin bir parçasıydım. Yine kabin amiri olarak çalışıyordum ve yine aynı özverili bir zaman dilimi beni bekliyordu; ama bu sefer yalnız değildim. Benimle birlikte aynı heyecanı paylaştıklarını derinden hissettiğim bir ekibim vardı. Evet, yanlış okumadınız EKİBİM dedim. Çünkü bana emanetti tüm tedavi süreci ve ben bildiğiniz LİDERDİM. Ekipçe yılmadık, neredeyse uyumadık, çalıştık, didindik ve yine o gün geldi test günü telefonun diğer ucunda beni ümitle bekleyen ekibim. Sonuç mu sonuç yine hüsran.

Aradan 5 gün geçmişti doktorum beni aradı “Pınar seni bekliyoruz hadi gel konuşmalıyız” dedi. Mutsuzum, kanatlarım kırık, iki gözüm iki çeşme gittim doktorumun yanına. “Yıldın mı, inancın mı tükendi, neden bu vazgeçiş?” diye sordu. Sesinde öyle bir güven vardı ki ve ümit. Silkelendim ve ne yılması ne vazgeçmesi ben tekrar varım dedim. Çünkü bu benim çabama bağlıydı bunu derinden hissediyordum. 3 ay sonra ellerindeki kalan embriyolarımla tekrar şansımızı denedik ve bu sefer daha kısa sürmüştü ve daha az masraflıydı.

Çok uzatmayayım yine bir test günü ve sonuç yine hüsran. İnanmak başarmanın yarısıydı evet ama ben yine yıkılmışları oynuyordum. Bu sefer doktorum beni aramadan ben gittim kızgındım kırgın öfkeli. “Neden dedim neden yine olmadı? Hani olurdu? Mucizelere inanmalıydık? Ben artık ne size ne de mucizelere falan inanmıyorum” dedim. Doktorum, sakince beni dinledi ve “bitti mi?” diye sorduktan sonra bana ERA Testi yönteminden, bu şekilde kaç kişiye ışık olduklarından bahsetti. Bu sefer eşim kızdı ve “Madem böyle bir yöntem vardı, neden daha önce denemediniz” dedi. Sonrasında öğrendik ki bu test biraz pahalıymış ve bu sebeple birkaç deneme yapıp olumsuz sonuç alan anne adaylarına uygulanıyormuş.

Son denememin üzerinden 10 ay geçmişti ve kafam da yine “ya olursa neden olmasın ERA testini denesem mi acaba?” soruları mevcut. Bu sefer ben eşime açılmadan eşim bendeki bu düşünceli hali farketmişti. Beni karşısına aldı ve “Biliyorum ERA testini denemek istiyorsun ve denemezsen aklında hep aynı soru kalacak. Bedenini ve beynini bu konu da son kez yoracağının sözünü verirsen, deneyelim tamam” dedi. Gözlerim dolu dolu “söz veriyorum” diyerek eşime sarıldım.

Yine Bahçeci ve yine ben… Doktorum yine kapıdaydı; ama bu sefer kollarını açıp bana sarılarak “hazır mısın?” dedi ve ben yine tüm liderlik duygularımla gözlerimle “hazırım” dedim. Ekipçe özverili bir çalışma sonucu testi tamamladık. 10 gün kadar sonra, ben uçuş görevim için hazırlanırken doktorum aradı ve sevinçten ağlamaklı bir ses tonuyla “Pınar iyiki vazgeçmedin ve iyiki inandın. Senin transfer günün farklıymış. Test boşuna değilmiş.” dedi. Sanki doktorum bana “Pınar hamilesin” demese de bir heyecan kapladı içimi.

ERA testinin gösterdiği gün ışığında 4. kez olan embriyolarımla tedavi gördüm, transferim gerçekleşti ve o gün geldi. Bu sefer testi Bahçeci’de yaptırmaya karar vermiştim. Bir ileri iki geri ruhumla adımlar attım ve Bahçeci’deydim, artık tüm tevekkülümle oldu oldu olmadı kader ruhuyla testi yaptırdım ve beklemeye koyuldum. Eşim o gün müsait olmadığından kardeşimle gitmiştim. Kardeşim inanılmaz heyecanlı ama ben olumsuz sonuç alacağımdan emin kendimi içten içe telkin ederek, bekleme alanındaki diğer anne adaylarıyla sohbet ediyorum.

Aradan yaklaşık 1 saat geçtikten sonra doktorum odasından çıkarak (ki hiç yapmaz) ses tonundan bir şey anlayamayacağım bir sesle beni çağırdı. Kız kardeşimle yanına gittik ve doktorum henüz bir şey demeden ben “ne yapalım kader demek ki nasip değilmiş…” gibi şeyler söylemeye başladım. Doktorum ben konuşurken, “pınaaar pııınaaaarrr pınaaarrrrr PINAAAAAAR” diyerek araya girdi ve “HAMİLESİN” dedi. Duydum; ama olumsuz sonuca öylesine alışmışım ki öylece kalakaldım. Kardeşim havalarda zıplayarak bana sarıldı herkes ağlıyor ben “bu gerçek mi doğru mu yine bakın lütfen…” derken kendime geldim ve “çok teşekkür ederim çok çok çok çoook…” nağralarıyla o an orda kim varsa sarılıp ağlamaya başladım.Tarifi olmayan duygular içindeydim. Evet, ben artık bir anneydim. Önce eşimi sonra sırasıyla tüm sevdiklerimi aradım ve duyan beni aradı mutluluğuma ortak oldular.

Sıra kese görme gününe geldi ve ben mucizemin gerçekleştiğini zannederken, mucizelerimin gerçekleştiğini öğrendim. Bebeklerim ikizdi. Sevincim katlanarak çoğaldı ve ardından ilk kez kalp atışlarını duymak… KESİNLİKLE ÖMRE BEDEL….

Bebeklerim 8. aylarında çok şükür sağlıklı bir şekilde dünyaya geldiler ve şu an Doğa ile Dağhan 7 aylıklar. Bahçeci’ye bayram şenliği tadında bir ziyaret gerçekleştirdik. Doğa ile Dağhan abla ve abilerinin arasında kucaktan kucağa dolaşıyor gülücükler saçıyorlardı. Hep elerim boş geldiğim Bahçeci’ye hayatın bir insana sunacağı en güzel hediyelerle elim kolum dolu gelmenin mutluluğu anlatılmaz yaşanır.

Evet özet dedim; ama her anı ilmek ilmek emek dolu sevgi dolu özveri dolu bu en özel ekip işini alelade anlatıp, geçiştiremezdim. Varsa böyle bir hayâliniz ve tedaviye başlama isteğiniz Bahçeciye uğramadan karar vermeyin ve bir iki kez deneyip olmaz demeyin. Mucizelere İnanın ve bu sıcacık aile ekibinin LİDERİ olun. Dileyen, isteyen herkesin bu mutluluğu gönülden tatmasını diler, ikinci ailemiz Bahçeci’ye teşekkür ederiz.

– Hüseyin & Pınar Kocaoğlu
Suzan Elma
Suzan Elma
Onuncu ve Sonuncu Denemede Mutlu Son
Birçok ilde 9 kez tüp bebek tedavisi gördük fakat her tedavinin sonunda hüsran yaşadık. Umudumuz gittikçe azalmaya başlamıştı. Sürekli dualar ediyordum… Devamını Okuyun

Merhaba, hikayemi benim gibi umudu tükenmek üzere olanlara umut olması için paylaşıyorum. Ben 14 yıllık evliyim. Çocuk sahibi olmak için evliliğimin ilk yıllarından itibaren çeşitli tedaviler gördük. İlaç tedavisi, aşılama, tüp bebek… Birçok ilde 9 kez tüp bebek tedavisi gördük fakat her tedavinin sonunda hüsran yaşadık. Umudumuz gittikçe azalmaya başlamıştı. Sürekli dualar ediyordum, “Rabbim hangi doktorun elinden şifa bulacaksam karşıma onu çıkar” diye.

Sonunda Rabbim karşıma Cem Hoca’mı çıkardı. Onuncu ve sonuncu olmasını umarak Umut Tüp Bebek Merkezi’nde, Cem Hoca’mla tedaviye başladık. Hocam sabırlı olmam gerektiğini ve tedavimin uzun süreceğini söyledi. Ben Kocaeli’de ikamet ediyorum ve 8 ay İstanbul’a tedavi için gidiş geliş yaptım. Nihayet beklenen gün geldi 01 Ağustos 2016 da transferim gerçekleşti. 10 günlük bekleme süresinin ardından test için hastaneye gitmem gerekiyordu fakat 9 negatifi görmüş biri olarak hastaneye gitmek istemiyordum. Tekrar olumsuz sonuç almaktan korkuyordum. Ben hemşireyim ve çalıştığım hastaneye giderek tahlilimi verdim. Dualar ederek beklemeye başladım. Bir hemşire arkadaşım sonuç kağıdımı almış heyecanla koşarak yanıma geldi ve bana sarılarak teyze oluyorum dedi. Ben şok olmuştum, ağlayacak mıyım gülecek miyim ne yapacağımı şaşırmıştım. Elim ayağım titredi heyecandan. O anki duygularımı dile getirmeye kelimeler yetmiyor. Nihayet 14 yıllık hasret bitecekti. Sonucu Cem Hoca’ma bildirdiğimde sesinden ne kadar sevindiğini anlayabiliyordum. Evet ben zor vakaydım ve Cem Hoca’m zoru başarmıştı.

Benim evlat hasretim Umut Tüp Bebek ve Dr. Cem Çelik Hoca’mın sayesinde son buldu çok şükür. Buradan öncelikle Cem Hoca’ma, asistanı Dilek hanıma, Umut Tüp Bebek’in tüm çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Cem hocadan Allah razı olsun, onun sayesinde yüzümüz güldü. Rabbim onun da gülen yüzünü hiç soldurmasın. Tedavi gören arkadaşlarıma da sabırlı olmalarını, pes etmemelerini, bol bol dua etmelerini ve Cem Hoca gibi işinin ehli bir doktorla devam etmelerini tavsiye ediyorum. Rabbim herkese evlat sevgisini tattırsın. Biraz uzun oldu, sabırla okuduğunuz için tekrar teşekkürler.

– Suzan Elma
Mine Yılmaz
Mine Yılmaz
Oğlum Kuzey Işık
7 sene boyunca bir evlat peşinde koştuk. Bodrum ve Fethiye çevresinde ne kadar kadın doğum uzmanı varsa herhalde hepsine muayene oldum. Daha sonra İstanbul’a taşındık ve burada, önce aşılama, daha sonra bir tüp bebek denemesi yaptık… Devamını Okuyun

Sonunda oğlum uyudu ve ben de size hikayemi yazacak zamanı buldum. Aslında; sonu güzel biten fakat çok sıkıntılı bir hikaye bu… Hikayeyi size anlatmak isteyişimin nedeni, bu işlerin hiçte kolay olmadığını bilmenize yardımcı olmak. Ama inanın her şeye değer, sonu güzel biten her olayda olduğu gibi…

7 sene boyunca bir evlat peşinde koştuk. Öncelikle İstanbul dışında başladı hikayemiz. Bodrum ve Fethiye çevresinde ne kadar kadın doğum uzmanı varsa herhalde hepsine muayene oldum. Daha sonra İstanbul’a taşındık ve burada, önce aşılama, daha sonra bir tüp bebek denemesi yaptık. Başarısız geçen bu süreçlerden sonra Bahçeci Kliniği ile tanıştık. Mustafa Bahçeci Hocamız daha ilk anda, hastalığımızın sebebini ve “Laparoskopi olmaz isem, bütün denemelerin boş olacağını” söyledi. Kendisine güvendik ve laparoskopi ameliyatını oldum. 3 ay sonra Bahçeci Kliniği’ndeki ilk denememizde hamile kaldım. Dedikleri olmuştu. Bizden mutlu insan yoktu.!

Bu andan itibaren işin içine doktorumuz Bora Cengiz girdi. Takipler konusunda iyi olduğu gibi, aynı zamanda bir arkadaş ve psikolog gibi bize yanaştı. Hamileliğim boyunca kanamalarım oldu. Bora Bey, bunun bazı hastalarda yaşandığını, takip altında hamileliğin devam edeceğini söyledi bize. Bunun bir işaret olduğu malumdu ancak yapacak bir şeyimiz yoktu. Sık sık ultrasona girerek kendimizi umutlandırmaya devam ettik. 5,5 aylık iken kesenin delinmesi sonucu su kaybetmeye başladım. Her şey bir gün içerisinde olmuştu. Durdurmak mümkün değildi. Bunca umut, bir anda yıkıma dönüşmüştü. Yine de 15 gün bu şekilde devam ettik. Her gün 4 litre su içer oldum. Ama maalesef işe yaramadı ve çocuğumuzu canlı olarak aldırmak zorunda kaldık. Üstelik kanamalarım kesilmedi. 3 gün hastanede yattım. Anestezi sonrası idrarımı yapamadığım için az kaldı idrar kesem patlıyordu. O günü kimsenin yaşamasını istemem. Ölmek herhalde daha kolaydı.

Bu ağır travma ve vücudumda oluşan fiziksel yıkım sonunda bir yıl bekleme kararı aldık.

Bir yıl sonunda tekrar denemek için başladık Bahçeci Kliniği’ne… Transfer işlemi sonrası zor geçen 15 günlük bir süreç ve test sonucu 1408. Müthiş bir değer yakalamıştık. Fakat daha önce yaşamış olduğumuz şey, sevinmemizi bile engelliyordu. Acaba bu sefer ne olacak, sonunu görebilecek miyiz gibi bir sürü soru. 2 aylık hamileliğim dolmuştu ki, ağır bir kanama yaşadım. Gene kaybettiğimiz korkusu ile Bora Bey’i aradım Acele bir ultrasona girmemi istedi. Umudumuz olmadan ultrasona girdik.

Çocuk yaşıyor ve yerinde idi. Yeni bir umut ve yeni bir korku. Hamileliğimin 3. ayında Bora Bey, rahmin dikilmesini ve riskin bertaraf edilmesini istedi. Bahçeci Ekibi’nin Koşuyolu’ndaki merkezi Umut Tüp Bebek Merkezi’nde ufak bir operasyon ile rahimim dikildi. Yatarak geçirmiş olduğum 9 ay sonunda 3,6 kiloluk sağlıklı bir oğlum oldu. Tüm sıkıntılarımız sonunda bitmişti.

Bu hikaye aslında çoğumuzun yaşadıklarından farklı değil. Kim bilir sizler neler yaşıyorsunuz… Ama asla vazgeçmeyin! Bora Bey “3 hastam var ki, onların yaşadıklarını kimse yaşamamıştır” diyor. İşte o hastalardan biri benim. Siz vazgeçmeyin. İnanın sonu güzel. Doğru adrese gidin. Bizim gibi yıllarca yanlış ellerde kalmayın. Bahçeci Kliniği ve Ekibi bu konuda doğru adres.

Bu vesile ile Bahçeci Kliniği’ne, Dr. Bora Cengiz’e, Prof. Mustafa Bahçeci’ye ve tüm ekibe teşekkür ediyorum. Sizlere de şimdiden başarı, güç, kuvvet diliyorum.

– Mine Yılmaz
Nesrin Demirel
Nesrin Demirel
5 Deneme ve Annelik Heyecanı için Beklenen 13 Sene
Toplamda 5 denemeden sonra bütün umutlarımızın tükendiği yerde İstanbul’da oturan esimin kardeşinin ısrarıyla Bahçeci Tüp Bebek merkeziyle tanıştık. Bahçeciye gelene kadar bana hiçbir zaman iyi kalitede yumurta transferi yapılmamış… Devamını Okuyun

Merhaba,

Benim hikayem tam 13 senelik bir hikaye… Ben evlendiğimden beridir hep eşimle çocuk istedik. 2 senelik olunca tedavilere başladık. Biz taşrada oturuyoruz. Bulunduğumuz yerde 1 tane kadın doğumcu vardı. Onun gösterdiği yolda olur olur demesiyle 3 senemizi heba ettik. Yaş o zamanlar 25 ya da 26. İlaçla olsun diye uğraştık nasip değilmiş dedik her seferinde olmadı. Artık en son ablamın zoruyla Ankara’da bir tüp bebek merkezine gittik. Burada tetkikler istendi eksik evraklar tamamlandı ve eşimle benim durumuma bakılıp sizin kendiliğinden bebek sahibi olma imkanınız hiç yok niye bu zamana kadar orada vakit kaybettiniz denildi. Umutlandık galiba bu sefer bu işi hallettik olacak dedik. Ama her seferinde bir yıkım oldu bizim için.

Doktor yumurta rezervin çok az dedi. Sanki benim kabahatimmiş gibi. Neyse yumurtalarım toplandı döllendi transfer edildi. Ama sonuç yine hüsran olmadı. Her seferinde 1 sene arayla tedaviye ara vermek zorunda kaldık. Bizim için maddi külfetti çok istiyorduk bizi birbirimize bağlayan bir bağ bizden bir parçamız olsun. Ama hiç yılmadık aynı istekle kendimizi toparlayıp tekrar tekrar denedik. Toplamda 5 denemeden sonra bütün umutlarımızın tükendiği yerde İstanbul’da oturan esimin kardeşi Nilgün’ümün ısrarıyla Bahçeci Tüp Bebek merkeziyle tanıştık. Özellikle doktorum Cem beyin yakın ilgisi alakası sabrı ve inancıyla bütün tetkiklerim tekrar toplandı.

Yaptırdığım diğer yerlerden yumurta kaliteleriyle ilgili bir rapor istedi önce hepsini topladık. Baktı ki şimdiye kadar bana hiçbir zaman iyi 1. kalitede yumurta transferi olmamış. Ben şoklar içinde o kadar sene verdiğim emekler hep boşa gitmiş. Artık yaşım 36 olmuş benim son şansım artık burası dedim. Ama Cem beyin bana inanmasıyla hayalimin gerçekleşmesinin ümidini hiçbir zaman yitirmedim. Her ay adet olduğumun ilk günü akşam yola çıkıp ikinci günü tedaviye başladık yumurta toplamak için ilaçlar ama ilk başladığım ay 2 yumurta vardı ve 2’si de iyi kalite değildi 1 tanesi toplanmıştı.

O döllendi ama kalitesi çok kötü dendi iptal edildi o yumurta. İkinci gidişimde farklı bir prosedür deneyeceğim Nesrin Hanım dedi Cem Bey daha az ilaçla daha kaliteli yumurta çok kararsız kalmıştık başlamakla başlamamak arası ama başka çarem yoktu mecbur deneyecektim. Onu da denedik yine yumurtam çok az çıktı. Ama bu sefer havuz yapacaktı Cem Bey bana bütün yumurtalarımı orada biriktirip en iyilerini size transfer edeceğim demişti. Bir sonraki ay yine yumurta toplanması için gittim. Bu sefer bir mucize hiç yumurta geliştirmek için ilaç kullanmadan adetimin 3. günü 2 tane hem olgun hem de iyi kalitede yumurta toplamıştı. Havuzda artık 3 tane yumurtam vardı ve artık transfer işlemine geçmek istiyordu o kadar heyecanlıydı ki Cem Bey ben sadece tedirgin olmuştum.

Bütün uğraşmalarım boşa giderse ne yapacaktım diye korkuyordum. Hatta sadece 2 tanesini transfer etsek dedim hatta oda bana sizde her şeyin sonuna kadar gideceğim bakalım neyle karşılaşacağız dedi. Onun heyecanı beni de heyecanlandırmıştı. Nihayet transferim oldu. 1 hafta o kadar güzel geçti ki ama son 2 gün geçmek bilmedi. Tahlilimin yapılacağı gün büyük bir heyecanla yanımda en büyük destekçilerim kayınvalidem ve Nilgün’ümle vardık Bahçeci Tüp Bebek merkezine büyük bir heyecanla verdim kanımı o 1 saat geçmek bilmedi ama.

Cem bey bizden daha da heyecanlıydı tahlilin çıkmasını beklemeden laboratuvardan erkenden almış sonucu ve bizi çağırdı asistanı Dilek Hanım. Cem beyin odasına girdim oturdum içeriye gülerek gözünüz aydın Nesrin Hanım diyerek Cem Bey girdi ben hala şaka yapıyor falan sanıyorum. Hadi canım şaka mı yapıyorsunuz dedim. Oda hayır Nesrin Hanım tahliliniz çok iyi çıktı 300 geldi değeriniz deyince dünyalar benim oldu ve artık ben kendimde değildim 13 yıldan sonra hem hamile haberini almanın verdiği sevinçle anne olacağım düşüncesi beni çok mutlu etti. Odadan ağlayarak çıktım Allah’ım sonunda artık bende anne olacaktım.

Hepsi Cem Bey ve o güzel ekibinin sayesinde. Tekrar tekrar çok teşekkür ederim Cem Çelik bana inandın beni yarı yolda bırakmadın. Her aradığımda halen ulaşıp bana her konuda destek ve yardımcı olduğun için ne kadar teşekkür etsem azdır. Allah sizlerden razı olsun mucizemi gerçeğe dönüştürdüğünüz için iyi ki varsınız…Ha bu arada mucizelerim doğsunlar Cem beyle tanıştırmak için mutlaka ziyaret edeceğiz kendilerini.

Benim bu anlattıklarım her isteyene ışık olsun 13 seneden sonra ben bebek sahibi olabileceksem işlerini doğru ve iyi yapan bir ekiple karşılaştığım içindir.

– Nesrin Demirel
Yurdanur Egin
Yurdanur Egin
Elifnaz ve Nazlıcan’ın Annesi
Bahçeci’den önce 2 aşılama ve 2 tüp bebek denemesinde başarısız sonuç aldıktan sonra eşimle doktor değiştirme kararı aldık… Devamını Okuyun

Biz 2003 yılında evlendik ve 3 sene sonra çocuk sahibi olmaya karar verdik. 2 aşılama ve 2 tüp bebek denemesinde başarısız sonuç aldıktan sonra eşimle doktor değiştirme kararı aldık. Patronum eşinin doktoru olan ve yıllar sonra onlarında bir çocuk sahibi olmalarına vesile olan çok kıymetli ve değerli doktorumuz Güvenç Karlıkaya ile tanıştık. İnanın sonuç olumsuz dahi olsa tekrar tekrar deneme isteği uyandıran çok güvenli, profesyonel bir ortam ve klinikte olduğumuzu hissettim.

Tedavi sürecinde hocamız daha önce bana uygulanmayan embriyo dondurulduktan 1 ay sonra transfer işlemini uygulayacağını ve bunda olumlu sonuçlar alındığını söyledi, o şekilde süreç bizim için başlamış oldu. 3 embriyodan sağlıklı olan ikisi transfer edildi ve o çok zorlu bekleyiş başladı. 12. günde yaptırmam gereken HCG testi sabredip beklemeden 1 gün önce evde test yaptım ve o hayatımı değiştiren iki çizgiyi görünce dünyalar benim oldu, bende artık gerçek bir anne adayıydım. Sabahı zor edip hemşiremizi aradım ve kliniğe koştuk orda da kan testi olumlu çıktı ve 2 hafta sonra doktorum tekrar gelmemi istedi, tekrar gittiğimde ultrasonda 2 tane kalp atışı duyduk ve sevincimiz ikiye katlanmış oldu.

Evet şimdi kızlarımız 1 yaşına girdi şükürler olsun. Başta doktorumuz Güvenç hocama (en yakın zamanda ziyaret etmek istiyorum) ve Bahceci kliniği çalışanlarına çok ama çok teşekkürler. Bu yazılanlar sizler için az bile ama hislerimi ancak bu kadar yazıya dökebiliyorum. Hepinizi çok seviyorum. İnşallah bunu okuyan ve çocuk sahibi olmak isteyen herkese Allahım nasip etsin.

Herkese sevgiler

– Yurdanur Egin

Bize Ulaşın

444 39 49 numaralı telefondan bize ulaşabilir, tüp bebek tedavisi hakkında detaylı bilgi almak için internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

bahceci.com

Sizi Arayalım

Doktorlarımızla ücretsiz ön görüşme yapmak için telefon numaranızı bırakın, sizi arayalım.